Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 06 Haziran 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yatak


Yatak önemli midir? Gemide, uçakta, yahut hastaneye yetiştirilmek istenirken arabada, aceleye gelmiş olanlarınki dışında; hepimizin doğum yeri, "yatak" olduğu için önemlidir. Ayrıca çoğumuzun doğum tezgâhı dahi orası olduğu için önemlidir. Dünyadan ayrıldığımız son istasyon da, genellikle yine orasıdır ama; bunun önemi, birinciler kadar çekimli değil...
***
Yatağın önemini belirten bir bilgelik taslamaya kalkarsak, şöyle diyebiliriz:
- Yatakta ana rahmine düşer, yatakta doğar, yatakta ölürüz.
***
İnsanlık serüvenini bu kadar yoğun derleyip toparlayan ikinci bir "şey" gösteremezsiniz yeryüzünde.
Buna karşın yatak, sanatın her dalında ne kadar ön plana çıkarılmışsa; günlük konuşmalarda da, o kadar arka kapının dibine itilmiştir.
Herkes herkesin halini hatırını, baş ağrısını, diş ağrısını, mide ağrısını, böbrek ağrısını, -biraz da dostluk nezaketi olarak- sorar ama; kimse kimsenin yatağını soramaz. Sanki yataktan kaynaklanan sıkıntılar, en az öteki sıkıntılar kadar bir yaşam cenderesi yaratmıyormuş gibi...
***
Gecelerini uykusuz, yahut yapayalnız, yahut bir türlü kaynaşamadıkları eşlerle geçiren nice kişi; ruhsal sıkıntısının asıl özünü söyleyemediği için, "canım" diyene "canın çıksın" diyecek tersliklerle; yaşamı haram edip gider hem kendisine, hem başkalarına...
***
Yatak önemli midir?
O kadar önemli olmasa, geçen yüzyılın başında kullanılmış yataklardan bir tanesi; üç beş hafta önce bir antikacı mezadında, beş milyon liradan alıcı bulmazdı...
Yüz yetmiş yıl sonra, yatağı beş milyon lira edebilecek bir yaşamdan geçmiş olmak; her kula nasip olacak bir kuyruklu yıldız saltanatı değil...
***
Geçenlerde bir İsviçrelinin beş milyonu bastırıp aldığı yatak; Napoleon'un kız kardeşlerinden Pauline Bonaparte'a, resmi unvanıyla Prenses Borghese'e aitmiş.
Satışla ilgilenenler:
- Ah ah, diyorlarmış; şu yatağın dili olsa da, görüp geçirdiklerini bir bir anlatabilse...
***
Pauline, altınla mermerden yapılmış eski Roma saraylarına benzer bir sarayda otururmuş.
Yirmi altı yaşındayken bu sarayda anadan doğma çıplak poz vermeye kalkmış ünlü yontucu Canova'ya...
Canova, yontunun iç gıcıklayıcı bölümlerini çalışırken, titreyip duruyormuş elleri.
Pauline:
- Neden bu kadar heyecanlısınız, neden korkuyorsunuz, diye sormuş Canova'ya...
Canova:
- Yaptığım yontuya âşık olmaktan korkuyorum, demiş.
Prenses, küçük bir gülücük fırlatmış sanatçının burnuna:
- Haydi canım siz de, kibarlık ediyorsunuz.
Ve Canova'nın, "Çoban Paris'in verdiği elmayı tutan çıplak Venüs" anıtı böyle yaratılmış.
Yapıtı görenler, bir sanatçıya böyle çırılçıplak poz vermekten sıkıntı duyup duymadığını sormuşlar Pauline'e...
Pauline:
- Ne sıkıntısı, demiş... Oda soğuk değildi ki, ateş yanıyordu içeride...
***
Napoleon, kız kardeşinin yaşam biçimini bildiği için, "Küçük Tanrısız" dermiş ona.
"Küçük Tanrısız" iki kez evlenmiş. Önce General Leclerc'le; ondan dul kalınca da, Camille Borghese'le...
Bunların dışında da sayısız aşklar yaşamış. Bazıları herkesçe bilinen, bazıları da bilinmeyen aşklar...
***
Ayaklarını ısıtmak istediği zaman, nedimelerinden birine soyunmasını rica eder ve onu bacaklarının arasına oturtarak, ayaklarını memelerinin üstüne koyup ısıtırmış.
***
1806'da arabalarıyla dinlenmek için bir sayfiye kasabasına giderken, yolda kayınbiraderinin vali olduğu bir yerde durmuş.
Bir geceliğine de olsa, "Mutlaka süt banyosuyla, duş isterim" diye tutturmuş.
Bir küveti sütle doldurmuşlar; banyo odasının tepesini delerek de, garip bir duş düzenlemesi yapmaya kalkmışlar.
Delikten akıtılan sular, sütle dolu küveti taşırıp, ortalığı vıcık vıcık, pesperişan etmiş...
***
Hangi baloya gitse, erkekler gözlerini ayıramazlarmış üstünden. Kendisini çekemeyip, diş bileyen kadınlar ise:
- Güzel olmasına güzel ama, lahana yaprağı gibi kulakları var. Benim o kadar çirkin kulaklarım olsa, çoktan keser atardım, derlermiş.
***
Pauline'in yatağı beş milyona şimdi bir İsviçrelinin evinde...
Yatak önemli midir?
Bilmem... Sizler ne diyorsunuz; önemli midir?
Hele Napoleon'un kız kardeşinin yatağı olursa...
———————
Not: 22 yıl önce yazılmış bir yazı... "Yeryüzü Tanrıçaları"ndan...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Doğu'da kedi, Batı'da köpek!
PEYAMİ Safa edebiyat ve düşünce hayatımızın b...
Çetin ALTAN
Yatak
Yatak önemli midir? Gemide, uçakta, yahut has...
Yasemin CONGAR
Erdoğan Washington'a gelirken
Daha 6 - 7 hafta öncesine kadar, Başbakan Erd...
Semih İDİZ
Demirel'i dinliyorum, gözlerim kapalı...
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i CN...
Faik ÖZTRAK
Finanse edebildiğimiz sürece sorun yok
Geçtiğimiz hafta yayımlanan fiyat istatistikl...
Ece TEMELKURAN
Çevir şu numarayı!
Uzun süredir görmediği insanlarla karşılaşma ...
Yaman TÖRÜNER
Hâlâ var ama yalnız
Milletten yetki alındıysa, kuralına göre oyna...
Güngör URAS
Demir çelik üretiminin 5.8 milyon tonu madenden 14.6 milyon tonu hurdadan
Satışa çıkarılan Ereğli ve İskenderun Demir Ç...

© 2005 Milliyet