
|
|
|
 |
|
|
Çalışan köylü mü çevreci mi haklı?
Dünya Çevre Günü'nde, Bergama'da altın madeninde çalışan köylülerle çevreci köylüler taşlı, yumurtalı 'çatışmaya' girdi. Milliyet, her iki tarafın da görüşünü aldı
Şükran Pakkan
Yaklaşık 15 yıldır Türkiye'nin gündeminden düşmeyen Bergama'da altın çıkarma tartışması, önceki gün madende çalışan köylülerle çevreci köylülerin taşlı, yumurtalı kavgasına dönüştü.
Çevreciler, çalışanların organize şekilde saldırdığını, şirket yetkilileri ise çalışanlarına hakaret edildiğini öne sürdü. Ovacık Madeni'nden altın çıkaran Normandy Şirketi'nin Türkiye'yi terk etmesinden sonra işletmeyi devralan Koza Altın şirketi, madenden ilk kez altın çıkarılması ve Dünya Çevre Günü nedeniyle önceki gün bir kutlama organize etti.
İşçiler geçit vermedi
'Çevreci köylüler' de, Koza Altın Şirketi önünde aynı sebeple protesto gösterisi yapmak isteyince, madende çalışan köylülerle karşı karşıya geldiler. İşçiler, çevreci köylülere geçit vermeyince, önce sözlü tartışma çıktı, ardından maden işçileri, çevrecilere yumurta ve taşla saldırdı.
Bunun üzerine çevreciler, yolu trafiğe kapattı. Olaya jandarma el koydu. Bu kavga, "Ekmek parası için çalışan köylüler mi, yoksa çevreye zarar verdiği gerekçesiyle madene karşı çıkan köylüler mi haklı?" sorusunu gündeme getirdi.
Milliyet'in görüştüğü taraflar, şu iddialarda bulundu:
'Yeni bir Sivas olmasın'
Oktay Konyar (Bergama Çevre Hareketi Sözcüsü): "Bergama'da bugüne kadar görülmemiş bir yöntem deneniyor. Madende çalışan köylülerle madende çalışmayan köylüleri karşı karşıya getirdiler. Jandarma ve polis müdahale etmedi, madende çalışan işçiler çevrecilere müdahale etti. Madende çalışan işçilerin suçu yok, ama Türkiye'de işsizlik sorununu biz yaratmadık, biz sadece siyanüre karşı geldik ve yargı kararıyla durdurduk. Biz sisteme, onlar bize karşı çıkıyor. İşçimizi bize karşı kullanmak etik değil. Bu terördür. Herkesi uyarıyorum, para uğruna yeni bir Sivas olayı yaratmasınlar. İlk kez Bergama'da birbirimize düştük. Çalışana diyorlar ki, 'Burada çalışacaksan, çık dışarı mücadele et'."
'Kan gövdeyi götürürdü'
Erol Enger (El Ele Çevre Örgütü Başkanı): "Maden çalışanlarıyla köylüler ilk kez karşı karşıya geldi. Hazırlıklı gelmişler zaten. Otomobil, otobüs camlarımızı kırdılar. Öyle bir tezgâhtı ki, orası onlara bırakılmış. Yaşlı profesörler, sinirden ağladı. Çok zor anlar yaşadık. Kasalarca yumurta getirilmiş, taşlar toplanmış. 'Galeyana geldiler' demek doğru değil, organize şekilde saldırıldı. Biz orada çok duyarlı ve sağduyulu davrandık, yoksa kan gövdeyi götürürdü. Şirketin yeni sahipleri saldırgan bir tavır takındı. Sonuçta, bize saldıranlar maaşlı insanlar. İnsanlar bir iş bulmanın güveniyle başlarındakinin talimatıyla olay çıkardılar. İnsanlar, mesai günündeler ve bu işi yapmak üzere toplanmışlar. Umarım, bir daha böyle bir yönteme başvurmazlar, yoksa olaylar şiddeti doğurur."
'En çevreci kurumuz'
Akın İpek (Koza Altın Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı): "Biz eğlenirken, kendilerini çevreci şemsiye altına sokmaya çalışan ve hiç inandırıcı olmayan kişiler toplanıp geldi, yoldan geçmek istedi. Personelimizin tamamı çevre köylerden, ister istemez tepki doğdu. Çalışanlara hakaret ettiler, burada 1,5 kilometre yiyecek tezgâhı kuruluydu, sadece yumurta değil yani, böyle bir reaksiyon oldu. Ama haklılar, 'İlla aranızdan geçeceğim' demek doğru değil. Burası Türkiye'nin en çevreci kurumu. İşçilerin üzerine gelinmesi büyük haksızlık. Ekmek parası mı, çevrecilik mi denecek bir durum yok. Arkadaşlarımız para kazanıyor ve doğru kurumda çalışıyor. Bahane aranıyor."
|
|
|

|
|