Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 02 Haziran 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Amerika'nın Suriye kızgınlığı sürüyor


Florida Temsilcisi Robert Wexler ABD Kongresi'ndeki Türk Dostluk Grubu'nun kilit isimlerinden biridir. Alman Marshall Vakfı'nın Ankara bürosunun açılışı için önceki gün düzenlenen akşam yemeği öncesinde kendisiyle konuşma fırsatını buldum. Kendisiyle zaten, çeşitli konferanslardan kalma bir "paneldaşlığımız" da var.
ABD Temsilciler Meclisi üyesi Edward Whitfield'ın KKTC'ye yaptığı ve Kıbrıslı Türkleri sevindiren, Rumları ise adeta çıldırtan geziye o da dahildi. Ancak, programlama hatası nedeniyle o geziye katılamadı. Rumların bunu, "Korktu vazgeçti" şeklinde lanse etmeleri üzerine, bir açıklama yapan Wexler, bu geziyi sonuna kadar desteklediğini duyurdu. Ardından da Whitfield heyetinin Ankara temaslarına katılmak için Türkiye'ye geldi.

ABD'de yankılanıyor
Wexler'a, Washington'daki Türkiye'ye dönük havanın nasıl olduğunu sordum. "Normalleşmeye doğru gidiliyor gibi bir hava var" dedim. Başbakan Erdoğan'ın yaklaşan ABD ziyareti ve Türkiye'ye peş peşe gelen Kongre heyetlerinin buna işaret ettiğini söyledim. Wexler, durumun aslında pek de öyle olmadığını belirtti.
Tezkere olayının yankılarının atlatılmak üzere olduğu bir sırada, Türkiye'nin, Amerika'daki Türk dostları için bir "Suriye sorunu" çıkardığını söyledi. Söylediklerinden anladığım kadarıyla, Başbakan Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Sezer'in Şam'a yaptıkları ve Amerikalıların kendilerine dönük olarak bir "meydan okuma" olarak algıladıkları yüksek profilli ziyaretler ABD başkentinde yankılanmaya devam ediyor.

'Esad iflah olmaz'
Suriye'den geçmişte çok çeken bir ülke olarak Türkiye'nin bazı şeylerin bilincinde olduğunu, buna karşın, Ankara'nın Şam'a yönelik bu açılımlarının Beşar Esad'ın 'yola getirilmesi' açısından Washington'un da işine gelen sonuçlar doğurabileceğini anlatmaya çalıştım. Wexler, buna katılmadığını söyledi. Baba Esad'ın kadrolarıyla yoluna devam eden ve genel olarak Suriye'nin eski çizgisini sürdüren Beşar Esad'ın bu aşamada iflah olmayacağını belirtti.
Wexler, bununla da kalmayarak, "Irak'ta Amerikan askerlerinin öldüğü bir sırada bu tür ince argümanları sokaktaki Amerikalıya zaten anlatamazsınız" dedi. Attığı birçok olumlu adımdan dolayı Erdoğan hükümetini kendisi gibi defalarca kutlayanların bile Türkiye'nin bu tutumunu anlamakta ve kamuoyuna anlatmakta zorlandığını kaydeden Wexler, bunları kendilerini kabul eden Başbakan Erdoğan'a da açık bir şekilde ilettiğini söyledi.

Irak saldırılarındaki rolü
Wexler ile yaptığımız bu konuşmadan sonra Washington'un Ankara'daki en üst düzeyden diplomatlarından birine, "Kongre üyenizin bu söylediklerini Amerikalı yetkililer de paylaşıyorlar mı?" diye sordum. Yanıtı, "Tümüyle" oldu. Nedenini de, Şam'ın, Lübnan'daki Hizbullah'ı desteklemeye devam etmesine ve bu örgütün hem İsrail, hem de Irak'taki birçok terör saldırısının arkasında olmasına bağladı.
Özetlemek gerekirse, Amerikalılar, Irak'ta son günlerde artan kanlı saldırılarda Suriye'nin bir parmağı olduğuna kesin olarak inanıyorlar. "Bunun kanıtı nedir?" diye sorduğumuzda da, "Sizler zamanında Şam'ın PKK'yı desteklediğinden nasıl kuşku duymadıysanız, bizim de aynı Şam'ın şu anda ve şu veya bu şekilde bu saldırıların arkasında olduğundan kuşkumuz yok" diyorlar.

Aynı yöntemi izliyoruz
Uzun lafın kısası, Amerikalılar sözü şuna getiriyorlar: "Siz Şam'ı PKK konusunda nasıl zorla hizaya getirdiyseniz, biz de aynı yöntemi uyguluyoruz. Ancak bu çabalarımızı, Şam'ı cesaretlendirmek suretiyle sekteye uğratıyorsunuz. Bunun olumsuz yansımaları olmayacağını nasıl düşünebilirsiniz?"
Bu yaklaşım bile Ankara-Washington hattında "normalleşme"nin henüz tam olarak sağlanamadığını göstermeye yetiyor.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Fransız modeli ve Türkler
CHİRAC Fransızlara hitap ederken onların duyg...
Çetin ALTAN
Hollanda da "Hayır" dedi, çalsın davullarla zurnalar...
Hollanda hükümeti, AB Anayasası'nı, meclisten...
Melih AŞIK
İstanbul kazığı
Şampiyonlar Ligi Finali'nde İstanbul'a gelen ...
Fikret BİLA
AB'nin yapamadığını ABD yaptı
Türkiye'nin ve KKTC'nin beklentileri doğrultu...
Hasan CEMAL
Liderlik, devlet adamlığı!
Fazla ayrıntıya girmeden şu söylenebilir: Tür...
Güneri CIVAOĞLU
Anahtar
Siyasette altın anahtarın "iletişim" olduğunu...
Can DÜNDAR
Bir dönüm noktası
Türkiye, şiir okuyarak siyaset yaptı diye bir...
Hurşit GÜNEŞ
Yoksullukla mücadele gerekiyor
Avrupa'da Türkiye aleyhtarı bir havanın olduğ...
Doğan HEPER
Bunlar soykırım değil mi?..
TÜRKİYE'yi en çok eleştiren Fransa'nın "soykı...
Semih İDİZ
Amerika'nın Suriye kızgınlığı sürüyor
Florida Temsilcisi Robert Wexler ABD Kongresi...
Sami KOHEN
"Non"... "Nee"... sonrası ne?..
AB Anayasası'nın ölü sayılması için, Fransa'n...
Mehmet Y. YILMAZ
Laik eğitime veda zamanı mı?
Gelecek öğretim yılından itibaren liselerde "...
Hasan PULUR
Buna "tecahül" denir...
OSMANLICADA "tecahül" diye bir kelime vardır;...
Derya SAZAK
CHP neyle meşgul?
Türkiye'de muhalefete en çok ihtiyaç duyulan ...
Meral TAMER
Protesto için sokaklara dökülme zamanı
Bilmem dikkat ettiniz mi? Pazar gecesi refera...
Güngör URAS
İpekçilik enstitüsü 'yap-sat'çıya gidecek
Bursa'da ipekböcekçiliği MS 552 yılında başla...
Serpil YILMAZ
İran'daki kayıp Havaş'ı getirdi
TMSF ile yaptığı anlaşma gereği 435 milyon do...
M. Ali BİRAND
Türkiye, 17 Aralık'ta direkten dönmüş...
Fransız referandumu, ardından da Hollanda'nın...

© 2005 Milliyet