
|
|
|
 |
|
|
"Eskiler" üzerine pazar sohbeti
Devlet yöneticilerinin kıyafetlerini açık artırma ile satmaları veya birilerine ödül olarak vermeleri eski bir âdettir. Ama Osmanlı sarayında bu âdet görülmüyor, padişahların her şeyi saklanıyordu
Fax: (0312) 427 20 64
Bu pazar günü değişik bir konuda sohbet etmeye ne dersiniz? Başbakanımızın bazı giysilerinin bir hayır kurumu yararına açık artırmaya çıkarıldığını okuduk. Doğrusu bu gibi hayırsever açık artırmaları Avrupa'nın zenginleri ve hükümdarları da sıkça tertipliyor ve kimsenin itirazı olamaz. Prenses Diana'nın yaşamı sırasındaki en önemli faaliyeti bu gibi elbise açık artırmalarıydı. Esasen çok eski ve yaygın bir âdettir; yani üniversaldir. Ortaçağlarda Avrupa hükümdarlarının tertiplediği ve gelir edinmeyi amaç edinen giysi satışları, şüphesiz buna istisnadır.
Altınordu Hanlığı'nda ve Cengiz İmparatorluğu'nda hanlar bu tip açık artırma ile bazı giysilerini satar veya adeta bugünkü madalya gibi birine mükafat olarak verirlerdi. Esasen şark devletlerinde ve Osmanlılar'da da terfi eden memurlara, bazı sefirlere ve önemli günlerde vezirlere hilat giydirilmesi de bu eski âdetin uzantısıdır. İşin ilginç tarafı, 13'üncü yüzyıl Rusya'sında hüküm süren Altınordu devletinin birçok kurumu gibi bu adetini de benimseyen Moskova Rus çarları; Rusya'nın ünlü tarihçisi Ivan Zabelin'in "Rus Çarlarının Gündelik Hayatı" adlı eserinde de belirttiği gibi; zaman zaman Kremlin'de kıyafetlerini açık artırma ile satarlardı. Bu kıyafetleri alan boyarlar yani asilzadeler, mutlu ve gururlu ortalıkta gezinir, kıyafetlerini teşhir ederlerdi. Osmanlı sarayında bu adet görülmüyor. Nitekim, padişah ve şehzadelerin sadece kaftan, serpuş ve sarıkları değil, iç çamaşır ve gömlekleri dahi defter edilmiş ve saklanmıştır. Bunun aksine hareket etmek elbette hükümdarın bileceği iştir ama anane galip gelmiş görünüyor.
Ölen adamın ruhu için verilecek en önemli sadaka
Bununla beraber, müsrif olmayan II. Abdülhamid'in diğer ihsanları yanında, bazı elbise ve kostümlerini sevdiği insanlara hediye ettiği anlaşılıyor. Bu zevatın müslüman veya gayrımüslim olması veya etnik kökeni fark etmez. Nitekim Osmanlı bankerlerinden Yorgo Zarifi'nin dediğine göre; amcası Nikolaki, renkleri pek uygun düşmese bile padişahın hediye ettiği açık renk kostümü, en resmi toplantılarda bile giyip dolaşıyormuş. Bu kuşkusuz bir madalya gibi övünç aracıymış. (Yorgo Zarifi, "Hatıralarım", çeviren Karin Skotinyadis, Literatür Yayıncılık.)
Bizim padişah kaftanları içinde en seçmesi IV. Murad'ınkiydi. Maalesef lüzumsuz ve çocukça bir teşhirle "IV. Murat" oyununun galası için Kültür Sarayı'nda bir vitrine kondu ve aynı vitrinde 17'nci yüzyılın en ünlü mareşali olan IV. Murad'ın zırhı ile birlikte telef oldu. Kültür Sarayı yangınından sonra daha iyi bir bina yapıldı ama bu özgün kaftan ve eriyen zırh hâlâ içimizde bir yaradır. Padişah kostümlerimizin teşhiri için yeni bir pavyon yapmak lazım.
Hiç kuşkusuz her dinde kutsal emanetler içinde peygamberlere ve din büyüklerine ait elbiseler en önemli yeri tutar. Ölen adamın ruhu için verilecek en önemli sadaka giysi ve ayakkabılarıdır.
Boğaziçi'ne yönelik eleştirilerin dozu kaçtı
Son olaylarda Boğaziçi Üniversitesi'ne yöneltilen tenkitlerin dozu kaçtı; o kadar da değil. Bu ülkenin endüstrisine, iş hayatına mutena mühendisler ve işletmeciler yetiştiren, uluslararası şöhrette bir üniversiteden söz ediyoruz. Son senelerde Dışişleri Bakanlığı kadrolarını besleyen iyi memurlar da buradan çıkıyor. Rektör ve yardımcıları da gayretle çalışan meslektaşlardır. Bir üniversiteyi toptan suçlayıp mahkum etmek tutarlı bir davranış değil. Burada hepimizin çocukları okuyor ve çok değerli meslektaşlarımız öğretiyor.
|
|
|

|
|