|
 |
|
|
CHP'ye yakışmıyor
Gülü-yorum / Çağlayan Bilgen
CHP İzmir örgütünde "naylon üye kayıt iddiaları" yargıya yansıdı.
Savcı, CHP ilçe yöneticileri hakkında "Siyasi Partiler yasasına muhalefet" ettikleri iddiasıyla dava açtı.
Nasıl açmasın?
İddialara göre, 18 ayrı soyadı taşıyan 26 kişinin aynı yerde kayıtlı gösterilmiş.
Yine çok sayıda kişi oturmadıkları yerde, oturuyormuş gibi gösterilerek kayıt yapılmış.
Yüzlerce insan başka mahalle ve ilçelerden getirtilerek kaydedilmiş, oy kullandırılmış.
Belgeler, tanıklar var... Karşıyaka'daki dava ilçe yöneticilerinin aleyhine sonuçlanırsa, işin ucu il ve genel merkez yöneticilerine kadar dokunabilir.
Nitekim Buca'da il ve genel merkez yöneticileri hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş.
Çok yazık!
Devleti kuran parti bu durumlara mı düşmeliydi, düşürülmeliydi.
Bu olup bitenler, CHP'ye hiç yakışıyor mu?
Kimi parti yöneticileri, sahte üye kayıtlarının her dönemde yapıldığını söyleyerek, bugün yapılanları "makul" göstermeye çalışıyor, "olur böyle şeyler" diyor.
Nedense bunu söylerken yüzleri hiç kızarmıyor.
Başkası yanlış yaptı diye sizin de yanlış yapmanız mı gerekir?
Şayet geçmişte parti yöneticileri, cinayet işlemiş, hırsızlık yapmış olsaydı; o zaman siz de mi onların yolunu izleyecektiniz?
Hem her fırsatta "Atatürk'ün partisiyiz" diyeceksiniz, hem de O'nun adına leke düşürecek davranışlarda bulunacaksınız.
Çok ayıp!
Yakışıyor mu size?
Doğrusu CHP'yi davalık yapanlara, adliye koridorlarına düşürenlere "yazıklar olsun" demekten başka bir şey gelmiyor içimden.
Artık daha ileri gitmek istemiyorum.
Ve sonuç olarak; eğer CHP yönetimi bu kafayla giderse, daha düne kadar partiye küfür eden, saldıran "İkinci Cumhuriyetçi kalemşörlerin" öngördüğü gibi ilk seçimde büyük başarı elde etmeleri hayal olur. Çünkü onu söyleyenler, şöyle halkın arasına çıkıp yıllardır bu partiye oy vermiş beş- on kişiye sorsa, CHP'nin gidişatının iyi mi, kötü mü olduğunu görür.
1999'daki gibi "baraj korkusu" yaşanıp yaşanmadığını anlar.
Sizce de öyle değil mi?
ÖZLÜ SÖZ
İYİ bir vicdan, en rahat yastıktır.
Brentano
DUYDUK
Naylonların siyasi vasfı!
CHP'nin başta Karşıyaka olmak üzere Konak ve Bornova'nın bazı mahallelerinde yapılan delege seçimlerinde oy kullanan bazı "naylon üyelerin" siyasi vasıflarının değişik olduğu konuşuluyor. Örneğin; bazı mahallelerde MHP veya AKP'li oldukları iddia edilen kişilerin para ile tutularak oy attırıldıkları kulislerde konuşuluyor.
Bostanlı'da yapılan delege seçimlerinin sonuçlanmasından sonra, bazı kişilerin "Bostanlı Ovası, Bozkurt yuvası" diye slogan atıp, birbirleriyle kafa tokuşturarak sevinç gösterilerinde bulunduğu söyleniyor.
DSP'nin büyük iddiası
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, yapılan kamuoyu anketlerinde DSP'nin hep ikinci parti çıktığını söylüyor.
Ama bu ikincilik, öyle bildiğiniz gibi bir ikincilik değil.
Sezer, "Yarın seçim olsa oyumu A partisine veririm" diyerek tercihini ortaya koyan seçmenin "Eğer A partisine değil de başka partiye vermek isterseniz, hangisini tercih edersiniz?" şeklindeki soruya yanıt verenlerin yüzde 90'ının "DSP" dediği ni söylüyor ve ekliyor: "Şimdi gönüllerin partisiyiz. Yakında birinci derecede tercih edilen parti olacağız ve iktidara geleceğiz."
Taksiciler kendilerine biraz çeki düzen versin
TAKSİCİLER ve onların örgütlü olduğu meslek odalarının başkanları, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın "Taksici cinayetlerini" meclis gündemine taşımasından duydukları memnuniyeti dile getirmiş.
Gerçekten da son yıllarda taksi şoförlerine yönelik saldırıların önüne bir türlü geçilemiyor.
Kanlar dökülüyor, canlar yakılıyor. Analar evlatsız, kadınlar kocasız, çocuklar babasız kalıyor.
Bu nedenle taksicilerin işi kolay değil. Adeta kelle koltukta araç kullanıyorlar. Taksiciler böylesine zor bir görevi yapıyorlar ama bu onların müşterilere karşı yaptıklarını hoş gösteremez.
Nitekim geçtiğimiz günlerde 2 YTL için müşterisini öldüren taksi şoförünü herkes lanetledi, tepki gösterdi.
Yine kelle koltukta sürücülük yapmaları; kimi taksi şoförlerinin, trafik kurallarını hiçe saymasını, başkalarının hayatını tehlikeye atmasını maruz gösteremez.
Buna hiç hakları yok.
Hele hele müşteri almak için kent trafiğini alt üst etmeye...
Serseri mayın gibi gezmeye...
Doğrusu hiç hakları yok.
Eğer örnek istiyorsanız hemen söyleyeyim.
Örneğin; özellikle Alsancak Sevinç Pastanesi önünde akşam saatlerinde trafiğin en yoğun olduğu saatlerde (Orada görevli polis olmadığı zaman)taksiler yolun kenarına sıralanıyor. Talatpaşa'dan iki şerit halinde gelen araçlar orada tek şeride iniyor. Trafik, Alsancak Garı'na kadar tıkanıyor.
Taksi sürücülerinin bunları yapmaya hakkı var mı?
Hemen yolun karşısında taksi durağı olduğu halde, bu "sorumsuz taksi sürücüleri" bir de kendilerine söz söyleyenlere kabadayılık taslıyorlar.
Gereksiz yere korna çalıp, araçta müşteri varken bile içtikleri sigaraların izmaritini yola atıp, hem gürültü, hem de çevre kirliliği yaratanlara son günlerde çok sık rastlıyorum.
Bu nedenle Şoförler ve Otomobilciler Odası'nın taksi sürücülerini bu ve benzer konularda uyarması ve eğitimden geçirmesi gerekiyor.
Hem de hiç vakit kaybetmeden...
cbilgen@milliyet.com.tr
|
|
|

|