|
 |
|
|
Babaannemin takoz cep telefonu
yural@milliyet.com.tr
Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi? Eğer çevrenizde anneannelerin, babaannelerin kullandıkları telefonlara bakarsanız, cep telefonlarının geçirdiği değişimi ve gelişimi daha iyi anlarsınız. Günümüzün genç anne-babaları, anne ve babalarını arayıp da evlerinde bulamadıkları zaman çılgına dönüyorlar. Sonra da telefonlarda, aşağıdaki gibi konuşmalara tanık oluyorsunuz.
* * *
- Anneciğim neredeydin? Hastalandın sandım!
- Oğlum ne var merak edecek, aşağı komşuya inmiştim. Çok merak ettiysen, Sabahat Hanım'dan arasaydın.
- Tamam anneciğim.
* * *
- Babacığım belki on kere aradım, neredesin? Manava gidiyorum diye çıkmışsın, iki saattir ortalıkta yoksun! Başına bir iş geldi sandım!
- Ben çocuk değilim kızım! Şöyle bir çarşıda dolaştım. Otur otur evde, insanın canı sıkılıyor.
- Bari bir telefon etseydin! Ben gecikiyorum, filan diye anneme.
- Annene haber vermek için, çarşıda işimi gücümü bırakıp elimde torbalarla postaneye gidip, kuyruğa mı girecektim?
- Babacığım, ben onu demek istemedim.
- Kızım, bizim senin gibi cep telefonumuz yok ki, nerede olduğumuzu söyleyelim!
* * *
- Babacığım, kusura bakma, çok merak ettik.
- Kızım, burası yazlık, insanları tatil gününde evlerinde niye rahatsız ediyorsunuz? Evin telefon parası yatmadığı için kesilmiş. Nereden telefon edeceğim?
- Ah babacığım, "Gel, sana bir cep telefonu alalım," dedim, dinlemedin.
- "Alalım," diyeceğine alsaydın, yavrum. Sen de merakta kalmazdın.
- Ama baba...
- Aması maması yok!
Bu konuşmalara yüzlerce örnek verebiliriz. Ama önemli olan; anneanne, babaanne ve dedelerin çocukları tarafından merak edilmeleri, onlarla iletişim kuramamaları, anne-babaların kendi anne-babalarını yaşlanmış çocuklar gibi görmeleri, sonunda onları birer cep telefon sahibi yapar. Bazıları kullanamadığı için istemezken, bazı yetişkinler de onların telefon paralarını gidip yatıramayacaklarını düşünerek, hep onlara kontürlü telefon alırlar.
* * *
İşin ilginç yanı, onlara verilen cep telefonlarının hemen hepsinin; genellikle cep telefonunun ilk icat edildiği dönemden kalmış olmalarıdır. Büyük, hantal, üzerinde garip bir anten uzantısı bulunan, çoğu zaman siyah renkli ve kullanılmaktan eskimiş, bazı yerleri renk değiştirmiş telefonlar... Arkasında pil dişleri tutmadığı için koli bantı ya da seloteyple yapıştırılmış olanlar da vardır. Sanki çok kolaymış gibi, bazıları annelerine, normal telefondan da daha zor kullanılan tek tuşlu olanları verirler; kendilerinin bir zamanlar bu telefonu kullanamadıklarını unutarak...
* * *
Bazı iyi yürekli genç torunlardan şöyle konuşmalar duyulur:
- Anne ya, şu anneannemin cep telefonunu bir değiştirelim. Konuşurken hiç sesini duyamıyorum, üstelik ikide bir kapanıyor.
- Oğlum, onların işini görüyor.
- Bak, aklıma bir fikir geldi. En iyisi ben, benim telefonu ona vereyim.
- Eee... Sen ne yapacaksın?
- Bana da şu fotoğraf çeken, mms gönderen telefonlardan bir tane alalım. Başak kızcağız, resim göndermek istiyor, benim bu aptal telefonla alamıyorum.
Bunlar da hayırlı torunu olan şanslı anneanne ve dedelerdir.
* * *
Eğer bir yerde, bir ninenin, bir dedenin telefonu çalarsa, dikkatlice izleyin. Ellerinde takoz büyüklüğünde, tipini çoktan unuttuğunuz bir telefon göreceksiniz belki.
Bir teknoloji ürününden elbette sonuna kadar yararlanmak çok önemli, ama pili bulunmuyor ve bantla tutturuluyorsa fazla zorlamamak gerekli.
|
|
|

|