|
 |
|
|
Yunus Emre kültür merkezleri açılsın
Türk dilini öğrenme, Türkiye'yi anlatacak sergiler ve konferansları izleme talebi özellikle komşu ülkelerde hayli fazla. Şam'dan Kiev'e nice şehir, Türkçe kursları verecek, Türk kültürünü tanıtıcı programlar sunacak Yunus Emre kültür merkezlerini bekliyor
Fax: (0312) 427 20 64
Batılı devletlerin, daha doğrusu her biri büyük kültür çevresini temsil eden ulusal birimlerin bütün dünyada dillerini öğretecek ve kültürel zenginliklerini tanıtacak merkezleri vardır. 20'nci yüzyılda Almanya, Fransa, İtalya, Britanya kültür merkezlerini dünyanın büyük şehirlerinde kurmuşlardı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyetler Birliği yoğun ilişkide olduğu ülke merkezlerinde; Kruşçev devrinden itibaren de Avrupa şehirlerinde Sovyet-Rus kültür merkezlerini kurdu. Nihayet İspanyol kültür merkezleri sadece Güney Amerika'da değil, belli başlı her yerde kurulmaya başlandı. Hatta bazı Arap ülkeleri dahi böyle yerler kurmaya kalkıştılar.
Kültür merkezleri o dili adeta yeniden inşa eden yani modern yazı dilini oluştururken en çok hizmeti geçen şair ve ediplerin adlarını taşıyor. Bu nedenle, Almanların dil ve kültür merkezleri Goethe Enstitüsü, İtalyanlarınki Dante Alighieri, Ruslarınki Puşkin Enstitüsü adlarını taşıyor. Fransız kültür merkezleri bir yazarın adını taşıma haksızlığına cesaret edememiş olmalı. Goethe Alman dili ve edebiyatını, klasik dönem felsefi dilini en iyi kullanan yazarların başında geldiği için bu ad verilmiş. Dante Alighieri Rönesans İtalya'sında Toscana lehçesini edebi ortak dil olarak geliştirenler adına merkezlerin tabelasında yer alıyor. Puşkin ise, 19'uncu yüzyılın Rus dilini ve edebiyatını modernleştiren büyük Rus olarak enstitülerin patronu ilan edilmiştir. Nihayet, İstanbul'da Tarlabaşı Caddesi'nde eski bir binanın hoş bir restorasyonu ile hizmete giren İspanyol Kültür Merkezi de her yerde olduğu gibi ünlü Cervantes'in ismini taşıyor.
Alman ve Fransız kültür merkezleri gözdeydi
Bu enstitüler veya merkezler güçlü kültürlerin, kalantor ulusların lisanlarını öğretecek kursların, çağrılan aydınların konferans vereceği, sanatçıların konserlerinin düzenleneceği salonları ihtiva ediyor. Ülkenin edebiyat ve tarihçiliğini, felsefesini temsil eden kütüphaneler de burada bulunuyor. Kültür merkezlerinin salonları ülke seçkinlerinden sempatizan bir zümreyi çeken mekanlar haline dönüşür. Artık büyük şehirlerimiz renklendi. Bizim gençliğimizde İstanbul'da Tötonya veya Casa d'İtali, Ankara'da Alman veya Fransız kültür merkezleri insanların kaçınılmaz buluşma yeriydi. Bu nedenle de çok bilmiş (!) bürokrasi Sovyetler'in kültür merkezi kurmasına bir türlü izin vermezdi. Tabii, onların çok bilmişleri de Türklerin Moskova'da kültür merkezi açmasına tahammül bile edemeyecekti. İranlılar büyük şehirlerimizde 20 yıldır kültür merkezleri kurdular. Bu Humeyni dönemindeki kültür bakanı, bugünkü cumhurbaşkanı Hatemi'nin icraatıdır. Doğrusu dil kursları her zaman çok revaçta. Şikayet etmeyelim; ne olursa olsun Farsça öğrenen bir Türk gençliği kendi dilimizin ne olduğunu ve mazideki zenginliğini daha iyi kavrar. İran kültür merkezleri iyi dil öğretiyor.
Biraz gayretle bu işi başarmak mümkün
Bir zamanlar Ankara'nın sıkıcı hayatı içinde İtalyan Kültür Merkezi'nde Visconti, Vittorio de Sica'nın filmleri; Fransız Kültür Merkezi'nde o dönemin sinemasını seyrederdik. Alman Kültür Merkezi bazen şahane oda müziği konserleri tertiplerdi. Güya Avrupa Birliği'ne doğru yol aldığımız şu dönemde, bu kültür merkezlerinin faaliyetleri hayli tavsadı ve bunlar da gençleri çekecek merkezler olmaktan çıktı.
Türk dilini öğrenme, Türkiye'yi anlatacak sergiler ve konferansları izleme talebi bilhassa komşu ülkelerde hayli fazla. Halep'te başkonsolosluğumuzun açtığı dil kurslarına bir çırpıda 250 kişi kaydolmuş, bir o kadarı da sırada ve öğrenciler çok ciddi. Şam, Amman, Kudüs, İsrail'de Tel-Aviv, Mısır'da Kahire ve İskenderiye, İran'da Tahran, Kafkasya'da Tiflis ve ilişkiler gelişirse Erivan ve tabii Orta Asya şehirleri, bitmedi Körfez Emirlikleri ve tabii ki, Kiev, Moskova, St. Petersburg, Budapeşte, Bükreş, Üsküp, Lehistan'da Varşova ve bunun gibi daha nice belde Yunus Emre kültür merkezlerini bekliyor.
Yunus Emre'nin, herkesin sevip sahiplendiği, Türk dilini olanca sadeliği ve tokluğu ile kullanan bu şairin adını taşıyan merkezlerde herkesin Türkçe öğrendiğini, Türk kültürünü tanıtıcı programları izlediğini tahayyül edin. Yunus'un diline, kültürüne koşanlara hizmet etmek bir mali sorun değil. Yeter ki gayret ve himmet sahibi olalım. Resmiyetten değil, gönülden bu işe sarılalım. Umarız ki Yunus Emre merkezleri yedi iklim, dört bucağı saracak.
|
|
|

|