|
 |
|
|
Az ve öz
Türkiye 11'indeki değişiklikler makuldü. Bu sefer bekler daha fazla ileri çıktı, orta saha Zafer ve geriye gelerek oyunu kuran Olcan'ın dinamikliğiyle üretken oldu. Ama, işte "derli toplu, birbiriyle uyumlu oynayabilme" özelliği yine de yeterli seviyede değildi.
İlk maçtaki performansı olsa çok daha iyi işler yapmamızı sağlayacak Sezer, orta alana geçmeyi çok yadırgadı. İki forvet Gökhan ve Kerim'in birbirlerinin boşalttığı alana koşamaması ya da seri paslarla orta alanın geçilmesine kanat adamlarının ayak uyduramaması yeterli pozisyon yaratılmasını engelledi. 26. dakikadaki gol, takımın potansiyeli ve yapması gerekenin özetiydi: Olcan'ın yarı alandan driplinglerle taşıyıp, Sezer'den burun ucu alıp, ceza alanı dalışında arka direkteki Gökhan'a servisi. Pas, sürat, seri oyun, paylaşım.
Çoğu defanstan, ilk yarıda yaptığımız 7 şişirme top, "takım galiba hala Çin'le oynadığını düşünüyor" dedirtti. Arosemena'nın Ergun'u zorlaması dışında ilk yarı fazla problem yaşanmadı. İkinci yarının 20 dakikası, Olcan'ın radar gibi dağıttığı toplarda son hamlelerin yapılamaması, 2'sini kötü harcayan Ergun'un nihayet yaptığı ortada golün ofsayt sebebiyle iptal oluşu ile geçti.
Olcan'ın yaşını aşan oyunu, Zafer'in savunma ve hücumdaki çabukluğu, mevki değiştirse de oyununu bozmayan Burak'ın şaşırtıcı fiziği, Aytaç'ın zamanlama ve hava topu becerisi dün akşamki oyunun iskeleti idi.
ekoksaldi@milliyet.com.tr
|
|
|

|