|
 |
|
|
Laf ola, torba dola...
Politikacıların dilinde; ekonomik tutarlılıkla, hukuksal tutarlılığın barometrelerindeki bilimsel ibre; saçmalama kadranları üstünde "halkın hassasiyeti" yelkovanına dönüştü.
"Halk" deyimi, Fransız İhtilali'yle ortaya çıkmış bir kavram; "aristokrat" sınıfın dışındaki kitleleri etiketlendiren...
* * *
İzmir'in eski dava vekillerinden Cin Ali Bey'e sormuşlar:
- Türkiye'nin tarihinde "kraliçeler, prensesler; markiler, markizler; kontlar, kontesler; baronlar, baronesler" olmadığına göre, politikacılar "halk" olarak nüfusun hangi kesimini kastediyorlar?
Cin Ali Bey:
- Politikacı ve bürokrat olarak Hazine'den geçinmeyen kesimini, demiş...
- Peki, gerek ekonomide, gerek hukukta "halkın hassasiyeti" kriteri ne anlama gelmekte?
Cin Ali Bey:
- Kürsüye çıkıp sıkı bir carta çektikten sonra, demiş; "Al bunu yeşile boya" deme anlamına...
- TÜSİAD sözcüleri, politikacı cartasını yeşile boyaya bilirler mi?
- Yok, hayır; olsa olsa burunlarını kapatırlar sadece...
* * *
Nasreddin Hoca'ya da sormuşlar:
- Masturbasyon karşısında "halkın hassasiyeti" nedir?
Nasreddin Hoca:
- Ebcet hesabıyla Arap alfabesinde "3" sayısı ile "1" sayısı hangi harflere denk geliyorsa, orada demiş; benimsenmesi sessizce...
* * *
Bekri Mustafa da "halkın hassasiyeti" üstüne odaklamış ve açık oturumlardan birinde geniş bir açıklama yapmaya başlamış:
- Halktan "kiracı" olanların hassasiyeti, "ev sahipleri"nin anası avradı üstüne; halktan "ev sahibi" olanların hassasiyeti, "kiracı" olanların anası avradı üstünedir. Halktan "erkek" olanların hassasiyeti, kadınların ön takımları üstüne; halktan "kadın" olanların hassasiyeti, erkeklerin ne halt edecekleri üstünedir. Halktan "hasta" olanların hassasiyeti, doktorlarla eczacıların kendilerini kazıkladığı üstüne; halktan "doktor ve eczacı" olanların hassasiyeti, hastalardan çoğunun angut olduğu üstünedir...
Kaşla gözle Bekri Mustafa'nın uzayıp giden açıklamalarını kesmişler ve kulağına fısıldamışlar:
- Lütfen halkın hassasiyetiyle oynamayınız...
Bekri Mustafa son söz olarak, bağıra bağıra bitirmiş açıklamalarını:
- Halkın hassasiyetini, biraz daha para bulmak üstünedir.
Politikacılar ise içlerinden şöyle diyorlarmış:
- Hayır efendim, hayır; halkın hassasiyeti kutsal kitabıyla, bayrağı üstünedir. Onların arkasına sığındın mı, parasız pulsuz olanları da bal gibi yönetebilir ve rahatça tüneyebilirsin resmi arabalarla, resmi gezilerin saltanatı üstüne...
* * *
AB Anayasası'na Fransa ile Hollanda'nın "hayır" demesi karşısında, böyle bir sonucun nasıl doğduğunu konuşuyormuş Brüksel teknokratları...
İçlerinden biri, durumu özetlemek için, şöyle bir fıkra anlatmış:
- Güzel bir kadın, kucağında bir bebekle otobüste gidiyormuş. Karşısında oturan kibar bir bey, laf açmak istemiş kadınla:
"- Ah, demiş; ne güzel bir bebek bu; saçları da sarışın. Siz esmer olduğunuza göre, herhalde babası sarışın olmalı...
Kadın soğuk soğuk bakmış adama:
"- Bilmiyorum, demiş; o sırada başından kasketini çıkarmamıştı...
* * *
İncili Çavuş'a sormuşlar:
- Eskiden kırık çıkıkçılar vardı. Kolu bacağı incinip kırılanlar, onlara giderlerdi. Acaba şimdi ne oldu o eski kırık çıkıkçılar?
İncili Çavuş:
- Resmi tarihçi oldular, demiş; tarihimizin kırığını çıkığını düzeltiyorlar şimdi...
* * *
Eğlenceli sözlerden küçük bir demet:
Gençlik hataları o kadar tatlıdır ki; yaşlılar, duydukları pişmanlıkları boyuna anlatmakla; onları tekrar tekrar hatırlamanın tadını tazelerler...
* * *
Politikacı dalkavukluğu, repo için yatırılan paraya benzer; faiziyle geri dönmesi beklenir daima...
* * *
Kadınlar ikiye ayrılırlar; kendileriyle evlenmenin delilik olduğu, kendileriyle evlenmenin cinayet olduğu...
* * *
Kadınla erkek öylesine birbirlerine sarılmışlardı ki, tıpkı bir para cüzdanının iki yakasını birleştiren bir fermuara benziyorlardı...
* * *
Bencillik, her şeyi ve herkesi; hatta Tanrı'yı bile, kendi çıkarı için kullanma hırsıdır.
* * *
Ve Charles de Gaulle'ün bir sözü:
"Şurası gerçek ki, bazen militerler; aklın göreceli bir yetersizlikliğe düştüğünü fazla abartıyor ve ihmal ediyorlar onu kullanmayı."
* * *
Fazıl Hüsnü'den bir şiirle bitirelim yazıyı:
Uzun Öptü
Kadının
Ağzı yoktu ki
Tepeden tırnağa
Ağızdı kadın
c.altan@prizma.net.tr
|
|
|


 | Çetin ALTAN | | Laf ola, torba dola... Politikacıların dilinde; ekonomik tutarlılıkl... | |  | Melih AŞIK | | Osmanlı tuzağı Bugünlerde mutlaka okunması gereken kitaplard... | |  | Fikret BİLA | | Siyasette dolaylı fayda Yeni Türk Ceza Yasası'nın, Cumhurbaşkanı Seze... | |  | Hasan CEMAL | | Derin devleti anlatmıştı, öldü! Kötü haber telefonla geldi. Samir Kassir öldü... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Güzel şeyler Kadına seçme ve seçilme haklarının verilmesi ... | |  | Can DÜNDAR | | Hayvan! Çocuklar arasında yeni bir salgın var: | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Eğitim reformu şart Asım Kocabıyık, Türk sanayiinin duayenlerinde... | |  | Mehmet Y. YILMAZ | | Deniz, buzlu rakı ve rebetiko Rebetiko ismi verilen müzik türüyle, Siyasal'... | |  | Hasan PULUR | | Dalkavuk kitabı... BİR işi çok iyi bilene "Kitabını yazmış!" der... | |  | Derya SAZAK | | Dünyanın durumu Worldwatch Enstitüsü, 'Dünyanın Durumu 2005' ... | |  | Meral TAMER | | İnsanların en üretken olduğu yaş, 29 olamaz! Tatile çıkıyorum. 2 hafta. Hem de yaz başında... | |  | Tamer HEPER | | Hukuk, ihtilafta taraf değildir Emlak piyasasında kıpırdanma var. Gayrimenkul... | |  | Güngör URAS | | Bizde de "evet" çıkmayabilirdi Biz neden AB'ye tam üye olmak istiyoruz? "Efe... | |  | Serpil YILMAZ | | "Telekom sanayii kalmadı" Nortel Netaş Genel Müdürü Müjdat Altay ile, o... | |
|
|