Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 03 Haziran 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Halil Berktay'ın mektubu


ERMENİ meselesi konusunda düzenlenen ve tepkiler üzerine iptal edilen "İmparatorluğun Çöküş Sürecinde Osmanlı Ermenileri" konulu konferansın tekrar yapılmasına karar verilince, 28 Mayıs günlü yazımda, konferansın düzenleyicilerine üç öneride bulunmuştum:
1) Bir bildiri ile, 'Olaylar soykırım değildi' demeyi cezalandıran Avrupalı hükümetleri, mahkemeleri, parlamentoları kınayınız.
2) Ermeni diasporasının da aşırı görüşlerini kınayınız.
3) Avrupalı siyasi organları da bu konuda kararlar almaktan sakınmaya davet ediniz...
Bu yazım üzerine Prof. Halil Berktay bir mektup gönderdi. "Her üç noktanın içeriği itibarıyla, sizinle tamamen hemfikir olduğumu belirtmek isterim. O kadar hemfikirim ki, şimdiye kadar bunu defalarca yapmış bulunuyorum" diyen Sayın Berktay, tarihlerini belirterek iç ve dış medyaya yaptığı bütün açıklamalarda, akademik konuşmalarda bu görüşü savunduğunu belirtiyor.
* * *
BERKTAY mektubunda diyor ki:
"Bunların hepsinde, 1915-16'da ne olduğu, ne olmadığıyla ilgili olarak görüşlerimi açıklamanın yanı sıra, defalarca ve döne döne şu noktaları da vurguladım: Bu mesele, öncelikle bir Türkiye meselesidir. Ancak ve ancak Türkiye'nin kendi içinde özgür tartışma yoluyla normalleştirilebilir, siyasal kutuplaşma ve sertleşmelerin gölgesinden çıkarılabilir. Bu olay, adına ne dersek diyelim, günümüzde cereyan etmiyor, hatta bugün yaşayan kuşakların dolaysız, bireysel bellek kuşağı içinde de yer almıyor. Yani 1915-16'da ne olduğu, güncel değil tarihsel bir meseledir; dolayısıyla bilimin konusudur. Demek ki, bilim tarafından araştırılması ve tartışılması özgür kılınmalıdır. Sadece Türkiye'de değil, her yerde özgür kılınmalıdır. Yalnız Avrupa organlarının değil, bütün üçüncü ülkelerin, faraza ABD, Fransa, İsviçre vb parlamentolarının veya hükümet organlarının da bu konuda karar tasarılarını tartışma ve benimsemelerine, tamamen karşıyım..."
Berktay devam ediyor:
"Buna ilaveten, şimdiye kadar AB'nin hiç ama hiçbir ülkeye, kendi tarihinin yorumlanmasıyla ilgili herhangi bir koşul dayatmadığını önemle vurgulamalıyız. AB'nin 'Kopenhag kriterleri' olarak da bilinen üyelik kıstasları, tamamen şu veya bu ülkenin günümüzdeki kanun, kurum ve uygulamaları ile ilgili kıstaslardır. Başka ülkeler için bunlar yeterli görülürken, Türkiye açısından ek ve özel bir koşul getirilmesi, muazzam bir haksızlık oluşturur ve buna hiçbir şekilde tahammül edilemez."
* * *
AVRUPA Parlamentosu bünyesinde eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari başkanlığında kurulan 'Türkiye Bağımsız Komisyonu'nu hatırlayacaksınız, Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen kuvvetli bir rapor hazırlamıştı. Ahtisaari ve arkadaşları raporu yazmadan önce Berktay'la görüşmüş, Ermeni meselesini sormuşlar. Berktay da bu meselenin kesinlikle siyasete taşınmaması, raporda Türkiye'ye dayatılmaması gerektiğini uzun uzadıya anlatmıştı:
"Görüşmenin sonunda, çeşitli biçimlerde, kendilerini ikna ettiğimi ifade ettiler. Nitekim daha sonra yayınlanan Komisyon raporunda, Ermeni sorununa ilişkin hiçbir önkoşul fikri yer almadı. Ayrıca Hürriyet gazetesinde Gila Benmayor, Ermeni meselesini bir önkoşul haline getirmemeye Komisyon üyelerini Halil Berktay'ın ve Hrant Dink'in ikna ettiğini açıkça yazdı. Bunun çok derin sonuçları oldu. 17 Aralık 2004 dönemecinden hemen önce, Avrupa Parlamentosu'nun, Ermeni meselesini hiçbir şekilde önkoşul haline getirmeksizin Türkiye ile görüşmelerin başlamasını destekleyen, büyük bir çoğunlukla benimsediği kararında, bütün bu görüşme ve birikimler önemli rol oynadı. Bunlar, belki ileride, Türkiye'yi kimin gerçekten sevip sevmediği, kimin Türkiye'nin çıkarlarını düşünüp düşünmediği açısından biraz olsun hatırlanacak; üzerinde durulmaya değer bulunacaktır."

t.akyol@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Halil Berktay'ın mektubu
ERMENİ meselesi konusunda düzenlenen ve tepki...
Çetin ALTAN
Harika veya belalı bir değişim süreci...
İnsan ömrü 30-32 bin gün; 650 bin saat falan....
Melih AŞIK
Kilis'te dram...
Kilisli Selahattin Akkurt, 31 Ağustos 2004'te...
Fikret BİLA
Papadopulos çözüm istemiyor
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Anna...
Hasan CEMAL
Kuran kursu!
Bizim ülkenin öyle hassas konuları vardır ki,...
Güneri CIVAOĞLU
Büyük kulak
Teröristlerin bombaladığı İngiliz Başkonsolos...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteler Ermeni fakiri
Türkiye'nin en önemli baş ağrılarından biri d...
Hurşit GÜNEŞ
Veriler büyümenin düşeceğini gösteriyor
Geçen hafta dış ticaret verileri, bu hafta da...
Sami KOHEN
Öpücükler...
KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, bir ABD Kon...
Mehmet Y. YILMAZ
Eleştirilmesi gereken MİT değil
Şöyle bir soruyla başlayalım: Ulusal güvenlik...
Faik ÖZTRAK
Beklentileri yönetmek
Hazine Müsteşarlığı tarafından 2004 yılında k...
Hasan PULUR
"1915'te ne oldu?"
ÖYLE bir hava estiriyorlar ki, sanki "1915'te...
Derya SAZAK
Karşıyaka davası
CHP politbürosu, 'naylon üyelik'ler yoluyla '...
Meral TAMER
Hani Başbakan temel atmaz, ama fabrika açardı?
Başbakan Erdoğan, iktidara geldikten kısa bir...
Yaman TÖRÜNER
Fransa globalizasyona hayır dedi
Fransa yeni Avrupa Anayasası'na değil, global...
Güngör URAS
Ayşe Hanım Teyzem için 'AB' demek 'euro' demek
Ayşe Hanım Teyzem, "Fransızlar, Belçikalılar ...
M. Ali BİRAND
Hollanda, tabutu çiviledi...
Beklenen oldu.

© 2005 Milliyet