|
Müslüm Gürses ve gözlemeci kadınlar
Halkı "izlettirmek"
Meşhur bir Müslüm Gürses konseri vardı Harbiye Açıkhava Tiyatro'sunda. Gülhane Parkı'ndan gelen aşa'a ma'allenin çocuklarının yukarı ma'alleye çıkışının, çıkarılışının özenle "projelendirildiği" bir konserdi o.
İki yıl kadar önceydi herhalde. Arabeskin "Müslüm Baba"sıyken, bağlamından kopartılıp bir inceleme nesnesine dönüştürülen Müslüm Gürses'i inceleme, post-modernitenin sancağını Harbiye semalarına yükseltme girişimi gibi bir şeydi.
Gülhane konserlerinin daimi kadrosundan delikanlılar, bu kez konser izlemek için değil, varoş tahlili yapacak televizyonlar ve gazeteler tarafından "izlenmek" için oradaydı.
'Varoş gençliği' rolü
Çıplak iman tahtalarına jilet atışlarıyla, başlarına bağladıkları "Müslüm Baba" bantlarıyla ve etinden et koparılmış gibi çınlattıkları "Baba! Baba!" nidalarıyla bir "fenomen", "toplumsal bir gösterge" olduklarının son derece farkındaydılar.
Herhalde, bu sözcüklerle olmasa da bu gösterge hallerini bildikleri için bitişik nizam duruyorlardı her yer boşken. Kadraja sığışıyorlardı bir bakıma. İnceleyenlere kolaylık sağlıyorlardı.
Kendilerini izlemeye gelen ve muhtemelen "enteller" diye andıkları insanlar karşısında "varoş gençliği" rolünü oynuyorlardı. "Çekileceklerini", "Müslüm Baba konseptinin" mütemmim cüzü olarak orada bulunduklarını bir biçimde seziyorlardı. Zaten halkımızda rolünü derhal kapma diye bir hadise vardır ki sosyologların dikkat kesilmesi gerekir!
O gece Müslüm Gürses çok inceden maytabını geçmişti bu "izlenme" haliyle. Üstelik aşa'a mahallenin çocuklarına hitaben, "Misafirlikteyiz burada" manasına gelen bir konuşma yapma büyüklüğünü bile göstermişti. İzleyenleri alttan alma efendiliği etmişti bir bakıma. Acaba halkımız izleyenlere "sergilenirken" rolünü derhal kapıp izleyenleri alttan mı alıyor? Acaba memleket izlenirken, izleyenin gönlü olsun diye kendine biçilen rolü mü yapıyor?
Camdan cama aaaah!
Artiz-şarkıcı kadrosundan olmayan kadınların pek görünmediği bir ülke burası. O yüzden bana tuhaf geliyor hâlâ, gözlemeci kadınların hamur açarlarken vitrinlerde sergilenmesi! Son beş altı yıldır böyle bir moda var büyük şehirlerde. Beyaz tülbentli kadınlar, gözleme veren lokantaların camdan vitrinlerinde oturup bütün gün, yufka açıyor, harç karıyorlar. İşlerini yaparken oryantal ve neredeyse egzotik bir resim olarak sergileniyorlar.
Dikkat ettiniz mi? O kadınlar hiç kafalarını kaldırıp camdan dışarı bakmıyorlar. İzlenmeye, izlettirilmeye karşı bir efendilik gösteriyorlar. Yetiştirilirken kendine baktırmamaya alıştırılmış, bakılırsa bunun kendi hatası olacağına inandırılmış kadınlar, gün boyu bakılırken hiç izleyenle göz göze gelmiyorlar. Çünkü izleyenle izlenen göz göze geldiğinde oyun bozulur, gösteri dağılır. İzlenen ancak izleyene bakmadığı sürece izlenebilir...
Seyirlik malzeme
Gözlemeci kadınlar, gözlemci insanları böylelikle alttan alır.
Kadın programlarında da acaba rolünü iyi kapmış kadınlar sergilenmeye, izlettirilmeye ve üzerlerinden toplumsal tahlil yapılmasına karşı aynı tavırla mı yaklaşıyorlar? "Fenomenleştirilmiş", "toplumsal gösterge" haline getirilmiş kadınlar öyle ya da böyle kendilerinin ve hayatlarının bir "seyirlik malzeme" yapıldığını biliyorlar. Başlarında "eğitimli kadın programcılarla" ve bu kez "beyaz camda", gözlemeci kadınlar gibi sergileniyorlar.
Belki onlar da başlarını kaldırıp kendilerini izleyeni izlemedikleri için sürüyor bu temaşa. Belki de bizim bilmediğimiz, incelemeye kalkınca gizlenen bir tür efendilik var bu halkta.
ecetem@hotmail.com
|
|