
|
|
|
 |
|
|
Yakında 'kan çıkabilir'
ERDOĞAN SAĞLAM // VERGİCİ GÖZLÜĞÜ
erdogan.saglam@bdodenet.com.tr
Ülkemizde Kurumlar Vergisi oranı yıl başından itibaren yüzde 33'ten yüzde 30'a düşürüldü. Zaman içinde bu oranın daha da düşürüleceğini Maliye Bakanı Unakıtan açıkladı.
Bu hedefin gerçekleştirilebilmesi için kayıt dışı ekonomi ile lafla değil, sistemli bir şekilde mücadele edilmesi gerektiği aşikar. Bu aşamada öncelikle vergi oranlarının düşürülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü oranların yüksekliği kayıt dışında kalmayı cazip hale getiriyor.
Kayıt dışı ile mücadele uzun soluklu bir süreç. Hesap Uzmanları Kurulu, 60. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlediği panelde kayıt dışı ekonomiyi yeniden tartışmaya açtı.
Açıklanan 'kayıt dışı ekonomi raporu' basında geniş yer buldu. Rapor, esas itibariyle kayıtlı mükellefler nezdinde yürütülen incelemeler sonucunda mükelleflerin kazandıkları her 100 liranın 40,5 lirasını kaçırdıklarını ortaya koyuyor. Bütünüyle kayıt dışında kalanlar da dikkate alındığında çok ürkütücü bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu tablonun maliyeti çok yüksek. Çünkü tahsil edemediğimiz vergileri çok yüksek reel faizler ödeyerek aldığımız borçlarla finanse etmek zorunda kalıyoruz. Kayıt dışı ekonominin büyümeye katkı sağladığını savunanlar bu yönünü ihmal ediyorlar.
Nihayet doğrusu yapılıyor
Hesap uzmanlarının 2004'ten itibaren ağırlıklı olarak parasal hareketlere yönelik denetimlere ağırlık verdiğini memnuniyetle gözlüyoruz. Para hareketlerinin izlenip kontrol altına alınması, kayıt dışı ekonominin kavranmasında önemli bir aşama. Hesap uzmanlarının 2004 yılında banka hesaplarından hareketle yaptıkları incelemeler çok olumlu sonuçlar verdi. Halen 19 büyük ilde 100 milyar YTL'lik (100 katrilyon TL'lik) 6 bin 300 banka hesabı inceleniyor. Yakında kan çıkacağını söylersek, abartmış olmayız. Nihayet doğru işler yapılıyor...
Başta kurumlar vergisi oranı olmak üzere vergi oranlarının düşürülmesi, yabancı sermaye yatırımlarının ülkemize gelmesini teşvik etmesi bakımından da zorunlu. Yabancı sermayeyi çekme konusunda rekabet ettiğimiz ülkeler birer birer kurumlar vergisi oranlarını düşürdüler. Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 26 olan oran, Polonya'da yüzde 19, Macaristan'da yüzde 16 ve İrlanda'da yüzde 12,5. Sıra bize çoktan geldi, ama biz farkında değiliz. Ayrıca yurt dışı iştirak kazançları ile şube kazançlarına sağlanan teşvikler de cabası. Bazı ülkeler çok uluslu şirketlerin holding merkezlerini kendilerine kaydırmaları için önemli vergisel düzenlemeler yapıyor. Bizde ise bu amaçla 2005 başında uygulamaya konulan yurtdışı iştirak ve şube kazançları istisnası ölü doğdu. Getirilen kısıtlamalar nedeniyle uygulanamaz durumda.
Rakamlar ibretlik
Ülkemizde dolaylı vergilerin payının yüzde 75'lere ulaştığını, bu nedenle vergi sisteminin adaletten uzaklaştığını her fırsatta söylüyoruz. Kurumlar vergisi tahakkuk ve tahsilatı her geçen gün azalıyor. Aşağıdaki bilgiler acı ama gerçek:
2004 toplam vergi tahsilatı 90 milyar 92 milyon YTL iken , kurumlar vergisi tahsilatı 8 milyar 714 milyon YTL olarak gerçekleşti. Kurumlar vergisinin payı yüzde 9,6 oldu. 2005'te yüzde 7,5 olarak hedeflenen bu oran 2003'te yüzde 10,3'tü. Sürekli düşüyor.
İlk 100 mükellef 2004 kurumlar vergisi tahakkukunun yüzde 63'ünü sağladı.Türkiye rekortmeni Türk Telekom'un tahakkuktaki payı tek başına yüzde 12. İlk 20 içinde 10 tane kamu kuruluşu var. İlk 11'in 7'si banka. İlk 100 içinde çok az sanayi kuruluşu var.
Toplam tahakkuka oranı yüzde 1'i geçen topu topu 7 ilimiz var. Bunlar sırasıyla İstanbul, Kocaeli, Ankara, İzmir, Bursa, Mersin ve Antalya. Bu illerin payı yaklaşık yüzde 86. Bu rakamlar gelecek için hiç umut verici değil.
İkili vergi sistemi olabilir
Bu tablo kurumlar vergisi oranını kolaylıkla indirebileceğimizi gösteriyor. Belli ki oranın düşürülmesi vergi tahsilatını fazla etkilemeyecek. Kaldı ki ikili bir oran sistemine geçip, bazı ülkelerde yapıldığı gibi, belli bir tutarın altındaki kazançların daha düşük bir orandan vergilenmesi sağlanabilir. Daha adil olan böyle bir sistem, vergi tahsilatının azalmasını önlerken, kayıt dışındaki küçüklerin sisteme entegrasyonunu kolaylaştırabilir.
Vergi Konseyi, başta gelir ve kurumlar vergisi kanunları olmak üzere vergi kanunlarının yeniden yazılması çalışmalarını başlattı. Bu çalışma kapsamında kurumlar vergisi kanunumuzda önemli değişiklikler yapılması (grup şirketlerinde konsolide vergi beyannamesi, örtülü sermayenin belli bir orana bağlanması, zarar mahsup sisteminde değişiklik, kurumlar vergisi oranının düşürülmesi vs.) beklenebilir.
YAŞANMIŞ VERGİ HİKÂYELERİ
Örtülü sermaye - örtülü kazanç
Kurumların, doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi içinde bulundukları kişi ve kurumlarla, emsaline göre göze çarpacak derecede düşük veya yüksek bedellerle mal veya hizmet ilişkisine girerek kurum kazancını aşındırmaları mümkün değil. Bu durum tespit edildiğinde kazancın örtülü yoldan dağıtıldığı kabul edilerek, cezalı vergi salınıyor. Ayrıca kurumların ortaklarından borç para alıp bunu uzun bir süre işletmelerinde kullanmaları halinde alınan borç 'örtülü sermaye' olarak değerlendiriliyor. Bunun anlamı, borca ilişkin finansman giderlerinin vergi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmemesi.
Örtülü sermaye ve örtülü kazanç, vergi idaresi ile mükellefi en çok karşı karşıya getiren ve uyuşmaz yaratan konuların başında. Konuyu kısa bir yazıda anlatmak olanaklı değil, pek çok bilimsel çalışma yapılmasına ve kitaplar yazılmasına gerek var.
Baş Hesap Uzmanı Mesut Koyuncu'nun yazdığı ve Hesap Uzmanları Derneği'nin yayınladığı 'Örtülü Sermaye, Örtülü Kazanç Dağıtımı ve Uluslararası Transfer Fiyatlandırması' isimli kitabın bu konudaki boşluğu dolduracağına inanıyorum. Sayın Koyuncu'yu ve Hesap Uzmanları Derneği'ni bu başarılı çalışmasından dolayı kutluyor, eseri okuyucularımıza gönül rahatlığıyla öneriyorum.
|
|
|

|
|