
|
|
|
 |
|
|
'Kaptan köşkü gibi Başbakanlık gerekli'
TÜSİAD Brüksel Temsilcisi Bahadır Kaleağası'na göre Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde en büyük değişimlerden biri, siyasi iktidarın iş yapma alanında yaşanacak. Kaleağası, 'Başbakanlık, içinde çaycıların dolaştığı, sabah dokuz akşam beş çalışılan bir kamu dairesi olmayacak' diyor
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine uyum sürecinde çok önemli değişiklikler yaşayacağını söyleyen Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Brüksel Temsilcisi Bahadır Kaleağası, gerçekleştirilmesi gereken en önemli reformlardan birinin kamu reformu olduğunu söyledi.
Kamu reformu kapsamında başbakanlığın çalışma sistemini değerlendiren Kaleağası, "Başbakanlık içinde çaycıların dolaştığı, bir kamu dairesi mantığıyla yönetilen, sabah dokuz akşam beş çalışılan bir yer değildir. AB ülkelerinde başbakanlıklar 24 saat çalışan yerlerdir. Türkiye'de de AB süreci ile birlikte bu değişimler yaşanacak. Başmüzakereciden ziyade başbakanlık müsteşarı daha önemli hale gelecek. Başkanlık, 24 saat kesintisiz çalışılan ve iletişimin dikey değil yatay olduğu bir yer olacak" dedi.
Kaptan köşkü
AB süreciyle birlikte Türkiye'de yaşamın her alanında, ev hanımından bankacıya, kaymakamdan öğretmene mobilyacıdan süpermarket müşterisine, herkesin bu değişimi yaşayacağını veya bundan bir şekilde etkileneceğini ifade eden Kaleağası, hükümet ve devlet yönetimi açısından yaşanabilecek gelişmelere ilişkin şunları söyledi:
"Başbakanlık kaptan köşkü olacak. Bugün olduğu gibi bir devlet dairesi gibi olamaz, devlet dairesinin önüne geçecek. Başmüzakereci önemli, ancak belirlenememesi vahim bir durum değil. Müzakereci üst yapıdır. Bu nedenle geç belirlenebilir. Ancak, Avrupa devletlerinde kaptan köşkü olarak görülen başbakanlık, 24 saat çalışan bir ev olmalı, devlet dairesinin önüne geçmeli. Bu devlet yapısıyla sağlıklı bir müzakere süreci götüremeyiz. Çok kapsamlı değişiklik olacak. Bürokratik kültürün değişmesi gerekiyor."
'Konuyu komisyona at, ölsün'
AB üyelik sürecinin devlet içindeki bilgi akış modelini değiştireceğini söyleyen TÜSİAD Brüksel Temsilcisi Kaleağası, Türkiye'de bilgi saklayarak kariyer yapma hastalığı olduğunu ileri sürdü.
Bürokrasideki bu tür alışkanlıkların yatay iletişim ile yok edilmesi gerektiğini söyleyen Kaleağası, Türkiye'de çok fazla kullanılan 'alt komisyon' ve 'koordinasyon' sözcükleri için Avrupalıların yaptığı değerlendirmeyi şöyle iletti:
"Bir konuyu alt komisyona göndermek demek Avrupalılar tarafından 'o konuyu öldür demek' anlamına geliyor. Koordinasyon sözcüğü de benzer şekilde, bir işin yapılmaması olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle bilginin yatay dolaşımına ve bunu sağlayacak olan teknolojik altyapıya önem veriliyor. Türkiye, bürokrasi ve devlet içinde bilginin hızlı dolaşımı sağlamak için bu değişimleri teknoloji yatırımı ile birlikte yapmak zorunda."
AB'ye üyelik sürecinin Türkiye'de gündelik yaşam kültürünü de derinden etkileyeceğini ifade eden Kaleağası, AB standartlarının üreten, hizmet alan ve bu süreçleri denetleyen tüm kesimleri uyuma zorlayacağını söyledi.
Bu nedenle AB'nin siyasi iktidarın karar alma süreçlerine sivil toplum örgütlerini de dahil etmesini istediğini söyleyen Kaleağası, 'Bu kuruluşların hangisini sivil toplum kuruluşu sayıp, muhatap alacağım' düşüncesinin mazeret kabul edilmeyeceğini belirtti.
"Bu işler yasa ile düzenlenmiyor" diyen Bahadır Kaleağası'na göre bunu bilmek siyasal iktidarın sorumluluğu.
Avrupa ülkelerinde AB kültürünün bir parçası olarak görülen sivil toplum kuruluşlarının, vergi ödeyen, hizmet alan ve tüketenler olarak karar alma sistemlerine alındıklarını anlatan Kaleağası, "Sistem yüzde 90 oranında böyle çalışıyor. Yaşanan çatışmalar da doğal olarak kabul görülüyor. Kimse bu çatışmalardan rahatsız olup bu kuruluşları dışlama yoluna gitmiyor" dedi.
Avrupa'nın tek sesi sevmediğini söyleyen Kaleağası,"Totaliter yaklaşımlar olmaz. Siyasi partiler, üniversiteler, medya ve sivil toplum örgütleri bunu yapmalı. 'Tek ses olalım. Her kafadan ses çıkmasın' yaklaşımı yanlış" diye konuştu.
|
|
|

|
|