
|
|
|
 |
|
|
Pazarlamanın yeni hedefi 'gay'ler
FATOŞ KARAHASAN // MarkalaR - TrendleR
karahasanf@e-kolay.net
ABD'de New York Times'ın yayınladığı yeni bir araştırmaya göre, eşcinsel erkeklerin beyinlerindeki nöron hücreleri cinsel çekicilik söz konusu olduğunda kadınlar gibi çalışıyor. İsveçli bir grup araştırmacının yaptığı laboratuvar testinde deneklere, erkek terinden elde edilen testosteron bazlı ve kadın idrarından elde edilen östrojen bazlı iki formül koklatılmış. Erkeklerin beyni, kadın kokusu tarafından uyarılırken, erkek teri formülünü yalnızca bir koku olarak algılamış. Öte yandan, eşcinsel erkekler, erkek kokusuna, kadınlarda olduğu gibi, cinselliği yöneten hipotalamus'taki bir merkezden tepki vermişler. Yani bir kokudan öte cinsel bir uyaran olarak algılamışlar. Bu veri, eşcinselliğin genetik olduğu ve biyolojik özellikleri bulunduğu tezini savunanlar için önemli bir kanıt sunmakta. Pazarlama dünyası gay'lere yönelik ürünlerin geleceği için benzer testleri yakından izliyor. Kozmetik ve moda endüstrisinin yeni ürün tasarımlarında bu
bulguların dikkate alınacağı ve önümüzdeki günlerde, yeni
çözümler geleceği kesin.
Bonus'un 'pin-up' kızları
Bonus'un Külkedisi çalışması, akıllı bir pazarlama taktiği. Hafta içi puan topla, hafta sonu harca. Dur durak bilmeden, alışverişe koş. Reklamlar masalsı, taktikler gayet materyalist. Puan savaşında yeni bir boyut.
Aysel - Deniz sentezinin retro akımı ilanları da, dünya trendini yakalamış durumda. 1950'lerdeki Marilyn Monroe pozları, renkler, yazı karakteri, başlıkların hepsi eski kartpostallar kıvamında. Ayrışan, akılda kalan ve markanın ruhuna süper uygun eserler.
Çanakkale şahlanmaya hazırlanıyor
Geçen haftasonu, Meliha Okur ve Bülent Zarif'le birlikte, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası ve Çasiad'ın düzenlediği, 'Çanakkale Markası' panelinde konuşmacıydım. Toplam 24 saat geçirmeme rağmen, kentteki enerjiye tanık oldum. Ayrıca, İstanbul Boğazı'nın betonlaşmadan önce neye benzediğini, inanılmaz güzellikteki ormanların kıyısında, Marmara'nın Ege'ye karışmak için son sürat bir nehir gibi akışını hayranlıkla izledim, leziz balıklar, çıtır çıtır salatalar da yolculuğun bonusu oldu. Çanakkaleli genç iş adamları, kentlerinin yönetimi için kolları sıvamış durumdalar. Ayrılıkla, çatışmayla bir yere varılmaz, birlikten kuvvet doğar diyerek kentlerini marka yapmaya niyetlenmişler. Heyecanlı ve eğitimli yeni nesil süratle yol almak istiyor.
Assos, Truva, Kaz Dağı, Bozcaada ve Gökçeada gibi harika mekânlara kolayca ulaşılabilecek bir merkez durumunda olan Çanakkale'de havaalanı yok. Kara yolu dar ve fazla trafik var. 70 bin nüfuslu ile, haftasonları 600 civarında otobüs bir anda geliyor. Bazen 40 bin turist kentin sokaklarını dolduruyormuş. Biz oradayken, okul gezileri için akın akın gelen gençleri gördük. Çanakkaleliler'in en büyük korkusu, gelen turistlerin kalabalıkta yeterince hizmet alamayıp, kentin altyapısının taleplerine yetmemesi ve kötü izlenimle ayrılması. Bu yüzden, okulların hafta içinde programlı bir biçimde gelebilmesini istiyorlar. Ayrıca, bilinçsiz ve izinsiz rehberlerin yanlış ve eksik bilgilerle zarar vermekte olduğundan şikayetçiler. Apar topar çıkarılmak istenen yeni rehberlik yasasından ve otobüslerle gelen bazı grupların, Şehitlik alanında toplu namazlar kılıp, dini propaganda yapmalarından da son derece kaygılılar.
Turizme hazır değil
Çanakkale'deki yatak sayısı 5 bin civarında. Üniversite kenti olması gençliğin ilgisini çekiyor. Yabancı turist sayısında artış var, ancak bir turizm hamlesine ne kafa yapısı, ne de alt yapı olarak hazır değil. Çirkin beton yapılaşma başlamış durumda. Eğer önemli bir turizm destinasyonu olacaksa, öncelikle yerel yönetimin bu konuya gönül vermesi ve Üniversite, iş adamları ve STK'larla işbirliği yapması gerekli. Çanakkale'nin Karadenizli valisi kente gönül vermiş, büyük projeler gerçekleştirmeye niyetli, aynı şevki Belediye Başkanı'nın da göstermesi lazım. Çanakkale ve civarı, Truva, adalar, milli park başka bir ülkenin elinde olsaydı neler yaparlardı diye düşündüm. İçim sızladı. Devlet bu eşsiz madene destek vermeli, ama en önemlisi Çanakkale bir hamleyle şaha kalkmalı, doğayı bozmadan, elldeki cennetin katma değerini yükselterek, harcama gücü yüksek turisti bölgeye çekmeli.
|
|
|

|
|