Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 14 Haziran 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bozuk CD


Yuvarlak yemek masası etrafında oturanlardan üçü eski dışişleri bakanı...
Ünlü para sihirbazı Soros da aramızda ama söyleşi Türkçe olduğu için -Allahtan- anlamıyor.
Sorun şu: "Hükümetin bu Suriye ısrarı neden?" Bir dizi "gerekçe" tahmini yapılıyor ama hiçbirinin mantık geometrisi oturmuyor.
Masaya uğrayan ve Erdoğan'ın gezisine de katılmış bulunan bir eski diplomat gülümseyerek, "ABD Suriye'nin izole edilmesine katkıda bulunun mesajını vurguladıkça onlar da Suriye'nin Lübnan'dan geri çekilme sürecini Ankara'nın başlattığını söylüyorlar" diyor. Dinleyenlerin de yüzünde bir tebessüm belirince, "Üstelik söylediklerine inanıyorlar da" diye ekliyor.
.............................
Bir başka görüş şöyle dile getiriliyor:
"PKK'nın kökleri İran ve Kuzey Irak'tan besleniyor. Ankara'nın kaygısı, PKK'nın eskiden olduğu gibi Şam'ın himayesinde Suriye'de üslenmesi ve Suriye'den de Anadolu'ya geçmesi olabilir."
İtirazlar oluyor:
"Suriye sanki Türkiye'ye dostluk olsun diye mi Öcalan'ı ve PKK kamplarını gönderdi?
Hayır...
Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Ateş Paşa ile başlayan ve hiyerarşik düzende dönemin Cumhurbaşkanı Demirel'e kadar uzanan 'Türkiye'nin, Apo'yu hudut dışı edin. Bunu yapmamanızı savaş hali sayacağız' söylemleri sonunda, Şam, onları kovmak zorunda kalmıştı. Türkiye, baba Esad'ın bileğini büktükten sonra oğlunun bileği çok hafif gelir. Topraklarını PKK kamplarına falan açamaz."
Şu olasılık, altı çizilerek gene masaya konuluyor: "Suriye'nin bugünkü yönetimi çökerse ve yerine ABD'nin kanatları altında, tıpkı Irak'taki gibi bir yönetim gelirse, Türkiye, artık Suriye'ye gözdağı veremez. O zaman PKK, Kuzey Irak'ta olduğu gibi eski beslenme bölgesi Suriye'ye dönebilir. ABD ise başını daha fazla derde sokmamak için, Türkiye'ye karşı bu terör yuvasını görmezlikten gelebilir. Zaten Kuzey Irak'ta görüyor mu ki, Suriye'de görsün?"
.............................
Bu mantığın ayakları biraz daha yere basıyor.
Fakat... Başka gerçekler de var...
"Suriye'yi haydut devlet diye nitelendiren ABD, yeni bir haydut devlet yönetimi mi kuracak?
Bu yeni yönetim de PKK gibi bir terör örgütünü besleyerek, kanatları altına alarak mı demokrasiye açılacak?
Genişletilmiş Orta Doğu Planı ile örtüşür mü?"
..............................
Bu izah giderek demokratikleşmeyi hedef olan "Genişletilmiş Orta Doğu Planı ile örtüşür mü" gibi romantik bir soruya bağlandığında, Türkiye ile ABD yararlarının her zaman üst üste oturmadığı gerçeği bir kez daha ortaya çıkıyor.
.............................
Yani...
"Başbakan'ın Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu'nun derin İslam coğrafyasına yaklaşımının bir sonucu olarak AKP hükümeti, Suriye'de ısrarlı" gibi "İslami saplantı" ya da "İslami takıntı" izah çabaları gerçekçi değil.
AKP'nin tabanına dönük "İslami politika" iddiaları da havada kalıyor.
İslam âlemindeki "Sünni dayanışması" Sünni çoğunluğa sahip ama "Alevi diktası altındaki" Suriye'yi kollamak politikasıyla da örtüşmez. Ancak... PKK eksenindeki bir "ihtiyatlı politika" izahlarında doğruluk payı daha fazla görünüyor.
Fakat...
Öyle olsa bile gene de çok kısa menzilli bir çizgi bu...
Genç Esad, kurtlar sofrasının "görüntü başkanı." Baba Esad döneminden kalma gizli örgüt, istihbarat, polis ve komutanlar gerçek gücü elinde tutuyorlar. Teröre destek iddiaları yaygın. Legal ve illegal kaynaklar, kurtlar sofrasının kontrolü altında.
Bu düzen/düzensizlik böyle yürümez.
Başar Esad'ın ve dikta yönetiminin ömrü hiç de fazla görünmüyor.
............................
Türkiye, bugünleri kurtarmak için değil, Ortadoğu'nun yeni manzaralarını da kapsayan uzun soluklu "güvenlik politikaları" da uygulamalıdır. ABD gibi AB de, Suriye'nin yalnız bırakılarak çökertilmesinden yana... Bu durumda Türkiye tek başına daha ne kadar Suriye'yi koruyup, kollayabilir?
"Bana arkadaşını söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim" kuşkuları vermeye hiç gerek yok. Eskiden yanlış yerde takılıp kalma halini "Bozuk plak gibi hep aynı notayı çalıyor" söylemi izah ederdi.
Artık "plak" yok, "CD" var.
Bugünkü Şam yönetimi de olmayacak.
Yöntemleri beğensek de, beğenmesek de görünen gerçek bu...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Nasıl bir cumhurbaşkanı?
CUMHURBAŞKANI tartışması durup dururken neden...
Melih AŞIK
Bulamama başarısı
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, geçenlerd...
Fikret BİLA
Ağar: Hükümet 2007'yi görmez
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP lideri ...
Hasan CEMAL
Gerilim, tansiyon kime yarar?
Bir gürültüdür kopuyor. Kim Amerikancı, kim d...
Güneri CIVAOĞLU
Bozuk CD
Yuvarlak yemek masası etrafında oturanlardan ...
Can DÜNDAR
İsveç'le ortak anılar
İsveç veliaht Prensesi Victoria, Ankara'daki ...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrenci tatili resmen başladı
Öğrencilerin dört gözle bekledikleri yaz tati...
Hurşit GÜNEŞ
TAV kazık mı yedi?
Önceki hafta son derece ilginç bir kiralama i...
Sami KOHEN
AB mi, ABD mi?
Yukarıdaki soruyu gene bir soru ile yanıtlaya...
Mehmet Y. YILMAZ
Tanrım, beni yanlış anlaşılmaktan koru..
Böyle bir şarkı vardı. Zaman zaman radyolarda...
Derya SAZAK
Baykal'ın hesabı
CHP lideri Deniz Baykal, 2007 baharında görev...
Güngör URAS
Rusya ile 'sinek sorunu'
Akdeniz sineği denilen (Latince adı "Ceratiti...
Serpil YILMAZ
En büyük tehlike 'sessizlik' olurdu
Gazetemize ziyarete gelen, 2 bin 300 üyeli Av...
M. Ali BİRAND
ABD, PKK'ya karşı harekete geçiyor mu?
Geçen hafta Washington'daki temaslar sırasın...

© 2005 Milliyet