Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 06 Haziran 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hâlâ var ama yalnız


Milletten yetki alındıysa, kuralına göre oynamak için alındı. Ben sahaya çıktım istediğim gibi oynarım dersen, karşı takım da istediği gibi oynar. Benim milletten yetkim var, ister atama yapar ister vekaletle yürütürüm dememelisin. Oyunu kuralıyla oynamak, bu şartlarda başarılı olmak zorundasın. Laikliği din zannedip tapanlar var dememelisin. Kendini her şeyin üstünde görüp, Anayasa Mahkemesini kapatma tehdidinde bulunmamalısın. Yasalarla özgürlükleri kısıtlamamalısın. Yasa dışı kuran kurslarına hoş görü göstermemelisin. Belediye başkanlarının siyaset yapmalarını isteyerek, onları kışkırtmamalısın.
Hükümet yumuşatması gereken kırılganlığı, tırmandırıyor. Kitle partisi oluşturmak yerine, dinci yönetimi yerleştirmek için elinden geleni yaptığı izlenimi veriyor. Bu davranış biçimi bizi ikinci "Anayasa Fırlatma" krizine götürür. Siyasi kırılganlığı da ekonomik kırılganlığı da yumuşatmak Hükümetin görevi.
Devlet Bakanı Babacan "Enflasyon mücadelesi ile büyüme bir arada olabilir. Siz iktisat kitaplarında yazanlara inanmayın, bizim yaptığımıza güvenin" diyor. İyi de sorun zaten burada. Sizin yaptığınız bir şey yok. Siz denileni yapıyorsunuz. IMF'nin dediğini. Üstelik, iktisat kitaplarında yazan, reçete programlar uygulanıyor. Büyüme aşırı döviz girişi sonucu oluşan, değerli Türk Lirası sayesinde gerçekleşiyor. İç ve dış borçlar çığ gibi büyüyor. Cari açık dizginlenemez boyutlara ulaşıyor. İşsizlik, çaresizlik kol geziyor. Ama, muhalefet başarısız. Ne dediğini anlatamıyor. Alternatif üretemiyor.
Şimdi hedef Cumhurbaşkanı. Askeri ve yargıyı bir ölçüde aştılar. Üniversitenin yaptırım gücü yok. Tek engel Cumhurbaşkanı kaldı. Onu aşmanın yolu da öncelikle iyice yıpratmak. Sonra da, Cumhurbaşkanı olmak veya kendi adamını yerleştirmek. Zaten, İstanbul İl Başkanı da bunu açıkladı.
Her şey adım adım yaklaşıyor. Bana dokunmayan bin yaşasın diyenlere, şimdilik dokunulmuyor. Komşuda da böyle olmuş.
Amerika'da bir söz var. "Para ile mutluluk satın alamasanız bile, Senato'da bir sandalye satın alabilirsiniz" Denir. Bu yüzden, iktidarlar kendi zenginlerini yaratırlar. Ama, bu kez zenginlik iktidara gelmek için değil, iktidarı hiç bırakmamak için yaratılıyor.
Cumhurbaşkanı hala var.
Ama, gittikçe daha yalnız!

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Doğu'da kedi, Batı'da köpek!
PEYAMİ Safa edebiyat ve düşünce hayatımızın b...
Çetin ALTAN
Yatak
Yatak önemli midir? Gemide, uçakta, yahut has...
Yasemin CONGAR
Erdoğan Washington'a gelirken
Daha 6 - 7 hafta öncesine kadar, Başbakan Erd...
Semih İDİZ
Demirel'i dinliyorum, gözlerim kapalı...
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i CN...
Faik ÖZTRAK
Finanse edebildiğimiz sürece sorun yok
Geçtiğimiz hafta yayımlanan fiyat istatistikl...
Ece TEMELKURAN
Çevir şu numarayı!
Uzun süredir görmediği insanlarla karşılaşma ...
Yaman TÖRÜNER
Hâlâ var ama yalnız
Milletten yetki alındıysa, kuralına göre oyna...
Güngör URAS
Demir çelik üretiminin 5.8 milyon tonu madenden 14.6 milyon tonu hurdadan
Satışa çıkarılan Ereğli ve İskenderun Demir Ç...

© 2005 Milliyet