|
 |
|
|
Boğaz sefası
İstanbul'un simgesi Boğaz'ı büyülü bir şekilde delip geçen vapurları seyretmekle yetiniyoruz işte. O yalıları, o köpüklü denizi, o martıları, kaçırıyoruz... Çok uzun zamandır vapura binmediğimi düşündüm, harika bir Şehir Hatları günü geçirdim. İstanbul'a denizden bir kez daha vuruldum
FATİH TÜRKMENOĞLU // GEZMEK GEREK
fturkoglu@milliyet.com.tr
Gün bereketli olsun diye, sabahın ilk seferini gözüme kestirdim: 07.00, Sarıyer-Eminönü. Erkenden kalktım, Kireçburnu Fırını'nın yağdan hiç sakınılmamış poğaçalarından aldım, iskelenin yolunu tuttum. Ne zamandır vapura binmemiştim. Birkaç ay evvel adaya gitmişliğim var, o sayılmaz. Aklımda Aydın Hatipoğlu dizeleri, iskeledeyim: "Bir vapur kalkar istanbuldan / Her yanı istanbul olan bir vapur".
Öğrenciler, işe yetişecek olan takım elbiseliler ve hiçbir yere yetişmeyecek olan ben, üst güverteye yerleştik. Büyükdere'ye yanaşmadan önce, ilk çayımızı içmiştik. Sabahın mahmur güzelliğinde, Yeniköy'de ikinci çayları söylemiştik.
Her iskeleden vapurun bağlanmasını, sonra nazlı nazlı süzülmesini seyrettim. Her biri ayrı bir inceleme konusu yalılara hayranlıkla baktım. Rumeli Hisarı'na, Dolmabahçe Sarayı'na, Çırağan Sarayı'na daldım gittim. Bir de, tıkış tıkış Ayaspaşa'ya, o salonları İstanbul'un güzelliğine bakarken, kendileri şehre bir karmaşa duygusu veren apartman kümelerine gözüm takıldı; bugün sinirlenmeme günümdeyim, es geçtim. Kaptan köşkünün kapısını çaldım. Dümende, tam
29 yıldır duran ve 12 yıldır da Sarıyer-Eminönü seferini yapan Musa Karahan vardı. Yıllardır tanıdığı yolcuları, el sallayan yalı sahiplerini anlattı. Vapurda yetiştirdiği çiçeklerini gururla gösterdi, "denizcinin ruh yapısı böyledir" dedi.
Musa Karahan, Rize'den gelmiş, İstanbul'a aşık bir kaptan. Durup durup, "İstanbul en çok denizden güzeldir" dedi. "İçerlerin" biraz karışık olduğundan dert yandı: "Vatandaş bu şehri bir de denizden tanısa, kıymetini daha iyi bilir. Kim bilir burada yaşayıp da hiç vapura binmemiş kaç kişi vardır... Neden halkımızda bir tutukluk var? Oysa bu en güzel gezinti, üstelik sadece bir bilet parası!"
Karaköy, Galata Köprüsü derken martıların çığlıklarıyla Eminönü'ne yanaştık. Yeni Cami'nin önündeki güvercinler, sabahın ilk yemlerine kanat çırptılar. Mısır Çarşısı yeni yeni uyandı, ilk turistleri sabah güzelliğiyle şaşkına çevirdi.
Yarım gün boyunca, Kapalıçarşı, Mahmutpaşa,
Boncukçular Çarşısı'nı dolaştım. Mehmet Efendi'den kahve, Hacı Bekir'den lokum ve akide alıp, hayvan ve bitki pazarının arkasındaki bahçede soluklandım. Önümde beni bekleyen diğer bir sefer daha vardı, bir kez daha iskelenin yolunu tuttum.
Günde iki kez, sadece 10.30 ve 13.30'da yapılan özel gezi seferleri için zar zor iskeleye yetiştim. Son dakikada biletimi alıp, güvertede bir kenara zorla iliştim. Rehberleri saymazsak, tek Türk bendim.
Vapur, Boğaz'da zikzak yaparak, ta Anadolu Kavağı'na kadar gitti. İki saate yakın süren yolculuğumuz, inanılmaz komik geçti. Çaycılar, dolar ve avro da kabul ediyorlar ve bütün yolcular turist olduğu için, İngilizce konuşmaya başlamışlar. "Ti, natural orinc, törkiş kafe" diye satış yaptılar. Kanlıca'da ise başka bir "happening" oluyor, ellerinde yoğurt tepsileri, "Kanlıca yogurt, veri feymıs" diye salondan salona geçtiler.
Vapurlar şehri boydan boya turluyor. İstanbul her an başka bir hikaye anlatıyor. İnme zamanım geldi. Dünyanın en lüks teknesini, bizim Büyükada isimli eski, nazenin vapura değişmezdim. Bugünün güzelliğini, dünyaları verseler aklımdan silmezdim...
"Vapur baştan başa istanbul / Bir vapur / Bir kelepçe / Bir istanbul"...
Şehir Hatları vapurları İDO'ya emanet
İstanbul'daki Şehir Hatları vapurlarının işletmesi, geçtiğimiz kış İDO'ya bağlandı.
15 arabalı vapur, 47 yolcu vapuru, 20 hizmet teknesi, 2 feribot ve tam 56 iskele artık İDO'nun sorumluluğunda. İDO Genel Müdürü Ahmet Paksoy eski gemilerin yaşatılacağını, gezi amaçlı kullanılacaklarını söyledi. Bir de "Halkı denizle barıştıracağız" dedi. Kendisine, İstanbul'da bütün ulaşımın sadece yüzde 3,5'unun deniz yoluyla gerçekleştiğini hatırlatmak istiyorum.
YOL müziği kitabı
Chris Spheeris'in "Dancing With the Muse"unu dinledim. Yunan asıllı Amerikalı müzisyenin 2000 yılı enstrümantal albümü, kesinlikle harika. Boğaz çok şarkılar söylüyor gerçi ama ara sıra kulaklıkları takmak iyi oluyor.
Teber Kireçci'nin yazdığı "Yalıların Gizemi" de 200 yıllık farklı bir yolculuğa çıkartıyor insanı. Yalıların hem tarihi hem de teknik özellikleri anlatılmış; bir de insan faktörü unutulmamış. Kireçci'nin kitabı birkaç Boğaz yolculuğu gerektiriyor ama değer.
Ne yenir?
İçine bir çimdik peynir konmuş tost, kötü çay,
su karışmış portakal suyu. Üstelik hepsi de normal büfelerden pahalı ama çok lezzetli gelecek.
Ne yapılır?
Eminönü-Kapalıçarşı turu çok cazip. Ya da gezi turuyla Anadolu Kavağı'na kadar gidip midye yiyebilirsiniz. Emirgan-Kanlıca-Anadolu Hisarı-Bebek seferleri de çok rahatlatıcı, bir mini gezi tadında. Karaköy'den, Kadıköy'den, Beşiktaş'tan ya da 56 iskelenin herhangi birinden bir Şehir Hatları vapuruna atlayın. İstanbul da, hayat da daha güzel görünecek gözünüze. Eğer İstanbul'u ziyaret edecekseniz, vapurla yolculuk etmeden ziyaretiniz tamamlanmış sayılmaz. Mevsimler ve hafta içi-hafta sonu günlerde değişik tarifeler var. Önceden karar vermeniz faydalı olur. Biletler çok uygun fiyatlarda. Bir kişi 1,25 YTL. Özel gezi seferi de kişi başı 4 YTL. Satış ve rezervasyon hattı: (0212) 444 4 436 ve internette www.ido.com.tr
"Kaş'a sevdalandık, Bodrum'u boşadık"
Tulû Çizgen (Oyuncu)
Sık seyahat eder misiniz?
Fırsat buldukça ederim. Seyahati çok severim. En son ABD'ye gittim. San Francisco, Nevada, New York... Epey dolaştım. Çok merak ediyordum oraları. Hiçbir şey olmadığını gördüm, rahat ettim. Filmlerde gördüğümüz gibi değilmiş Amerika, valla biz daha iyi yaşıyoruz.
Tatile hangi beklentilerle çıkıyorsunuz?
İnsanları ve çevreyi tanımak için giderim. Hiçbir şeyden korkmam, hiçbir yer beni ürkütmez. Asya'yı çok merak ediyorum. Özellikle Hindistan'ı görmek istiyorum. Medeniyeti gördük; tek dişi kalmıştı, onu da ben çektim.
En uzun tatiliniz hangisiydi?
Gölköy'de evimiz var; bir kere orada bir tam yaz ve kış geçirdik. Bizim için en uzun tatildi. Evimizin arkasında otel yapıldı, Bodrum civarı çok gürültülü oldu, biz de Bodrum'u boşadık. Şimdi Kaş sevdamız başladı. Eşimle birlikte Kaş'ta işlettiğimiz bir restoranımız da var.
Gezilerinizde alışveriş eder misiniz?
Çılgın gibi! Hediyeler ve evle ilgili aksesuvarlar alırım. Bir de temizlik malzemeleri; sabunlar, deterjanlar falan. Bu alışveriş terapi gibi. Ne güzel şey yahu, değil mi?
n Herhalde kadınların alışveriş ilişkisi biraz daha değişik, siz yalnız bile alışveriş gezisine gidebiliyorsunuz.
Yok, benim için tek başına hiçbir şeyin anlamı yok. Ya eşimle ya da grupla giderim. Eğlenceyi, güzellikleri, gördüklerimi, her şeyi paylaşmalıyım.
|
|
|

|