Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 07 Haziran 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

"Ya bizimle olun veya karşı çıkın"


WASHİNGTON

Beyaz Saray, Milli Güvenlik Konseyi ve Dışişleri Bakanlığı rahatsız. AKP hükümetinin zigzaglarından ve politikalarında görülen "vıdılamalardan" son derece şikayetçiler. Bu duruma bakıp, Türk-Amerikan ilişkilerinin derin bir krizin içinde bulunduğu sonucuna varılmasın. Kriz yok, ancak biran önce tedavi edilmezse, ilerde krize gidilme tehlikesi var.
Oysa Beyaz Saray için Türkiye'nin önemi değişmiş değil. İkinci döneminin ilk altı ayını yaşayan Bush yönetiminin Türkiye ile işbirliği yapmak istediği alanlar azalmıyor, aksine çoğalıyor: Orta Doğu; Irak-İran-Suriye ile ilişkiler; Avrupa Birliğinin genişleme süreci; Afganistan-Orta Asya Cumhuriyetleri; Batı Balkanlar; Kafkaslar...
Washington, böylesine önemli bir sürece girilmişken, Türkiye ile ilişkilerin üstüne düşen bulutların dağıtılmasını istiyor. Kamuoylarındaki algılamaların değişmesini ve bu ilişkilerin perspektifinin yerine oturtulmasını arzuluyor.
Özetlemem gerekirse, ilişkilere ince ayar getirilip, yanlış anlamalara son verilmesi üstünde duruluyor.
Washington'da resmi politikaları yakından izleyen, dosyaları bilenler için Türkiye'nin genel yaklaşımlarında büyük bir sorun yok. ABD ile paralel politikalar izleniyor. Ancak, bir de dosyaların için bilmeyen, dışardan bakıp, çeşitli açıklamalar ve basın haberleriyle bilgi sahibi olanlar var ki, bu grup için durum hiçte iç açıcı değil...
İşte önümüzdeki Çarşamba günü yapılacak Erdoğan-Bush görüşmesi ağırlıklı olarak bu ikinci gruba yönelik olacak. Bu görüşmede, iki ülkeyi yönetenlerin siyasi vizyonları tartışılacak. Türkiye, ABD'nin etkili bir ortağı olup olmadığını gösterecek. ABD'de de, AKP hükümetinin, Bush yönetiminin politikalarına ne oranda ayak uyduracağını tartacak.

"DIŞ GÖRÜNTÜNÜZE DİKKAT EDİN..."
Washington'da, tek bir görüş yok.
Neyi duymak istiyorsanız, onu söyleyecek birini bulabiliyorsunuz. Ancak, burada Türkiye'nin dış görüntüsü iyi değil. Bunun nedeni de, Ankara'nın (Cumhurbaşkanı ve Başbakan dahil) sık sık çam devirmesi, çok konuşup gereksiz hatalar yapılması, Amerikalıların tüylerini diken diken edecek sözler sarfedip, tutumlar alınması...
Elikatmış'ın, Felluce'de soykırım yapıldığını söylemesi... Sezer'in Suriye'ye resmi gezisi... İran konusunda Türk tarafının yeterince açık destek vermemesi... Başbakan'ın İsrail'in devlet terörü yaptığını söylemesi... Edelman'a randevu verilmemesi... vs...vs.
"Başta Irak olmak üzere, sürekli vıdılıyorsunuz. Sürekli şekilde Amerika'ya küçük küçük sokuşturuyorsunuz. Başbakan-Gül ikilisi de, çoğu zaman seyirci kalıyorlar. Bizden tepki gelince, bu defa Erdoğan-Gül çıkıp, Türk-ABD ilişkileri hakkında son derece olumlu açıklamalar yapıyorlar. Ancak o zaman da inandırıcı olamıyorlar" diyen bir Amerikalı yetkili, kelimelerini hiç yuvarlamadı ve Erdoğan'dan neyin beklendiğini şu şekilde anlattı:
"Seçiminizi sadece kapalı kapılar ardında değil açıkça kamuoyu önünde de gösterin. Bizimle birlikte misiniz, yoksa Amerikan politikalarıyla itişmeyi sürdürecek misiniz?"
Anlayacağınız, Washington, Tayyip Erdoğan'ın Beyaz Sarayın içinde söyleyeceklerini dinleyecek ve dışarı çıktığında da bunları tekrarlamasını bekleyecek. Uzun vadede de, kendi partisindeki Amerikan aleyhtarı başkaldırıları önlemesini bekleyecek.
Tam bir ince ayar olacak.

* * *

"NE İSTEDİNİZ İSE YAPTIK..."
Konuştuğum Amerikalı kaynakların sık sık tekrarladıkları bir yaklaşım var: Sizin için önemli olan konuların büyük bölümünde arkanızda durduk, bir tek PKK sözümüzü tutamadık, onuda zamanla çözeceğiz...
Örnek olarakta şunlar gösteriliyor:
- Ermeni lobisinin büyük baskısına rağmen, Başkan Bush Soykırım kelimesini kullanmadı. Oysa nice müttefiğiniz parlamentolarından karar çıkarıyorlar.
- Rum lobisinin büyük baskısına rağmen, KKTC'ye heyet gitmesini sağladık. Başka kimse bunu yapmadı.
- IMF'te destek olduk ve olmayı sürdüreceğiz.
- Avrupa Birliğinin Türkiye'yi tam üyeliğe alması gerektiğini açıkça biz savunuyoruz. Rice'ın açıklaması bu konudaki yaklaşımımızı gösteriyor.
Amerikalılar, bütün bunları sıraladıktan sonra "peki siz neler yaptınız?" diye sorup, karşınıza upuzun bir liste çıkarıyorlar.
İşte, yarınki Erdoğan-Bush görüşmesinin perde arkasındaki konuşmalar bunlar...

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Fransa'nın Türkiye takıntısı
GENEL kanaat odur ki, "Avrupa Birleşik Devlet...
Melih AŞIK
Bu iş olamaz...
Almanya'nın Düsseldorf kentinde bir Müslüman ...
Fikret BİLA
Demirel: Mırıldanmayla olmaz
Geçen pazar günü, CNN TÜRK'te, Ankara Kulisi ...
Hasan CEMAL
Kendini aldatmak!
Fransa ve Hollanda'daki hayır referandumların...
Güneri CIVAOĞLU
AB omleti
En yalın gerçek şu:
Can DÜNDAR
Anneanne, babaanne ve ayrımcılık üzerine
Handan Halam geçenlerde bende olmayan bir fot...
Abbas GÜÇLÜ
Yunanistan maçı, Yanal ve Erdoğan
Öyle maç hastası olanlardan değilim. Kırk yıl...
Hurşit GÜNEŞ
Blair istedi, Bush reddetti
Erdoğan'dan önce ABD'yi İngiltere Başbakanı B...
Sami KOHEN
Sağırlar diyaloğu olmasın...
Yarın Washington'da gerçekleşecek olan Bush -...
Mehmet Y. YILMAZ
İçimizde bazılarının "özür" borcu var!
"En iyi yargıç zamandır" sözüne inanırım. Mil...
Derya SAZAK
ABD ile yeni sayfa
Ne AB Anayasası'nın Fransa ve Hollanda tarafı...
Güngör URAS
Tekstilciler sektör değiştiriyor
Son günlerde tekstil ve giyim sanayii ile ilg...
Serpil YILMAZ
Erdoğan hemşeri desteği arıyor
Rakamların notası olsa, istatistikler ağıt et...
M. Ali BİRAND
"Ya bizimle olun veya karşı çıkın"
Beyaz Saray, Milli Güvenlik Konseyi ve Dışişl...

© 2005 Milliyet