Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 17 Haziran 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dahiyane bir çözüm!


Dünya'da bu kadar "yapıcı" medya nerede ?
Her kulübe, ihtiyacı olan futbolcuyu bulmaktan tutun, oyun düzeninden hoca tercihine, ekonomik açılımlardan yönetim oluşturulmasına kadar öneriler yağdıran kıymetli meslektaşlar, konu "Havuz" olunca yine boş durmadılar.
Kısa kestiler eleştiriyi; çareler arıyorlar.
Espri yapmıyorum... Çözüme yönelik son derece kıymetli fikirleri var medyanın.
Şimdi bu "vatani göreve" ben de katılıyorum ve meteliğe kurşun atan Anadolu kulüplerini sonsuza kadar refaha erdirmek için "dahiyane" fikrimi açıklıyorum:
Bıraksınlar havuzdan üç beş kuruş daha tırıklamak için "harakiri" tehditlerini; derhal bir kooperatif kursunlar:
"Anadolu Futbol İnşaat Taahhüt Yapı A.Ş".
***
Evet, ekmek bu işte var.
Madem ki bu ülkeyi yönetenler, milli arazilerin toplu konuta dönüştürülmesinde futbola ayrıcalık tanıyorlar, Anadolu kulüpleri de kursunlar kooperatiflerini dayansınlar Ankara'nın kapısına.
Düşünsenize en az yüz elli milletvekilleri var Meclis'te.
Bastırsınlar... Şöyle Adalar'ın çamlı bölgelerinden, boğazın boş tepelerinden, kısaca İstanbul'un kıymetli bölgelerinden arazi istesinler.
Ne var yani... Onların İstanbul'da taraftarı yok mu?..
Bu kentteki vatandaşların yüzde doksanı Anadolu'dan zaten.
Ayrıca bu talebe karşı duracak siyasetçinin alnını karışlarım ben.
Etrafta erken seçim lafları dolanırken, en azından iki - üç parti programına bile girer valla.
Arsayı kaptıktan sonra, bir köşesine stat da yaparlar gerekirse, salon da...
Yani "ayıp olmasın" diye.
Daha kazmayı vurmadan apartman dairelerinin yarısını satmazlarsa ne olayım.
Öbür yarısını da kiraya verirler, gül gibi geçinirler kendi özel havuzlarında yüzerek.
Vergisi ayrıcalıklı, avanta gayrımenkul...
Derhal harekete geçsinler. Bana da dua etsinler.
***
Yazık mı İstanbul'a!..
Elbette yazık... Lakin benim önerim, "bu yazık" fiilen yürürlükte olduğu içindir.
Bakınız Galatasaray'a... Bakınız Beşiktaş'a...
Biri Mecidiyeköy'ü ticaret merkezi yapmak için kolları sıvamış, Seyrantepe'yi müteahite hazırlıyor... Diğeri futbol oynasınlar diye verilmiş Fulya'yı ranta çevirmenin yanı sıra 20 bin konutluk arsa peşinde.
Her işte olduğu gibi, futbolun yücelmesine de tersten girişiyor Türkiye. Başarılı takımlar seyircisiyle, reklam gelirleriyle zengin olup araziler alacaklarına, havuzdan önce "Devletin denizine" dalıp zenginleştikten sonra başarılı olmak istiyor.
Burası Türkiye... Üniversite mezunu isen simit satacaksın, eşcinselsen Kırkpınar ağalığına talip olacaksın. Mafya VIP'te, vatanseverler resmi cipte... Konuşamıyorsan yorumcu olacaksın, futbol kulübüysen inşaat yapacaksın. Her şey ters işte.

Devletzede Süreyya

Ah Süreyya... Ben sana demedim mi "Devlet'le kavga edilmez" diye?
En azından Devlet'e karnından, ayağından bağlıyken veya onun imkanlarını kullanırken, ödüllerini alırken kavga etmeyeceksin.
Medyaya sallayabilirsin. Ama Devlet'i temsil edenleri hedef göstermeyeceksin.
Bak işte iki yıla çıkardı cezanı GSGM Ceza Kurulu. Maaş ve tedavi masraflarını vermeyen kulübüne açtığın icra takibi de durduruldu.
Federasyon sırtını döndü.
Şimdilik bu kadar. Asıl iki yıl sonra katılacağın bir yarışı en önde bitirmezsen bitirecekler senin işini.
Bir ömürlük işleri, birkaç yıla sığdırdın. Başarıyı da, kariyeri de, konuşmayı da.
Şimdi sus. Çalış, hazırlan... Tabi mesajı aldıysan.
Hazırlan ki, cezan bitince ikinci falan gelmeyesin. Hatalarınla sevaplarınla sen bizim gözbebeğimizsin.

Ribery gitsin de...

Yabancı bir futbolcunun sezonu tamamladıktan sonra ülkesinin bir takımına dönmek istemesi normaldir. Ancak Ribery olayını bir skandala dönüştüren "eve dönüş" macerasına katılan üç kağıttır.
Sen yönetici ol da, üç kağıda fırsat bırakma!
Doğrudur... Peki hırsızın hiç suçu yok mudur?
Aslında bu transfer öyküsünün alt yapısında Fransa'nın Türkiye'ye bakışı yatmaktadır. AB Anayasası oylamasında çıkan sonuçtan da anlaşılacağı gibi Fransızlar için Türk insanı Avrupalı olamayacak düzeydedir.
Genlerindeki emperyalist DNA, eşit olmadıkları insanların hakkını yiyebileceklerini söylemiş olmalı onlara.
Bu saatten sonra Ribery'den fayda gelmez ama, Galatasaray yönetiminden beklediğimiz sıkı bir hukuk savaşıyla Marsilya kulübüne de, Ribery'ye de gereken dersi vermesidir.
Afrikalı mıyız biz be!..

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
RESTLEŞME
Basinas harekâtı
Rüştü şoku
Hagi uyarmıştı ama...
GİDİYORUM
Son şans bol şans!
'Endişemiz var'
River kolay geçilmez
Sao Paulo tehlikeli
Helsinki, MyPa ve Inter
Kutlamaya yakışacak
Halil'e en ağır yük
Olimpik yatırım!
Rekor katılım
Serie A aşkına
Sam'ın hayali gerçekleşiyor
Türkiye - Ukrayna
Meksika dalgası: 2-1
Demagog Ulueren!
Tarihten yapraklar
Haber turu...
Burada mutlular
Dahiyane bir çözüm!
Çin mağdurları
At yarışları
Ersan yandı!
Pistonlar çalışınca





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Burada mutlular
Genç millilerin turnuvada parlayan oyuncuları...
Ercan GÜVEN
Dahiyane bir çözüm!
Dünya'da bu kadar "yapıcı" medya nerede ?
Ebru KÖKSALDI
Çin mağdurları
Dünya Gençler Şampiyonası'nda işler karışık. ...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet