Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 17 Haziran 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Üçü de...


Üç şeyin söylentisi çıkmayagörsün mutlaka gerçekleşir.
1- Erken seçim
2- Af
3- Devalüasyon.
Bugüne kadar tersi hiç olmamıştır. Hiç "af" konuşulmaya başlayıp da çıkmadığını anımsıyor musunuz?
Cezaevlerinde bu söylem dolaşmaya başlamışsa, kamuoyunda konuşulmuşsa... Artık dönüşü yoktur.
Adalet bakanları yalanlar... Başbakanlar "nereden çıktı" derler ama öyle bir rüzgâr, öyle bir basınç alanı oluşur ki, sonunda "af" çıkar.
Sonuncusu da böyle çıktı.
Bir önceki hükümetin bütün yetkilileri "af yok" dedi.
Medya ve sivil toplum örgütleri karşı koydular ama bir bakıldı ki, bu kez de dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit, "affı" söke söke çıkarttırdı.
Rahşan Ecevit aslında o söylentinin kaynağıydı da...
İlk o telaffuz etmişti.
Bir kere telaffuz edilmesi bile yetti.
Kamuoyu oluştu.
Karşı koyanlar neredeyse "vicdansız" gibi görüldüler.
"Sosyal bir gerçeklik" ve onun dayattığı "zorunluk" haline geldi.
Sonunda bir baktık çıkmış.
...........................
"Devalüasyon" da öyledir.
Önce söylentisi çıkar, ardından bakanlar, başbakanlar yalanlar.
Hatta Merkez Bankası başkanları da suyuna tirit açıklamalarla "böyle bir durum yok" derler.
Bu arada gazetelerin ekonomi sayfalarında, yabancı basında "TL'nin olması gereken değeri ile var olan değeri arasındaki makasın açılmakta olduğu, Türkiye ekonomisinin olumsuz etkilendiği" yolunda yayınlar yapılır.
Televizyonlarda konuşulur, forumlarda tartışılır.
Sıcak para hareketleri başlar ve kartopu gibi büyür, çığ haline gelmek üzereyken esaslı bir ayarlama gerçekleşir.
Şu dalgalanma politikasında bile bu böyle.
............................
Sonuç...
Affın ve devalüasyonun önce lafı, sonra kendisi gelir.
Erken seçim de öyledir.
Önce iktidarlar "nereden çıktı bu seçim" diye hafife alırlar.
Ardından...
Bakarlar ki "erken seçim" söyleminin sirkülasyonu artmış... Bu kez "gündemimizde yok, biz işimize bakarız" derler.
Fakat seçim ateşinin dumanı yayılmaktadır.
İktidar ısrarlı olur. "Yasal sürenin son gününe kadar hükümetimiz görevinin başındadır. Uyum içinde ve dimdik çalışıyoruz. halkımıza verdiğimiz sözleri yerine getirebilmemiz ve hükümet programında yer alanları yapabilmemiz için yasaların bize verdiği son güne kadar görevdeyiz" gibi açıklamalar yapılır.
Ne var ki... Sadece muhalefet ve sivil toplum örgütleri, medya değil, iktidarın kendi katmanları da gizliden gizliye, alttan alta vurarak, kalenin içindeki kapıları açarak erken seçime destek verirler.
Çünkü onlar da kendi partilerinin milletvekillerinden bir kısmını safdışı ederek yerlerine kendileri gelmek için sabırsızdırlar.
Önseçim için mevzileri tutmuşlardır. Listenin ön sıralarını -kendilerince- garantiledikleri kanısındadırlar.
Erken seçimle milletvekili olacak hatta kırmızı plakalı bakan otolarına kurulacaklardır.
Öte yandan ülkenin önemli bazı konuları da zora girmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi her zaman sancı yaratabilecek bir seçim de kanaat önderlerini "çözüm, erken seçimdir" noktasına getirmişse, tıpkı "af" ve "devalüasyon"da olduğu gibi "erken seçim" de, önce lafı, sonra da kendisinin çıkagelişi ile gerçekleşir.
Hatta bazen... İktidarlar muhalefeti beklemediği bir sırada, hazırlıksız yakalamak üzere "erken seçimi" ansızın alınan bir kararla "baskın seçim" haline getirirler.
Bekleyelim. Göreceğiz.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Kafa' sorunu
ERZURUM Atatürk Üniversitesi Rektörü Sayın Ya...
Çetin ALTAN
Geçmişteki akşamlardan birini, tazelermişçesine...
Yarım yüzyıla yakın bir zaman önce; İstanbul'...
Melih AŞIK
AB büyükelçileri
AB büyükelçileri Başbakan'ın kendilerine verd...
Fikret BİLA
Türkmenler zor durumda
Kuzey Irak'ta Türkmenlerin durumu giderek zor...
Hasan CEMAL
Umutsuz yaşanmaz ama...
Bazen umutsuzluğa kapılıyorum, siyasetin hall...
Güneri CIVAOĞLU
Üçü de...
Üç şeyin söylentisi çıkmayagörsün mutlaka ger...
Abbas GÜÇLÜ
Türban, rektör, YÖK ve kolej ücretleri
Atatürk Üniversitesi'nde yaşanan türban krizi...
Hurşit GÜNEŞ
İmtiyazlı üyelik telaffuz bile edilmemeli
Fransa ve Hollanda'daki referandumda AB Anaya...
Sami KOHEN
İran'da değişim şansı
EĞER kamuoyu araştırmalarına güveniyorsak, bu...
Mehmet Y. YILMAZ
Bu daha önce yapılmıştı!
Deniz Baykal ile Recep Tayyip Erdoğan arasınd...
Faik ÖZTRAK
Her şey daha farklı olabilirdi
Mali piyasalarda oldukça iyimser yorumlara yo...
Derya SAZAK
Asgari gelir desteği
Türkiye'de, Brezilya örneğindeki gibi yoksull...
Ece TEMELKURAN
Artık yaşamak vakti!
Kısacık bir metin imzaladık yüz elli kişi. Ön...
Güngör URAS
Beyrut yeniden inşa ediliyor
Başbakan Erdoğan, dün onur konuğu olarak katı...
M. Ali BİRAND
AB için, herkes aynı tavsiyede bulunuyor
Önce Fransa, ardından da Hollanda'nın referan...

© 2005 Milliyet