Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 03 Haziran 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İzmirli, "Baba beni okula gönder"e kulak verdi

Yaşam Güzeldir / Banu Şen

Ne çok vurulur oldu kadınlar... Tüm toplumun berdelini, töresini, canıyla ödeyen kadınlar... Yalnız burada değil onlar. Her taraftalar. Ne çok kadın var yarıda kalan... Kanat çırpıp, göğe uçan sonra da vurulan... Bir de ne çok adam var; eline bıçağı, silahı alan sonra da töre, namus, kıskançlık uğruna kadınlara kıyan? Kolay geliyor kadın canını ortadan kaldırmak. Daha kolay! Ana yüreğine bir bıçak saplayıp, koparmak. Bu bıçak; silah çoğu zaman söz de oluyor, tokat da. Bazen gerçek bir cinayet oluyor... Bazen de bir sözle, bir tokatla, tacizle, daha büyük cinayet işleniyor. İş yaşamında, sosyal yaşamda canına kıyılan nedense hep kadınlar oluyor.
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü değil. Ama küçük kız çocuklarını, ana kadınları yok etmeye çalışan düzene kızgınlığımı; bir kampanyanın da sevincini yazıyorum bugün. Çünkü ne çok vuruluyor kadınlar:
Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70'i eşleri ya da sevgilileri tarafından öldürülüyor.
Dünyada her 3 kadından 1'i hayatının bir döneminde şiddete maruz kalıyor. Her 5 kadından 1'i hayatının bir döneminde tecavüz veya tecavüz girişimi kurbanı oluyor.

Vuruluyor kadınlar!
Gelişmekte olan ülkelerde okur - yazar olmayan her 3 kişiden 2'si kadın. 2000 yılı itibariyle Türkiye'de 25 yaşın üzerinde okuma yazma bilmeyen kadın sayısı 4 milyon 625 bini buluyor. Bu rakam erkeklerde 1 milyon 176 bin kişide kalıyor. Buna karşılık, 1975 - 2000 döneminde kadınların eğitimde büyük mesafe kaydettikleri de görülüyor. İstatistiklere göre dönem başında: 1 milyon 920 bin seviyesinde olan ilkokul mezunu kadınların sayısı 7 milyon 644 bine, 167 bin olan ortaokul mezunu sayısı 896 bine, 199 bin olan lise mezunu sayısı da 1 milyon 539 bine çıktı. Üniversite mezunu kadın sayısı da 56 binlerden 910 bine kadar yükseldi. Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranları da bir o kadar düşük. Erkeklerin yüzde 69.5'i, kadınların ise sadece yüzde 25.1'i işgücüne katılıyor.
Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) verilerine göre, 2004 sonu itibariyle 5 milyon 652 bin kadın çalışırken, 588 bin kadın işsiz.
Okuyamayan kadın çalışamıyor, erken yaşta evlendiriliyor, evlenip erken yaşta çoluğa çocuğa karışıyor. Şiddete maruz kalıyorsa, mutsuz oluyorsa artık sesini hiç çıkartamıyor. Tüm bu kısır döngü yukarıdaki verilerden de anlaşıldığı gibi eğitimden başlıyor. Kızlar babalarına "Baba beni okula gönder" diyemiyor. İşte tam burada, mutlu eden bir gelişme yaşanıyor. Onların yerine Milliyet, kız çocuklarının okullaştırılması amacıyla "Baba beni okula gönder" diyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde belki de büyük bir sıçrama tahtası olabilecek bu kampanyaya büyük kuruluşlardan küçük tiyatro gruplarına, tanınmış sanatçılardan sade vatandaşa kadar binlerce insan katılıyor.
Kızlarını okula gönderen, Türkiye'nin Batı'ya açılan penceresi İzmir kampanyaya ilgi gösteriyor. Küçücük öğrenciler, işadamları, hayırseverler maddi destekte bulunuyor.
Yalnız aklıma gelen şu soru var, "İzmir'de de geliri kampanyaya kalacak organizasyon, konser, gösteri düzenlenemez mi?"
Van'da, Şırnak'ta, Kars'ta, Muş'ta okuyamayan, okula gidemediği için çalışamayan, çalışamadığı için erkenden evlendirilen; töre, namus, kıskançlık cinayetine kurban giden, şiddetle, tacizle karşılaşıp susmak zorunda kalan kızlar da bizim. Konuşamadığı, karşı koyamadığı için ama yüreğinden ama dilinden ama sırtından vurulan kızlar da! Onlar diyemedi... Milliyet ve okurları onların yerine "Baba beni okula gönder" diyor. Sadece oradaki babalar değil tüm babalara sesleniyor. Çünkü Nazım Hikmet'in de dediği gibi;

KADIN

Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde
Yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir
harman yerinde dokuz zilli
köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım bacaklarım.
Yavrum, anam, karım, kız kardeşim
Hayat arkadaşımdır...
Nazım Hikmet

bsen@milliyet.com.tr



EGE
Emeklilik hakkında her şey
Betonu döke döke gidiyorlar
İzmirli, "Baba beni okula gönder"e kulak verdi
EXPO için senaryo lazım
No!... Mersi!..





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi
Mustafa Tanyeri

© 2005 Milliyet