Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 16 Haziran 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Lübnanlılar 'hep birlikte kazanmayı' deniyor

Beyrut

Bugün başlayacak olan ve Başbakan Erdoğan'ın 'şeref konuğu' olarak katılacağı Arap Ekonomik Forumu (AEF) toplantısı için Lübnan'ın başkentindeyiz. Refik Hariri'nin öldürülmesiyle başlayan -ve bu hafta sonu dördüncü ve son turu tamamlanacak olan seçimler ile devam eden- olaylar zinciri nedeniyle dünyanın gözleri bu ülke üzerinde. İşin içinde bir de 'Suriye' boyutunun olması bu ilgiyi, doğal olarak, artırıyor.
Genç, yaşlı, yetkili yetkisiz kiminle tanışırsak, son aylardaki dramatik gelişmeleri konuşuyoruz. Yansıyan hava biraz karışık. Bir yanda, 'Bu ülke değişmez' diyen 'sinik' yaşlılar var. Diğer yandaysa, 'Sedir Devrimi'nin lokomotifi olan ve geleceğe naif bir umutla sarılmış bulunan gençler.
Orta yaşlılara gelince, onlar da gençlerin bu olumlu enerjisinden güç alarak geleceğe umutla bakmak istiyorlar. Ancak, ülkelerini yerle bir etmiş olan olaylar bu kesimin hafızasındaki canlılığını koruyor. Bu yüzden bu kişiler karamsarlıktan yana belli bir 'ihtiyat payını' da elden bırakmak istemiyorlar. Ama umutsuz değiller.

Bugünün Lübnan'ı
AEF'nin yapılacağı Phoencia Hotel'i ve çevresi aslında bugünün Lübnan'ını simgeliyor. İç savaşta harap olmuş olan bu otel, yağız bir damat gibi gıcır gıcır duruyor ve günümüzü temsil ediyor. Bu otelin sağında ise kanlı iç savaşın izlerini taşımaya devam eden Holiday Inn Oteli var. Duvarlarındaki mermi ve bomba izleri, şehri zamanında Doğu ve Batı Beyrut diye ayıran bu bölgedeki çatışmaların şiddetini yansıtıyor.
Otelin solundaysa, Akdeniz'e bakan ve harap olmuş bir bina görüyorsunuz. Etrafı kordonlanmış olan ve gelen geçenin dikkatini çeken bu bina da geleceğe dönük belirsizliği temsil ediyor. Zira, Refik Hariri ve yakınındakileri şubat ayında öldüren devasa bomba bu binanın önünde patlamış.
Bu karmaşık duyguları ve imajları, AEF'yi organize eden Al-İktissad Wal-Aamal Group'un Genel Müdür Yardımcısı Faysal Abou Zaki ile paylaşıyorum. Beni önce Refik Hariri'nin kabrine götürüyor. Gece vakti olduğu için ışıklandırılmış olan kabre sürekli bir ziyaretçi akını var. Faysal, geçmişte kendisi için ne söylenmiş olursa olsun, Hariri'nin bugün ülke için birleştirici bir sembol ve bir umut meşalesi olduğunu anlatıyor. 'Sünni, Şii, Katolik, Protestan fark etmiyor. Herkes ona ulusal kahraman olarak bakıyor' diyor.

Eski günlere dönüş
Faysal ayrıca, Beyrut'un iç savaşta yıkılmış olan merkezini, hiç abartısız, bir Floransa veya Cannes'a çeviren Hariri'nin, bu devasa ve yüksek estetik değeri taşıyan yeniden yapılanma projeleriyle insanlara zaten güven aşıladığını anlatıyor. Bunların, daha önce derin fay hatlarıyla bölünmüş olan Lübnan için yeni şeyler olduğunu vurguluyor ve 'Kimse o eski günlere dönmek istemiyor. Gençler onun için sokaklara döküldü' diyor.
Peki o kötü günler geri dönemez mi diye sorduğumda, 'Sanmıyorum' diyor ve anlatıyor:
'400 bin Filistinli mültecinin ülkeye akın etmesiyle bozulan dengeler zamanında Hıristiyan ve Müslüman Lübnanlıları birbirine düşürdü. Ama sonuçta, güneydeki Hizbullah dahil, herkes Lübnanlı olduğunu söylüyor. Lübnan'da bir hâkimiyet mücadelesini ise kimse kazanabilecek durumda değil. Bunu gördük. Yani, ya hep birlikte kazanılacak ya da hep birlikte kaybedilecek. Bunu insanlar anladı.'
Özetle, Lübnanlılar şimdi 'hep birlikte kazanmayı' deniyorlar. Ancak temel sorunlar da sürüyor. Ülkenin kemikleşmiş feodal yapısı, silahları hâlâ elinden alınamamış olan ve mülteci kamplarında bedbaht bir yaşam sürdüren Filistinliler, demokratik siyasi sürece entegre olma sancıları yaşayan silahlı Hizbullah ve tüm bunları kendi çıkarı için kullanmaya çalışan bir Suriye, derken, geleceğe dönük belirsizlik hiç de az değil.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Yüzde 75 AKP'ye karşı!
AKP yüzde 34 oyla iktidara geldi. Mahalli seç...
Çetin ALTAN
Atsineği, Akdeniz sineği, mum yakmak, molla olmak...
Türkiye gibi hep "gelişmekte" olup, bir türlü...
Melih AŞIK
Atatürk ve bilim
Atatürk'ün bir kurum olarak üniversiteye ve ö...
Fikret BİLA
'Esad, Atatürk'ü örnek alıyor'
ABD'nin Irak'tan sonra Suriye'yi hedef alan t...
Hasan CEMAL
Derdin ne? Kavga mı, çözüm mü?
Türban, başörtüsü... Din eğitimi... Kuran kur...
Güneri CIVAOĞLU
Ahlaksız kampanya
Çirkin bir Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası ...
Can DÜNDAR
Fotoğraf
Bir sergi gezdim geçen gün... Karanlık bir od...
Hurşit GÜNEŞ
IMF'den öte bir vizyon gerekiyor
IMF heyeti Türkiye'de ilk gözden geçirmeyi ya...
Doğan HEPER
Doğru söze ne denir?..
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan kendisini ABD'ye dave...
Semih İDİZ
Lübnanlılar 'hep birlikte kazanmayı' deniyor
Bugün başlayacak olan ve Başbakan Erdoğan'ın ...
Sami KOHEN
Lübnan deneyimi
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisini...
Mehmet Y. YILMAZ
Üniversite, annelerden özür dilemeli
Bir anne-babanın yaşamındaki en önemli şey hi...
Derya SAZAK
Güneydoğu çağrısı
Aydınlar, PKK'nın silahlı eylemlere derhal ve...
Yaman TÖRÜNER
En ucuz ilaç Türkiye'de
İlaç üreten firmalar esas itibariyle ikiye ay...
Güngör URAS
Hem maddi hem siyasi güç: Hariri
Başbakanımız dün Beyrut'a gelir gelmez ilk ol...
Serpil YILMAZ
Herkesi birbirine düşüren arazi davası
İstanbul rantı üzerinde devletin ilgili kurul...
M. Ali BİRAND
Erdoğan nasıl bir tepki verecek?
Başbakan Erdoğan, partisinin Diyarbakır Mille...

© 2005 Milliyet