Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 16 Haziran 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Doğru söze ne denir?..


BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan kendisini ABD'ye davet ettirdi. "Zorla" demek ayıp olur, diye yalnız "davet ettirdi" diyoruz.
Peki ne oldu? Sonuç olumlu mu?
Hayır.
Zaten, basın toplantısında Başbakan'ın suratından belli oluyordu. Basın toplantısı iki liderin görüşmesinden hemen sonraydı.
* * *
TV icat oldu bizim işimiz kolaylaştı. Yani, işi hakkıyla izleyenlerin, demek istiyorum. Olayları, anında ve 5-10 kişinin gözünden ve kelimelerinden, yorumundan öğrenmemiz mümkün. Hele siz olayları izleyen geçmişini bilen bir kişi iseniz. İşi yerinde izleyenlerden, tek tek kişilerden daha avantajlısınız demektir.
* * *
TAYYİP Erdoğan'ın ABD gezisi saptamalarımızdan farklı geçmedi.
Bazı muhabirler, gazeteciler Başbakan'ın yakınında oldukları halde olayları doğru göremediler.
Bu köşede, hatırlıyorsanız, toplantıdan önce şu belirtilmişti:
"PKK, Suriye ve İran konusunda Erdoğan'la Bush'un yani TC ile ABD'nin anlaşması mümkün değildir."
Öyle de oldu.
Özellikle Suriye konusunda anlaşma değil, iki başkan, daha doğrusu Başkan Bush'la Başbakan Erdoğan çatıştı.
* * *
ZATEN bu görüşme 40 dakika brüt sürdü. Erdoğan İngilizce, Bush da Türkçe bilmediği için 40 dakikanın 20 dakikası tercüme ile geçti. Sonra bir sinek meselesi var. 1-2 dakika da bu münasebetsiz sineğe ayrıldı.
İki başkan baş başa görüştü de sayılmazdı. İki taraftan bazı kişiler toplantıya katıldı. Yani görüşme Başkan'ın kabul günü gibiydi.
Bu hercümerçte 15-20 dakika ne işi yarayabilirse o oldu. Yani, "TC Başbakanı ile ABD Başkan'ı bir araya geldi" denilebildi o kadar.
Türkiye için bu yeterli mi? Hayır.
* * *
BUSH, "stratejik işbirliği"nden söz etti. Bunu "stratejik ortaklık" diye tercüme edenler oldu. Oysa "stratejik ortaklık" 1 Mart tezkeresinin reddiyle bitti, öldü.
ABD, İngiltere ile stratejik ortaktır.
ABD, İsrail ile stratejik ortaktır.
1 Mart tezkeresinin reddinden sonra ABD ile Türkiye stratejik ortak değildir, olamaz.
Stratejik ortaklık, amiyane tabiriyle, ortaklardan birinin öteki taraf için kendisini ateşe atmasıdır.
Türkiye ile ABD arasında artık böyle bir ilişki yok.
Bugün olsa ABD, Apo'yu Ankara'ya teslim eder mi? Etmez.
Tam tersine, başımıza çuval geçiren stratejik ortak olur mu? Olmaz.
PKK'ya seyirci kalandan stratejik ortak olmaz.
Patriğin ekümenik statüsünün kabulü için ısrar edenden stratejik ortak olmaz.
* * *
HÜKÜMET ABD ile araları düzeltmek istiyorsa işi zor.
Bu gezi ilişkileri düzeltmeye yaramadı, inşallah düzeltme yolunda atılmış bir adım sayılır.

Olmazsa olmazlar
  • Anayasa'nın "laiklik" ilkesini değiştirecek bir hükümete Türkiye'de rastlanamaz...
  • Türkiye'nin bölünmesine göz yuman hükümet mensupları bu ülkede yaşayamaz...
  • "Kuzu kuzu Kıbrıs'tan çıkan" hükümet düşer, iktidarda kalamaz...
  • AB'de "özel ortaklık"a hiçbir Türk hükümeti razı olamaz...


  • ERKEN SEÇİM
    Ve başı örtülü veli
    Başı örtülü velilerin Atatürk Üniversitesi diploma törenine alınmamasını anlamak güç. Bunlar öğretmen değil, öğrenci değil. YÖK bu tersliğe el koymalı.
    Memleketin o kadar kötü giden işi varken ana muhalefetin ele aldığı 1.5-2 yıl sonraki "erken seçim" oldu.
    İktidarla muhalefet "kayıkçı kavgası" yapıyor diye bu tartışmayı yersiz bulduklarını belirtenler var.
    Daha 2 yıl varken cumhurbaşkanını yeni Meclis seçsin, bunun için de cumhurbaşkanı seçiminden önce erken seçime gidilsin, demek en azından aceleciliktir.
    1.5-2 yıl içinde "kim öle kim kala". Gündem bu ülkede her an değişiyor.
    CHP eleştirecek konu bulamıyorsa yazıktır bu ülkeye...
    Yok, "Eşi türbanlı biri Çankaya'ya çıkmamalı" deniyorsa CHP "Mevzuat değişikliğini açıkça TBMM'ye getireceğini söylemeli."
    Gerisi lafı güzaf...

    KANUN ÇARE Mİ?
    Otopark sorunu
    Yeni Trafik Kanunu ters giden işleri düzeltecekmiş.
    Özellikle, İstanbul'u parselleyen, haraç gibi para toplayan otopark mafyasını yok edecekmiş.
    Yok öyle şey.
    Bu şehirde hangi mafyaya diş geçirildi ki otopark mafyasına "dur" denilebilsin.
    Bakın binaların alt katları otopark olacaktı. Otopark yapmayan bina sahibi belediyeye muayyen bir ödemede bulunacaktı. Bu paralar ile o semtlerde otoparklar inşa edilecekti.
    Yapıldı mı?
    Hayır.
    Yapılsaydı otopark mafyası da olmazdı.
    Gidin, örneğin Maslak'a, Levent'e. Burası Manhattan oldu, ama otoparkı yok. Motorlu araçlar özellikle servis otobüsleri yollarda, kaldırımlarda.
    Hani işyerlerinin ilk katları otopark olacaktı?
    TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Ziyaeddin Akbulut bu işler için "medyaya güveniyor".
    İşte, medya ihbar ediyor. Bakalım Akbulut ne yapacak?
    O koca koca iş hanlarının alt katlarını otoparka çevirebilecek mi?

    MEMURDAN
    İş yavaşlatma...
    Serbest meslek sahipleri ve bazı işadamları yıllardır olduğu gibi bu yıl da işçiden, memurdan az gelir göstermişler yani az vergi ödemişler veya ödeyecekler.
    Hükümet "hak, hukuk" dediği halde bu "haram"a seyirci kalıyor.
    Öyleyse, işçi memur bu vergi kaçakçılarının işlerini yavaşlatsa hak yerini bulmuş olmaz mı?

    dheper@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Yüzde 75 AKP'ye karşı!
    AKP yüzde 34 oyla iktidara geldi. Mahalli seç...
    Çetin ALTAN
    Atsineği, Akdeniz sineği, mum yakmak, molla olmak...
    Türkiye gibi hep "gelişmekte" olup, bir türlü...
    Melih AŞIK
    Atatürk ve bilim
    Atatürk'ün bir kurum olarak üniversiteye ve ö...
    Fikret BİLA
    'Esad, Atatürk'ü örnek alıyor'
    ABD'nin Irak'tan sonra Suriye'yi hedef alan t...
    Hasan CEMAL
    Derdin ne? Kavga mı, çözüm mü?
    Türban, başörtüsü... Din eğitimi... Kuran kur...
    Güneri CIVAOĞLU
    Ahlaksız kampanya
    Çirkin bir Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası ...
    Can DÜNDAR
    Fotoğraf
    Bir sergi gezdim geçen gün... Karanlık bir od...
    Hurşit GÜNEŞ
    IMF'den öte bir vizyon gerekiyor
    IMF heyeti Türkiye'de ilk gözden geçirmeyi ya...
    Doğan HEPER
    Doğru söze ne denir?..
    BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan kendisini ABD'ye dave...
    Semih İDİZ
    Lübnanlılar 'hep birlikte kazanmayı' deniyor
    Bugün başlayacak olan ve Başbakan Erdoğan'ın ...
    Sami KOHEN
    Lübnan deneyimi
    BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisini...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Üniversite, annelerden özür dilemeli
    Bir anne-babanın yaşamındaki en önemli şey hi...
    Derya SAZAK
    Güneydoğu çağrısı
    Aydınlar, PKK'nın silahlı eylemlere derhal ve...
    Yaman TÖRÜNER
    En ucuz ilaç Türkiye'de
    İlaç üreten firmalar esas itibariyle ikiye ay...
    Güngör URAS
    Hem maddi hem siyasi güç: Hariri
    Başbakanımız dün Beyrut'a gelir gelmez ilk ol...
    Serpil YILMAZ
    Herkesi birbirine düşüren arazi davası
    İstanbul rantı üzerinde devletin ilgili kurul...
    M. Ali BİRAND
    Erdoğan nasıl bir tepki verecek?
    Başbakan Erdoğan, partisinin Diyarbakır Mille...

    © 2005 Milliyet