|
Nasıl bir cumhurbaşkanı?
CUMHURBAŞKANI tartışması durup dururken neden çıktı? Hem de 'türban'a bağlanan bir tartışma!
Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olmak isteyecek mi, istemeyecek mi? Bu elbette tartışılabilir. Ama yeni cumhurbaşkanı seçimi 2007 Mayıs'ında yapılacağına göre, daha üç yıl öncesinden bu kadar 'takılmak' bir düşünce biçimini de yansıtıyor tabii...
Hemen her şeyi "politik sembollerle", politik ideolojinin soyut kavramlarıyla düşünme tarzı! Hukuki, sosyal, ekonomik hatta teknik meseleler bile bu "politik semboller"in gölgesinde kalır, bu düşünce tarzında...
Raymon Aron'un Fransız düşüncesinde tespit ettiği 'tarz'dır bu:
"Fransızlar oldum olası ekonomik, sosyal ve teknik tartışmaları ideolojik çekişmelere dönüştürme eğilimindedirler... Enflasyonun nasıl kontrol edileceğini bilmek sorunu, teorik olarak bir avuç ekonomistin dışında, kimseyi ilgilendirmemiştir. Ama laiklik veya devletin yararı bir suçsuzun hüküm giymesini doğrular? gibi soyut bir tartışma, son derece coşturucudur. Bu tartışma sonsuzluğa kadar uzatılabilir... (Ama) En ateşli tartışmalar, maddi sonuçları en az olan tartışmalardır." (Demokrasi ve Totalitarizm, sf. 208)
* * *
DEMİREL, Çankaya'ya seçilecek kişinin karısının başının açık olmasını şart koşan bir kanun çıkarılmasını isteyerek tartışmayı başlattı.
Sayın Demirel "dün" Said Nursi'ye övgüler dizmiş bir "nurlu başbakan"dır, devlet büyüğümüzdür, "bugün" böyle konuştuğuna göre, elbette bir bildiği vardır! Benim aklım ermez...
Benim aklımın erdiği, gündemde cumhurbaşkanlığı seçimi yoktur, konunun başörtüsüyle ilgisi de yoktur. "Eş vaziyetinden" Anayasa ve kanunlara hüküm koymak da yanlıştır!
Enver Paşa'nın İttihatçı-Jakoben geleneği çok iyi anlatan bir sözü vardır:"Yok kanun, yap kanun!"
Toplumu sıkı kurallar yığınına boğan tepedeninmeci otoriterlik!
Baykal, partisinin "genleri"ne uyarak işi yine rejim kavgasına bağladı ama yasama konusunda doğruyu söyledi:
"Akla gelen her ihtimale göre kanun çıkarılamaz, her ihtimali önceden görmek de mümkün değildir zaten!"
Siyaset bilimi doçenti Baykal böyle filozof Hayek tarzında konuştuğu zaman geniş bir ufku işaret ediyor.
* * *
AKILCILIK açısından konu daha önemli. Türkiye, gündemini "rasyonel" bir şekilde tespit edebilmeli, semboller ve soyut ideolojik tercihlerle, boş tartışmalarla gündeminin savrulmasından sakınmalıdır.
Cumhurbaşkanı olacak kişinin elbette gerilim yaratmaması, tarafsız olması, bu şekilde Türkiye'nin birliğini gerçekten temsil edebilmesi, geniş ufuklu ve dünyaya açık bir zihniyete, dünyadaki ekonomik, teknolojik ve siyasi gelişmeleri kavrayacak bir zihniyet yapısına, kompleksiz, saplantısız bir kişiliğe sahip olması lazımdır.
Cumhurbaşkanı seçimine daha üç yıl varken, meseleyi türban kavgasına düşürmek yanlıştır. "Bunlar toplam seçmenin yüzde 25'inden oy aldılar..." gibi lafların da hukuk ve siyaset bilimi açısından hiçbir değeri yoktur.
"Cumhurbaşkanını halk doğrudan seçsin" önerisine ne diyeceksiniz o zaman!
Türkiye üç yıl sonra, cumhurbaşkanı seçimini, soyut ideoloji ve semboller kavgasına dönüştürmeden, usulüne ve sağduyuya uygun biçimde yapabilmelidir; ideolojik saplantılarla değil, 'pragmatik akıl'la...
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|