Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 15 Haziran 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tek kusuru 'türban' mı?


Türkiye işte böyle sürpriz eğlencelerle dolu bir ülke.. Ortada fol yok, yumurta yokken bir cumhurbaşkanlığı tartışması çıktı ve ancak iki yıl sonra gündeme gelebilecek bir seçim konusu gündeme hakim oldu.
Peşin hükümlere meraklı birisiyseniz, bu nedenle eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i suçlayabilirsiniz.
Çünkü bu tartışma ilk kez onun yaptığı bir açıklama ile başladı. Ancak bu çok sıradan bir yargı olur.
Demirel, herkesin kendi arasında konuştuğu bir konuyu, bir gazetecinin sorusu üzerine herkesin önünde söyledi ve bu nedenle suçlanması haksızlık oluyor.

Meşruiyet sorunu yok
Bu konu söylediğim gibi neredeyse son genel seçimlerden beri herkes tarafından konuşulan bir konu.
AKP içinde bile Recep Tayyip Erdoğan'ın eşinin türbanlı olması nedeniyle "cumhurbaşkanlığına ısınan" siyasetçiler olduğunu bilmeyen yok.
Ancak şurası bir gerçek ki, gelecek cumhurbaşkanının kim olacağı, Türkiye halkının gündeminde olan bir konu değil.
Halkımızın daha önemli sorunları var ve bugün bu tartışmayı, üstelik de erken bir seçimle birleştirerek gündeme getirmek doğru bir politik davranış değil.
Türkiye'de son genel seçimlerden sonra bir "meşruiyet" tartışması çıktığını hiç hatırlamıyorum ve bu Meclis'in normal şartlar altında son güne kadar görevinde kalmasında da bir sakınca yok.
Eğer, yüksek seçim barajı nedeniyle temsil edilemeyen oyların çokluğu bir "meşruiyet" sorunu yarattıysa, bu seçimlerin ertesi günü gündeme getirilmeliydi.

Siyasetin doğasında var
Bugün TBMM'nin Cumhurbaşkanı seçmeye "ehil olamayacağı" iddiasını ileri süren CHP de dahil olmak üzere, seçimlerden sonra TBMM'ye giren her partinin halinden memnun olduğunu da hatırlayalım.
Her ne kadar kendisi açıkça söylemiyor olsa bile cumhurbaşkanlığı seçimi gündeme geldiği vakit, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu göreve talip olacağını tahmin ediyorum.
Bu tahminimin nedeni, siyasetin doğasında yatıyor.
Siyasete girmiş herkesin daha üst makamlara seçilmek gibi bir isteğinin olması doğal. Şartlar elverdiğinde Turgut Özal'ın da, Süleyman Demirel'in de bu fırsatı kaçırmadıklarını hatırlayalım.
Aynı şekilde Recep Tayyip Erdoğan'ın da, kendi sahip olduğundan daha üst bir makamı bir başka siyasetçiye ikram etmesini beklememek gerekiyor.

Kılık kıyafetten önce...
Bugün Tayyip Erdoğan'ın olası cumhurbaşkanlığına karşı çıkmanın gerekçesi Emine Erdoğan'ın "türbanlı" olması..
Deniliyor ki, laik Cumhuriyet'in başkanının eşi türbanlı olmamalı.. Çok ciddiye alınmaması gereken bir itiraz.
Emine Hanım türbanıyla başbakan eşi olabiliyorsa, cumhurbaşkanı eşi de olabilir ve bu durum eğer laik Cumhuriyet'e zarar veriyorsa, başbakanlıkta verdiğinden daha fazla bir zarar veremez.
Önemli olan şudur diye düşünüyorum: Cumhurbaşkanlığı makamı, "temsili" bir makam olmak niteliğiyle kimin tarafından doldurulduğu önemli olan bir makam.
Yani eşinin kılık kıyafetinden önce, o makamda oturacak kişinin kim olduğu, nasıl bir dünya görüşüne ve vizyona sahip olduğu, Türkiye'yi içeride ve dışarıda temsil ehliyetinin olup olmadığı gibi konular önemli.

Temsil ehliyeti
Recep Tayyip Erdoğan gibi kitap okumamayı marifet sayan, toplumun çok büyük bir kesimi tarafından siyasi duruşu tasvip edilmeyen (son seçimde AKP'ye verilmeyen oyların toplamına bakınız), nereye varacağını bilmediği sözleri kolayca ağzından kaçırabilen bir siyasetçinin böyle bir "temsil ehliyetine" sahip olup olmadığı eşinin türbanından daha önemli.
Tartışılması gereken konu eşinin türbanı değil, Erdoğan'ın bu makamı hak edip etmediği olmalı. Tartışmanın türban meselesi etrafında toplanmasındaki hata bundan kaynaklanıyor. Sanki, eşi türbanlı olmasa Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesinde bir sakınca yokmuş havası yaratılıyor. Unutmamak gerekir ki, Tayyip Erdoğan'ın tek kusuru eşinin türbanlı olması değil.


mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Demirel: Annelerin başörtüsü serbest
DOKUZUNCU Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tele...
Çetin ALTAN
Politikacı 'cennetmekân' olabilir mi?
Ölümden sonraki "ahret"e ait "uhrevi" konular...
Melih AŞIK
Sineğin anatomisi
Araştırmacı Aytunç Altındal, Başbakan Erdoğan...
Fikret BİLA
Erdoğan'dan sert yanıt
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Çankaya'da...
Hasan CEMAL
Türban diye diye...
Yaşlı bir anne, başörtülü, hüngür hüngür ağlı...
Güneri CIVAOĞLU
Yanlış depar
2007'de Çankaya'ya kimin çıkacağı tartışması ...
Abbas GÜÇLÜ
Adıyaman Nemrut Üniversitesi
Son bir ayda Türkiye'nin en önemli tarihi böl...
Hurşit GÜNEŞ
Sosyal güvenlik açığına dikkat
Mevcut programın en başarılı tarafı hiç kuşku...
Nail GÜRELİ
Gecekondudan tersaneye
Erdek biliniyor; Marmara Bölgesi'nde tatilcil...
Sami KOHEN
AB'nin kader zirvesi
AVRUPA Birliği'ne dahil 25 ülkenin liderleri ...
Mehmet Y. YILMAZ
Tek kusuru 'türban' mı?
Türkiye işte böyle sürpriz eğlencelerle dolu ...
Ece TEMELKURAN
Halkı "izlettirmek"
Meşhur bir Müslüm Gürses konseri vardı Harbiy...
Güngör URAS
Başbakan Türkiye'yi model gösterecek
Başbakanımız Beyrut'a gidiyor. "11. Arap Ekon...
M. Ali BİRAND
Çömez'in Ermeni deneyimi çok farklı...
Önce gazetelerde gördüm ve dönüşünde MANŞET ...

© 2005 Milliyet