Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 05 Haziran 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Karambol oyunu


Türkiye tarihi bir galibiyet planlarıyla değil de kendine eziyet etmek için çıkmıştı sanki İnönü çimenine...Yunanistan oyun alanında tam 21 kişi kafa ve ayak voleybolu oynuyorlardı. Komşunun tam da istediği karambol oyununu bizim teknik kulübenin aynen kabullenmesi akıl alır gibi değildi...
Fatih tek santrforu oynamaya çalışırken, savunma kalabalığının arasında kaybolup gidiyor. Emre, Yıldıray ve Gökdeniz gibi gecenin kahramanları olacaklarını ümit ettiğimiz joker oyuncularımız ise dar alanlardaki ağır Yunan trafiğine takılıp kalıyorlar ve Türkiye akılcı gol pozisyonlarını geliştiremeden golsüz kalıyordu bu futbol kaosunun içinde...
Koray orta alanda garip vuruşlarla önemli pas hataları yapıyor ve Ersun hoca darmadağın bir uslüp derbederliğini sergileyen Türkiye'yi seyrederken, bilmem ne gibi duygularla izliyordu oyunu kendi futbol penceresinden.
Yunanlılar'ın ise İstanbul'dan tek puanlı bir sonuç ile gitmeye geldiğini grubumuzdaki bütün teknik kafalar çok da iyi biliyorlardı... Öyleyse oyunu daha geniş alana yayacak bir saha parselini çok da iyi hesaplayarak yarışmaya çıkması gerekmez miydi bizim teknik kafalarımızın?..
Bir futbolcu nedenli yüce bir oyuncu olursa olsun, eğer önünde koşu alanları yaratılamazsa ve de topla olduğu anlarda top alış - verişi yapabileceği rahat arkadaşlarını göremiyorsa, ne işe yarar ki o yıldızın tüm yetenekleri?..
İşte dün gece bu acı gerçeğin dayanılmaz zorlukları içinde kıvranıp durdular, Emre'ler, Yıldıray, Gökdeniz ve Fatih Tekke'ler... Tabii bir de hava toplarında bize iki üç gömlek fark atabilecek kadar daha ustalıklı olan rakibimize karşı sürekli gerilerden şuursuzca top kaldırmak nasıl bir futbol garebetinin adıydı Yarabbim...
Rehhagel'in Türkiye'nin zaaflarını çok yerinde incelediği net ve açıktı. Çok kalabalık ve çabuk savunma, orta alanda ölümüne pres ve ani kontrataklarla gol aramak . İşte bu prensipler Alman hocanın düşündüğü gibi işleyince gecede Türkiye'ye rakibinin taktiğine boyun eğmek kaldı...
Evet... Şu gerçeği kabul etmeliyiz artık; Türk futbolcusunun yüzde 50'si 60'ı topla buluşmadan önce gelecek topu hangi arkadaşına çok çabuk kullanacağının düşünce pazarlaması içinde asla olamıyor. İşte burada maalesef diyoruz. Dilerim ki, bu müthiş eksiğimiz devam ettikce biz takım olarak da, milli forma adına da enternasyonel turnuvalara asla bilinçle gidemeyiz. Tıpkı Almanya 2006 şansımızı hovardaca kaybettiğimiz gibi...

esenay@milliyet.com.tr


SPOR
Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz
Emre taktiği!
Şükür sesleri
Şişede durduğu gibi durmuyor!
Yıldırım yanıt
Aslan'ın gözü Tum'da
Fatih Tekke itirafı
Dostluk ıslıklandı
Boğaz'da zirve
Zirvede tek başına: 2-0
Hırvatlar uçuyor
Arnavutluk moral buldu: 3-2
Loeb zafere yakın
Muhteşem dönüş
Pistte iki rekor
El Saka artık Konyalı
Orduspor pusuda
Kocaelispor'da kaos
Sakaryaspor takibe geçti
Tarihten yapraklar
Haber turu...
Kör dövüşü
Elveda Dünya
Yazık oldu 'efendi'ye
Acemi futbol
Biz, biz olamadık
Karambol oyunu
At yarışları
Potada 3. randevu
Avantaj Miami'de





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Rıdvan DİLMEN
Kör dövüşü
Şampiyonlar Ligi finalisti Milan, Yunanistan'...
Atilla GÖKÇE
Elveda Dünya
Bizim futbolumuzun tarih karşısında bir yeter...
Ercan GÜVEN
Yazık oldu 'efendi'ye
Daha maç başlamadan kazanmak için neye ihtiya...
Bilal MEŞE
Acemi futbol
Koskoca ilk yarı rakibi rahatsız etme adına h...
Halil ÖZER
Biz, biz olamadık
Bundan sonra artık çok zor. Bu maçı kazansayd...
Erdoğan ŞENAY
Karambol oyunu
Türkiye tarihi bir galibiyet planlarıyla deği...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet