Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Haziran 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sağırlar diyaloğu olmasın...


Yarın Washington'da gerçekleşecek olan Bush - Erdoğan görüşmesinin ardından, Türkiye'de çeşitli kaynaklardan gelecek farklı - ve çelişkili - sesleri şimdiden duyar gibiyim.
Bu tür görüşmelerden sonra kimilerinin sonucu "tam bir başarı", kimilerinin de "büyük fiyasko" olarak tanımlamasına alışık olduğumuz için, bu kez de benzer sıfatlar kullanılması herhalde şaşırtıcı olmayacaktır.
Umarız bu sefer Beyaz Saray'daki görüşmenin sonuçları konusundaki analizler gerçeğe uygun ortak bir noktada buluşur.
Tabii iki tarafın beklentilerinin önceden bilinmesi, bu değerlendirmenin sağlıklı şekilde yapılması için esastır. Gerçekçi olmayan yüksek beklentiler, alınan mütevazı sonuçlar karşısında, kolaylıkla düş kırıklığına dönüşebilir...
* * *
Bu bağlamda, Başbakan Erdoğan'ın Başkan Bush ile yapacağı görüşmenin, Türk - ABD ilişkilerinde son zamanlarda ortaya çıkan tüm sorunların bir çırpıda çözümlenmesini sağlamasını beklememek lazım. Başbakanın Washington'daki temasları temelde "hasar gören ilişkileri onarmayı" ve Türk tarafının "stratejik ortaklık" diye nitelendirdiği işbirliğine yeni bir ivme kazandırmayı amaçlıyor.
Son haftalarda iki taraf da - bazı demeçlerle ve jestlerle - bu yönde siyasi irade gösterdiklerine göre, Beyaz Saray'da, en azından genel ilkeler ve hedefler üzerinde bir mutabakat ifade edilmesini rahatça bekleyebiliriz.
Mesele, son dönemde yaşanan gerginliklerin ve soğukluğun geride bırakılması için duyulan güçlü arzuya rağmen, spesifik sorunlar üzerinde, iki tarafın nasıl hareket edeceğidir.
* * *
Son günlerde Türk - ABD ilişkileri konusunda izlemek fırsatını bulduğumuz temas ve toplantılardan anlıyoruz ki, iki taraf da beklentilerinin öncelik verdiği bazı spesifik konular üzerinde odaklamış durumdalar.
Türkiye için başlıca konu, Kuzey Irak'taki PKK varlığı; beklentisi de, ABD'nin bunun bir şekilde ortadan kaldırılmasını sağlamasıdır.
Bu mesele şimdiye kadar Ankara ile Washington arasında çok konuşuldu. ABD Türkiye'ye "size hak veriyoruz" deyip bu işi halledeceğini taahhüt etti; ancak Irak'taki şartlar nedeniyle hemen harekete geçemediğini anlatmaya çalıştı. Ankara ise "durumunuzu anlıyoruz" demekle beraber, ABD'den, eylem beklediğini defalarca tekrarladı.
Eğer bu kez de Beyaz Saray'daki buluşmada, Bush ve Erdoğan benzer ifadeler kullanmanın ötesinde bir hareket planı üzerinde mutabık kalmazlarsa, bu doğrusu bir "sağırlar diyaloğu" halini almış olur!
Buna karşılık ABD tarafının da Türkiye'den başlıca beklentisi, Irak, Suriye ve İran ile ilgili politikalarına Ankara'nın daha aktif destek vermesidir. Amerikalılar son dönemde Türk hükümetinin bu konularda "yalpalayan", zikzaklı tavırlarından duydukları rahatsızlığı açıkça ifade ettiler. Türk tarafı, örneğin Suriye ve İran'la yakınlaşmanın bu politikalara zarar vermeyeceğini (aksine yardımcı da olabileceğini) söylüyor; ama Washington'un buna tepkisi olumsuz. Amerikalılar bölgede "stratejik ortaklık" ruhuna uygun daha sıkı bir dayanışma ve işbirliği istiyor ve Erdoğan'dan bu doğrultuda daha kesin bir söz bekliyor...
SONUÇ: Washington'daki diyaloğun gerçekten verimli olması, karşılıklı vaatlerin ve genel ifadelerin dışında, ilişkilere gölge düşüren sorunların çözümünde somut adımların atılmasına bağlı.

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Fransa'nın Türkiye takıntısı
GENEL kanaat odur ki, "Avrupa Birleşik Devlet...
Melih AŞIK
Bu iş olamaz...
Almanya'nın Düsseldorf kentinde bir Müslüman ...
Fikret BİLA
Demirel: Mırıldanmayla olmaz
Geçen pazar günü, CNN TÜRK'te, Ankara Kulisi ...
Hasan CEMAL
Kendini aldatmak!
Fransa ve Hollanda'daki hayır referandumların...
Güneri CIVAOĞLU
AB omleti
En yalın gerçek şu:
Can DÜNDAR
Anneanne, babaanne ve ayrımcılık üzerine
Handan Halam geçenlerde bende olmayan bir fot...
Abbas GÜÇLÜ
Yunanistan maçı, Yanal ve Erdoğan
Öyle maç hastası olanlardan değilim. Kırk yıl...
Hurşit GÜNEŞ
Blair istedi, Bush reddetti
Erdoğan'dan önce ABD'yi İngiltere Başbakanı B...
Sami KOHEN
Sağırlar diyaloğu olmasın...
Yarın Washington'da gerçekleşecek olan Bush -...
Mehmet Y. YILMAZ
İçimizde bazılarının "özür" borcu var!
"En iyi yargıç zamandır" sözüne inanırım. Mil...
Derya SAZAK
ABD ile yeni sayfa
Ne AB Anayasası'nın Fransa ve Hollanda tarafı...
Güngör URAS
Tekstilciler sektör değiştiriyor
Son günlerde tekstil ve giyim sanayii ile ilg...
Serpil YILMAZ
Erdoğan hemşeri desteği arıyor
Rakamların notası olsa, istatistikler ağıt et...
M. Ali BİRAND
"Ya bizimle olun veya karşı çıkın"
Beyaz Saray, Milli Güvenlik Konseyi ve Dışişl...

© 2005 Milliyet