
|
|
|
 |
|
|
Mardin kapı şen olur le, le, le, le
Yukarı Mezopotamya'daki Mardin'in taş konaklarında uyudum, kaburga dolması ve badem şekeri yedim, bıttım sabunuyla yıkandım, Deyr'ul Zeferan'ı gezdim, telkari ustalarını izledim, takla atan güvercinleri seyrettim, halay çekenlere alkış tuttum
BÜLENT YARDIMCI // AGRO - KÜLTÜR
byardimci@milliyet.com.tr
Cuma sabahı günün ilk ışıklarında evden çıktım. Pazar gecesi eve geldiğimde saat yarımı geçiyordu. Üç gün, iki gece kalmış, sürekli koşturmuş epeyce yorulmuştum. Parmağımı kıpırdatacak halim kalmamıştı. Ama çok mutluydum.
Mardin'e gitmiştim. Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği'nin davetlisi olarak katıldığım Mardin gezisi, Savur, Midyat, Hasankeyf ve Diyarbakır'ı kapsıyordu. Tam bir Yukarı Mezopotamya gezisiydi.
Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat diyenlere işte Mardin gezisi:
Kirpi satıyorlar
Cerciş Murat Konağı'nda enfes yemekler yedim, halay çekenlere alkış tuttum. Erdoba Konakları'nda uyudum. Hasankeyf'te, sanki satacak başka bir şey kalmamış gibi turistlere içi doldurulmuş kirpi ve yaban tavşanları satıldığını görünce üzüldüm. 5 bin yıllık tarihin içine kola, bira tabelaları asan firmalara kızdım. Mardin Kasımiye Medresesi'nin önündeki minik çocuk çarşısı çok hoştu. Küçük masalarda el işi satan çocuklar, hiç taşkınlık yapmadan mallarını beğenmemizi bekliyorlardı. Hepimiz bu çocuklardan bir şeyler satın aldık.
Kasımiye Medresesi çok etkileyici. Akkoyunlular döneminde, 16. yüzyılın başında inşa edilen bu muhteşem yapı insanın başını döndürüyor. Döndürüyor döndürmesine ama taş duvarlara kazınmış Ali, Veli, Ayşe gibi isimleri görünce de incinmemek elde değil. Bırakın sahip çıkmayı zarar vermeyelim yeter!
Rent a donkey (kiralık eşek)
Sokaklarının dar ve merdivenli olması nedeniyle tarih boyunca şehir içi ulaşım da dahil olmak üzere tüm nakliye işleri eşekle yapılıyor. Çünkü, Mardin'in dar ve merdivenli sokaklarına taşıt giremiyor. Bu nedenle belediye bazıları beyaz renkte olan kadrolu 46 eşeği, evlerden çöpleri toplayarak merkeze naklediyor. Mardin'de 'rent a car' (kiralık oto) işi olmaz. Bence Mardin'de 'rent a donkey' (kiralık eşek) işi çok sükse yapar. Mardinliler, Büyükada'da olduğu gibi eşekle Mardin turu düzenlemeyi düşünmeliler. Büyükada'da eşekle ada turu yapan 5 YTL öder. Mardin'de kiralık eşek bulsaydım, şehir turu için 10 YTL gözüm kapalı öderdim. Çünkü nefesim yetmediği için Dellallar, Kazancılar, Marangozlar, Hasan Ammar, Sokulbakar, Babıssor çarşılarını gezemedim. Süryani patrikleri Mardin'de tahtırevanla dolaşırlarmış. Şimdi niye Mardin'de tahtırevan yok.
Mor Gabriel mi, Aya Sofya mı?
Bir rivayete göre, Mardin kentinin kuruluşu Nuh Tufanı'na kadar dayanıyor. Mardin yöresi, Hurri - Mitanni Krallığı, Eti, Sur, Babil, Pers, Roma, Arap ve Selçuklu egemenliği altında kalmış. Artukoğulları döneminde kent büyük bir imar görmüş, gelişmiş.
Tüm yöre, sayısız ören yeri, cami, kilise, türbe, medrese ile dolu.
Bir süryani manastırı olan Mor Gabriel (Deyrul'umur) M.S. 397 yılında inşa edilmiş. Mor Gabriel, M.S. 537 yılında İstanbul'da inşa edilen
Aya Sofya'dan daha eski bir tarihi yapı.
10 yıl sonra sular altında
Ölmeden, dünya gözüyle Hasankeyf'i de gördüm ve inanılmazdı. İkinci bir Kapadokya yaparak, darphane gibi para kazanacağımıza, Hasankeyf'i baraj sularının altına gömeceğimizi hatırlayarak üzüldüm. Kendi kendime, "Zeugma'yı (Gaziantep), Hasankeyf'i (Urfa) ve Allionai'yi (Bergama) baraj sularının altına gömdüğümüz için torunlarımız bizi affetmeyecek" diye düşündüm.
Hasankeyf'te arkadaşlarım tepeleri gezerken ben Fırat'ın kenarında oturacak bir iskemle, içecek bir gazoz bulamadan hayal kurdum. Fırat boyunca kilometrelerce uzanan 40 - 50 metre yükseklikteki kalker kayanın içine evler, dükkanlar oydum. Hasankeyf'te geniş bir kavis yapan Fırat'ta kelek ve kürek yarışları, tekne gezintileri, balık avı partileri düşledim. Astra Zeneca Türkiye firmasının desteğiyle, Marco Plüss'un fotoğraflarıyla, Prof. Dr. Oluş Arık'ın açıklamalarıyla Tarih Vakfı'nın yayınladığı Hasankeyf kitabını inceleyin. 10 yıl sonra sular altında kalacak olan Hasankeyf'i mutlaka görün.
Mardinli sengtraşlar
Büyük usta Mimar Sinan, Süleymaniye Camii inşaatına başlarken, Osmanlı İmparatorluğu'nun dört bir yanından ustaları topladı. Koca ülkenin, en usta kurşun ve tunç dökenleri, demir ve bakır dövenleri, hakkakları, hattatları, müzehhipleri, dülgerleri İstanbul'a geldi. Süleymaniye'nin taşlarını yontan ustalar (sengtraşlar) ise Mardinliydi.
Meraklısı, Ord. Prof. Dr. Ömer Lütfü Barkan'ın kitabından, bu ustaların günde kaç akça yevmiye aldıklarını öğrenebilir. 1910 yılında yanan, 1992 yılında otel olarak hizmete giren Çırağan Sarayı'nın tamirinde çalışan mermer ve taş ustaları da yine Mardinliydi.
Mardin'in evleri, camileri, medreseleri, kiliseleri bin, hatta bin 800 yıldır ayakta duruyor. Hepsi, bugün hiçbirinin adını bilmediğimiz dülgerlerin ve sengtraşların eseri. Taşın, oya gibi nasıl işlendiğini görmek için Mardin önemli bir adres.
Tel tel telkari
Midyat ilçesi, Beypazarı ve Trabzon'da da yapılan telkarinin Mardin'deki Merkezi. Telkarinin sözlük anlamı tel ile yapılan sanat. Yarım santim kalınlığındaki altın veya gümüş çubukların haddede çekilmesi ile elde edilen 1 mm. kalınlığındaki teller, kıvrılarak gerekli parçalar hazırlanır. Daha sonra bu parçalar bir araya getirilerek yüzük, bilezik, küpe gibi takılar, vazo, mücevher kutusu, tepsi gibi eşyalar yapılır. Telkarinin nasıl yapıldığı kalemle anlatılamaz. Gidip yerinde görmeli..
Varlık içinde yokluk
Mardin geçmişte zenginmiş. Dağlarından bal, ovalarından yağ akarmış. Eski Mardin 10-15 odalı taş konaklarla dolu. Bugün fukara illerimizden biri olan Mardin yine zengin olabilir. Mardinli, zengin olmak için akıllıca çalışmalı ve memleketinde kazandığı parayı İstanbul'a taşımaktan vazgeçmeli. Mardin'in zengin olması için fabrikalara ihtiyacı yok. Taşı, badem şekeri, leblebisi, mercimeği, fıstığı, inciri, zeytini, kirazı, dut pestili, bağları, yemekleri, müziği, bıttım sabunu, beyaz eşekleri, taş evleri, telkarisi, ceviz mobilyaları, paçalı güvercinleri, tavus kuşları, merdivenli sokakları, camileri, medreseleri, manastırları, kısacası kültürü ve tarihi, zengin olmak için Mardin'e yeter. Fabrikalar kurup Mardin'in nüfusunu 50 - 60 binden 500 - 600 bine çıkarmak çok yanlış olur. Mardin'i koruyalım ve ülkemizin yüzük taşlarından biri yapalım.
|
|
|

|
|