|
 |
|
|
Adalet Ağaoğlu, arkadaşı Vüs'at O. Bener'i yazdı
Sessizce büyük yazıp sessizce büyük gitti
Vüs'at O. Bener, susmakla konuşmak, ölmekle yaşamak arasındaki derinden boğuşmayı, üstünde derin düşünülmüş bir dil ve üslupla dışa vurmuştur
KONUK YAZAR - Adalet Ağaoğlu
Vüs'at O. Bener. O da gitti. Gizi gibi okur çoğunluğuna 'yabancılığının' sırrı burda: İpuçları birbirinin hem içinde hem dışında bol boyutlu bir yazın dokumacısı olmasında.
Yazar dostluğu Ankara'da farklıymış gibi; bana öyle geliyor. Buluşmalar yazılanlarla yazılacaklar üstüne olurdu. Medya ve yayınevi içre alışverişe her şeyden önce 'kamu hizmeti' zaman vermezdi. Edebiyat üzre buluşmalar da sanki bir sevgiliye kavuşulmuş gibi sahici buluşmalardı. Bana öyle geliyor.
İkilemlerin darlığı
Vüs'at ile bu minval üzre başlayan dostluğumuz çok eski. 1950 sonrası okuryazar kuşağının birbirini 'bilerek' tanıması; bürokrasiyle yüzleşmesi ve yaratı ile 'memuriyet' arasındaki çelişkinin bunalımını birlikte tanıyıp yaşamış olmaktan doğma dostluklar dönemi...
Bu ikilemlerin darlığı Vüs'at O. Bener'in ilk satırlarından son kitaplarına kadar bütün eserlerinde görülür. Yazıp yaratmak ve kendini kamu hizmetine vermek arasında sıkışıp kalmanın bunalımı.
Ölüm ve dirim arasında boğuşma gibi bir şey ve bu çatışmada kendini tanıma, tanıdığına da muziplikle dokuna dokuna "Bay Muannit Sahtegi'nin Notları" ile "Buzul Çağı'nın Virüsü"ne, bu romanlarına kadar gelip dayanma...
Bir yorgun yazar
Dayanış, evet. Vüs'at: Yorgun yazar. Son eserlerinde artık 'Özetle işte bu budur,' demesi gibi Vüs'at O. Bener, susmakla konuşmak, ölmekle yaşamak arasındaki derinden boğuşmayı, üstünde derin düşünülmüş bir dil ve üslupla dışa vurmuştur.
1962'de yazdığı "Ihlamur Ağacı", o sıralar bir oyun yazarı olmuş olan bana "Aradığım bu işte!" dedirtmiştir. Tıpkı onun 1973'te "Ölmeye Yatmak"ın yayımlanmasının ardından "Bu iş işte böyle yazılmalı" demiş olması gibi. Bizi yaklaştıran herhalde onun 'bu iş' dediği şeydi ya da şeylerdi...
Sessizce büyük yazıp hemen hiç haberim olmaksızın sessizce büyük giden, kısacası sessizce özlediği yere varan Vüs'at'ın kaybı, sanki dünümüzün kaybı gibi. Öyle ya, hem de "Bay Muannit Sahtegi'nin Notları" ile "Buzul Çağı'nın Virüsü" gibi çok boyutlu süzme romanlar yazmasının ardından...
İyi ki bu eserlerine kadar yaşayıp 'yazının yükselişi'ni kanıtladı. Anlatının 'satış kurbanı' olmasından doğma kaygıların 'yazının yükselişi' örnekleriyle tesellisi oldu. Kimilerimiz "İşte, bu da var" diyebiliyoruz.
Dönüp bakalım
Onun yazarlığının yerli yerine konulabilmesi için özellikle de '80 sonrası okur yazarlarının Semih Gümüş imzalı deneme kitabı "Kara Anlatı Yazarı"nı okumalarını önerebilirim. Çok boyutlu bu deneme, Vüs'at O. Bener yazarlığının çeşitli boyutları üstüne olup, 'Kişilik Çözülüşü ve Yazının Yükselişi' altbaşlığını taşımaktadır.
Semih Gümüş 'Bay Muannit Sahtegi'yi Arapça ve Farsçadan, Türkçeye 'inatçı sahteci' diye çevrilebilir açıklamasında da bulunmakta, ama nedense Vüs'at'ın ironik havasına dayanarak ben, 'tutarsız sahtekâr'lık da olabilir, diyorum aynı Vüs'at'ın muzipliğine dayanarak...
En iyisi dönüp dönüp bakalım; Vüs'at O. Bener eserlerinin toplamı nelere ne demekte ve nasıl demekte...
|
|
|

|