|
 |
|
|
Oynatın da rahatlayalım
MİLLİ maç bir kenara bırakıldı. Teknik analiz filan bir yana, Hakan Şükür motifi televizyondaki futbol programlarına yine damgasını vurdu. Şenes Erzik bile "Neden oynamadı?" demiş. Ne dediğini kulağımla duyduğuma göre ya benim kulağım ya da "onların" kulağı cümleleri farklı farklı işitiyor olmalı! Erzik kelimenin tam anlamıyla top çevirdi. "Hakan formdaysa" dedi. Tam da ortaya karışık yapmış oldu. 35-40 hava topu gelmiş de Yunanistan maçında, oynasaymış pozisyon olurmuş diye bir yorum da geldi ardından. Neyse beni aşar, bu işten anlayan abilerimiz var. Sadece televizyondaki futbol programlarında iç bayıltıcı bir "Ne olur oynasın" durumu mevcuttu, onun altını çizmek istedim. Ersun Yanal gitsin, Hakan da oynasın hepimiz rahatlıyalım olur mu?
* * *
HABERTÜRK'teki "Basın Kulübü"nde Tayyar Altıkulaç ile gazeteciler ping pong oynadılar. Kuran Kursları muhabbeti. Dağ, taş, tepe Kuran Kursu dolu. Bir de alttan yazı geçiyor; "Sezer mi haklı AKP'mi haklı?". "Atatürk'ün emanet ettiği şekilde din eğitimi" diye bir laf duydum. Bu tabii ki, daha muhteşem bir saptama! Atatürk nerede nasıl emanet etmiş? Üç beş nesil yetmez, üstüne bir üç beş daha gelse; belki bunlar aşılır!
* * *
"SENSİZ Olmuyor"da Aslı küçük kız havalarında. Ben hiç sevmem öyle hani eski günlere dönelim hallerini kızların. Seksek oynarlar, işte komşunun penceresindeki çiçeği koparırlar. Garip ve de anlamsız bir neşe sendromunda olurlar. Aslı da aynen böyle. Serdar, çocuk yazık katlanmak zorunda. Gıcık bir durumdur erkek cephesinde, karizma çizilir. Çünkü illa senin de onun gibi hoplayıp, zıplayıp çocuk ayaklarına yatmanı isterler. Vardır etrafta böyle kızlar! İzleyince birden eski günlere gittim!
* * *
KANAL 7'de "Büyük Günahlar" diye bir dizi var. Kanal, nihayet görsel olarak standardı yakalayan diziler yapmaya başladı. Çekimler, müzik filan yerinde. Savcı, bir grup mahkûmu bir başka cezaevine nakleden konvoyun arkasında. Sonra birden yolun kenarında durup, tarlada çapa sallayan köylünün yanına gidiyor. Ön tarafa da işaret ediyor "Siz gidin, geliyoruz" diye. Mutlaka senaryoyu yazanlar da savcının mahkûm konvoyunu bırakıp başka yerlere gitmesinin mümkün olmadığını biliyor. Sorun da burada. Neden daha usturuplu bir yerde böyle fantaziler yapmıyorlar?
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|