
|
|
|
 |
|
|
EDİTÖRDEN
Yeni, aslında ne kadar yeni?
MURAT SABUNCU
msabuncu@milliyet.com.tr
"Kırk iki yaşındayken bir gün sırtımda soluk almamı zorlaştıran bir ağrıyla doktora gittim. Adam bunu hiç önemsemedi. 'Sizin yaşınızda bu ağrı doğaldır' dedi. 'Öyleyse dedim, doğal olmayan
benim yaşım."
Cuma günü Kız Kulesi'nde İlaç Endüstrisi İşverenleri Sendikası'nın yemeğinde aklıma bu metin geldi. Metni Marquez'in "Memoria de mis putas tristes*' kitabından aldım. Yemeğe geri dönecek olursak... Ev sahibimiz Bülent Eczacıbaşı idi ve konu da "jenerik ilaç." Önce tanım: Jenerik ilaç, orijinal ilaçla aynı farmakolojik etkilere sahip olan, hasta üzerinde aynı tedaviyi sağladığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanan ilaçtır. Ancak bu ilaçlar orijinal ilaçların koruma süreleri bittikten sonra satışa sunulurlar. Bu arada kısaca orjinal ilaç tanımını da yapayım. Dünyada ilk kez ilaç olarak ruhsatlandırılarak pazara verilen yeni bir etkin maddeyi, belirlenen tedavi dozlarında içeren ürün. Büyük yatırımlarla ortaya çıkarılan bir ilacın koruma süresi yaklaşık 20 yıl. Daha sonra bu ilaç jenerik ilaç olarak satışa sunulabiliyor. Jenerik ilaçların en önemli özelliği ucuz olmaları. Bunun sebebi de orijinal ilaçların yaptıkları klinik araştırmaları tekrarlamak zorunda olmadıkları için maliyet avantajına sahipler ve dolayısıyla da satış fiyatları daha düşük. Dünyada da jenerik ilaç kullanımı giderek yaygınlaşıyor. ABD'de jenerik ilaç kullanımı yüzde 50'ler seviyesinde. Bu oran İngiltere'de yüzde 60, Almanya'da yüzde 40'larda. Türkiye'de bu oran, tutar olarak yüzde 40, kutu bazında yüzde 55'lerde.
Hastaların umutları
Her şey iyi hoş da, ya her geçen gün daha da ileriye giden sağlık sektörü? Keşfedilen yeni ilaçlar, geliştirilen teknikler, bizlerin umutları.. Bir ilaç aradan 20 yıl geçtikten sonra jenerik olup ucuzluyorsa bu kadar hızla gelişen sağlık sektöründe 'jenerik ilaçlar piyasanın nasıl neredeyse yarısına hâkim olabiliyor?' Bu noktada sözü Avrupa Jenerik İlaçlar Birliği Başkanı Greg Perry alıyor. Ve beni oldukça şaşırtan bir cevap veriyor: "Evet yenilikler var. Ama bu yeniliklerin ne kadarı gerçekten yeni? Biliyor musunuz kimi büyük ilaç firmaları, koruma sürelerini uzatabilmek için, süre sonuna doğru ilacın kullanım alanları ya da özellikleriyle ilgili bir iki ufak değişiklik yapıyorlar. Bu şekilde de ürünlerinin haklarını daha uzun yıllar ellerinde tutuyorlar. "
Kavramın içi boş mu?
Şaşırıyorum... Yeni kavramını düşünüyorum... Sonra kendilerinin ya da bir yakınlarının çaresiz hastalıklarına deva olabileceğini düşündükleri her yeni ilaç haberine umutla sarılan insanları...Bu yazıyı Marquez başlattı, o bitirsin: Ölümlü olduğum gerçeği elli yaşımdan az önce bir keresinde gafil avlamıştı beni. Bir karnaval gecesi yüzünü hiç görmediğim harika bir kadınla çılgınca tango yapıyordu. Benden yirmi kilo kadar daha yapılı, iki karış kadar daha uzundu, ama rüzgâra kapılmış tüy gibi bırakıyordu kendini kollarıma. Birbirimize o kadar sıkı sarılmış dansediyorduk ki, damarlarımda kanının dolaştığını hissediyordum. Zevkten mest olmuş haldeyken ölümün haykırmasıyla ilk kez sarsılarak neredeyse yere yıkılacak gibi oldum. Kulağımın içinde gaipten gelen bir ses: Ne yaparsan yap, bu yıl ya da yüz yıl içinde bir gün sonsuza dek öleceksin. Kadın korkarak ayrıldı benden. Neyiniz var? "Hiç" dedim kalbimin atışlarımı bastırmaya çalışarak. "Sizin için titriyorum."
*Kitabın Türkçesi Can Yayınları'ndan İnci Kut'un çevirisiyle yayımlandı.
|
|
|

|
|