|
 |
|
|
Mezuniyet ve sınavlar...
Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol
Amerika'nın efsane başkanlarından John F. Kennedy, her gece incilden şu satırları okurmuş: "Güneşin altında her şeyin bir zamanı ve mevsimi vardır..." İçinde bulunduğumuz aylar da, eğitimlerinin farklı aşamalarını tamamlayan gençler için mezuniyet ve sınav mevsimi gibi bir şey. Geçenlerde davet edildiğim bir mezuniyet töreninde, söylediklerimi, sizlerle de paylaşmak isterim.
"Bu okula geldiklerinde boşlukları doldurmak iddiası taşımayan, ama giderken, arkalarında yeri doldurulamayacak kadar büyük bir sevgi boşluğu bıraktığına inandığım, bu akşamın gerçek sahibi olan genç arkadaşlarım... İnsanlık Mozart'ı 35 yaşında Requem ile uğurladı; Orhan Veli öldüğünde 36'sındaydı! Teoman'ın '17' şarkısını saymıyorum bile... 57 yaşında kaybettiğimiz rahmetli Gazi için, hep bir 10 sene daha yaşayabilseydi deriz... Oysa, bedene ve ruha (ikisine birlikte) iyi bakıldığında, aslında insanın oldukça (ve yeterince) uzun süre yaşayabileceği söylenir öteden beri. Bu sürenin 120 yıla yakın olduğu biliniyor. 1900'lerde sadece 50 yıl civarında olan ortalama yaşam süresi, 2000'li yıllarda 80-85'e kadar yükseldi...
Benim kuşağımdan bu mezuniyet törenine katılanlar, 20. Yüzyıl'da doğup, 21. Yüzyıl'da ölenler olarak anılacak. Ama büyük olasılıkla, içinizden hiç değilse bir kısmı, çağdaş tıbbın yükselen değerlerini de hesaba katarak, 3 farklı yüzyılı birden görmüş olacak. Hayata ilişkin tercihlerinize yön verirken, yaşayacağınız bu 3 farklı çağda, sizi hangi farklı rüzgarların beklediğini bilmeniz gerekiyor... M.Ö. 500'lerde, büyük usta Konfüçyüs'e, 'Kıyamet ne zaman kopar' diye sormuşlar? '1 avuç para, 2 avuç hakikati satın aldığı zaman, kıyameti kopmuş bilin...' demiş. Ne yazık ki, 1 avuç paranın, 2 avuç hakikati satın aldığı bir çağda mindere çıkıyorsunuz!
Ya doğal ve sıradan bir eğilimle varlıklı olmayı tercih edeceksiniz. Yani ömrünüzü bir para kazanma deneyi olarak kullanacaksınız; ya da yaşadığınız bütün yüzyıllara, hatta daha sonrasına iz bırakmak üzere, varolmayı seçeceksiniz...
Mozart'ın cenazesinde, sadece yağmur ve fırtına vardı bir de görevliler. Buna rağmen, burada bulunanlardan hiç kimse, Mozart'ın gerçekten öldüğünü ve bugün aramızda olmadığını iddia edemeyecektir.
Aborijinler'in dağarcığından bir alıntıyla, sizler için dua etmeme müsaade eder misiniz?
Sizi ayakta tutmaya yetecek kadar, güzelliklerle dolu bir yaşam sürmenizi dilerim./Aydınlık bir bakış açısına sahip olmanıza yetecek kadar, güneş diliyorum./Güneşi daha çok sevmenize yetecek kadar, yağmur, ruhunuzu canlı tutmaya yetecek kadar, mutluluk diliyorum./Yaşamdaki en küçük zevklerin, daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar, acı diliyorum./İsteklerinizi tatmin etmeye yetecek kadar, kazanç, sahip olduğunuz her şeyin kıymetini bilmenize yetecek kadar, kayıp diliyorum. Son 'elveda'yı atlatmanıza yetecek kadar da 'merhaba' diliyorum. Hepinizi çok seviyoruz; yolunuz açık olsun!"
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|