Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 02 Haziran 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Non"... "Nee"... sonrası ne?..


AB Anayasası'nın ölü sayılması için, Fransa'nın "Non" demesi zaten yetiyordu, ama şimdi Hollanda'nın "Nee"si, tabuta ikinci çiviyi de çakmış oldu.
AB'nin altı kurucusu arasında yer alan Fransa ile Hollanda'nın referandumda "hayır" demesinin benzer nedenleri var: Halk, bu oylamayı ekonomik ve sosyal sıkıntıların faturasını hükümete çıkarmak için fırsat bildi. İki ülkede de yükselen milliyetçilik ve de yabancı düşmanlığı, AB'ye karşı tepki oyunun verilmesine yol açtı...
Hollanda'da halkın önemli kısmı, göç sonucunda kendi ulusal kimliğini kaybettiğini düşünüyor ve bu durumdan AB'yi sorumlu tutuyor. Birçok Hollandalı da, AB'ye fert başına en çok mali katkıda bulunan ülkenin Hollanda olduğunu (5 milyar euro) hatırlatarak, Birliğin kendilerine pahalıya mal olduğunu ve karşılığında pek bir şey almadıklarını öne sürüyor.
Referandum kampanyasında bütün bu nedenler enine boyuna tartışıldı. Bu arada "Türkiye faktörü" de "hayır" korosuna dahil edildi...
* * *
ASLINDA "Non-Nee" çifte darbesi ile yere serilen "ölü"nün AB'nin değil, AB Anayasası'nın olduğunu belirtmek lazım. Diğer bir deyişle, anayasa gömülecekse bile, AB yaşamaya devam edecek. Bu darbelerden ciddi yara almış ve sarsılmış da olsa...
AB'nin şimdi toparlanması, daha doğrusu kendine yeni bir kimlik ve misyon biçmesi, zaman alacak. Bu referandumların en olumsuz sonuçlarından biri, AB'ye zaman kaybettirmesi; onu yerinde saymaya zorlamasıdır.
Ama, Fransız ve Hollanda referandumları şu gerçeği de ortaya çıkarmış bulunuyor: AB, henüz ileri bir siyasal birlik oluşturacak duruma gelmedi. Yaşlı kıta ülkelerinin "Birleşik Avrupa" kurma hayali bazı idealist aydınların ve elitlerin gözünde tütebilir ama, halklar (ve onlara hoş görünmek isteyen popülist siyasetçiler) henüz buna hazır değiller...
Fransa ve Hollanda'da görüldüğü gibi (ki bu önümüzdeki aylarda referanduma gidecek olan diğer ülkelerde de görülecek), "Anayasaya hayır"ın arkasında, AB'ye karşı duyulan bazı kuşkular ve hatta korkular da yer alıyor. Yani "hayır" diyenler, belki de içeriğini tam kavrayamadıkları anayasanın öngördüğü "yarınki AB"den çok, "bugünkü AB"ye karşı tepkilerini sergilemek fırsatını buldular.
Bu referandumlar gösterdi ki, Avrupalılar çoğunlukla ulusal kimliklerini ve çıkarlarını entegrasyonun üstünde sayıyorlar. Şimdiki haliyle bile, AB'nin öngördüğü "Avrupalılık" milliyetçiliğin yükseldiği bir ortamda, arzulanan geniş desteği görmüyor. Entegrasyon yönünde atılan adımlara hâlâ tepki gösterilmesi bunun örneği. Nitekim Hollanda'da "hayır" diyenlerin bir şikâyeti de euronun hayat pahalılığına yol açması ile ilgili...
* * *
ŞİMDİ AB yöneticileri, saf dışı edilen anayasanın yerine nasıl bir yeni antlaşmanın oluşturulması gerektiğini düşünürken, referandumların ortaya koyduğu "AB ile ilgili bugünkü gerçekleri" dikkate almak ve halkın istekleri doğrultusunda yeni düzenlemelere gitmek durumundalar.
Bu hiç de kolay değil; çünkü her ne kadar AB'nin (Komisyon gibi) organları varsa da, üye ülkelerin farklı çıkarlarından ve tavırlarından ötürü herkesi tatmin edecek ortak politikalar belirlemeleri çok zor.
Öyle görünüyor ki, referandumlardan sonraki iş, "Anayasayı kurtarmak"tan çok, "AB'yi korumak" oluyor...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Fransız modeli ve Türkler
CHİRAC Fransızlara hitap ederken onların duyg...
Çetin ALTAN
Hollanda da "Hayır" dedi, çalsın davullarla zurnalar...
Hollanda hükümeti, AB Anayasası'nı, meclisten...
Melih AŞIK
İstanbul kazığı
Şampiyonlar Ligi Finali'nde İstanbul'a gelen ...
Fikret BİLA
AB'nin yapamadığını ABD yaptı
Türkiye'nin ve KKTC'nin beklentileri doğrultu...
Hasan CEMAL
Liderlik, devlet adamlığı!
Fazla ayrıntıya girmeden şu söylenebilir: Tür...
Güneri CIVAOĞLU
Anahtar
Siyasette altın anahtarın "iletişim" olduğunu...
Can DÜNDAR
Bir dönüm noktası
Türkiye, şiir okuyarak siyaset yaptı diye bir...
Hurşit GÜNEŞ
Yoksullukla mücadele gerekiyor
Avrupa'da Türkiye aleyhtarı bir havanın olduğ...
Doğan HEPER
Bunlar soykırım değil mi?..
TÜRKİYE'yi en çok eleştiren Fransa'nın "soykı...
Semih İDİZ
Amerika'nın Suriye kızgınlığı sürüyor
Florida Temsilcisi Robert Wexler ABD Kongresi...
Sami KOHEN
"Non"... "Nee"... sonrası ne?..
AB Anayasası'nın ölü sayılması için, Fransa'n...
Mehmet Y. YILMAZ
Laik eğitime veda zamanı mı?
Gelecek öğretim yılından itibaren liselerde "...
Hasan PULUR
Buna "tecahül" denir...
OSMANLICADA "tecahül" diye bir kelime vardır;...
Derya SAZAK
CHP neyle meşgul?
Türkiye'de muhalefete en çok ihtiyaç duyulan ...
Meral TAMER
Protesto için sokaklara dökülme zamanı
Bilmem dikkat ettiniz mi? Pazar gecesi refera...
Güngör URAS
İpekçilik enstitüsü 'yap-sat'çıya gidecek
Bursa'da ipekböcekçiliği MS 552 yılında başla...
Serpil YILMAZ
İran'daki kayıp Havaş'ı getirdi
TMSF ile yaptığı anlaşma gereği 435 milyon do...
M. Ali BİRAND
Türkiye, 17 Aralık'ta direkten dönmüş...
Fransız referandumu, ardından da Hollanda'nın...

© 2005 Milliyet