Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 17 Haziran 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Her şey daha farklı olabilirdi


Mali piyasalarda oldukça iyimser yorumlara yol açan mayıs ayı bütçe performansının göründüğü kadar iyi olmadığına geçen yazımda dikkat çekmiştim. Bugün faiz dışı denge üzerinde tekrar durmak istiyorum.
Muhasebat Genel Müdürlüğü'nün yayımladığı verilerde yer alan faiz dışı denge ile Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan faiz dışı denge arasında tanım farklılıkları vardır. IMF ile yapılan anlaşmada performans kriterlerine baz oluşturan ve uluslararası standartlarla daha uyumlu olan tanım, Hazine Müsteşarlığı'nın kullandığı tanımdır. Maliye Bakanlığı'nın tanımından bu tanıma geçilirken gelirlerden ve harcamalardan bazı kalemlerin düşülmesi veya ilave edilmesi gerekiyor. Bunlar arasında, gelirlerden düşülmesi gereken faiz gelirleri ile kamu bankalarından alınan temettü gelirleri en büyük düzeltme kalemlerini oluşturuyor.
Mayıs ayında faiz gelirleri 1.273 milyon YTL, kamu bankalarından alınan temettü gelirleri de 1.272 YTL olmuş. Bu nedenle de Hazine'nin açıkladığı faiz dışı fazla 3.231 milyon YTL'ye geriliyor. Oysa geçen yılın aynı ayında bu rakam 4.797 milyon YTL imiş. Yani bu yılın mayıs ayında faiz dışı fazla performansı geçen yılın altında kalmış. İlk beş aydaki toplam performansın da geçen yılın altında kaldığı tabloda görülüyor.
Bu böyle sürerse mali piyasalardaki oyuncular tarafından görmezden gelineceğine uzun süre güvenmek mümkün değil.
2000-01 krizinden sonra uygulanan program kapsamında sıkı maliye politikası ve yüksek faiz dışı fazla hedeflemenin öncelikli iki amacı vardı. Borç yükünü düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak. Borç yükü düştü, fiyat artışları tek haneli rakamlara indi, faiz dışı fazlayı biraz düşürmenin ne zararı var diyenler olabilir. Her şeyden önce borç yükü hızla düştü ama hâlâ bizim gibi ülkeler için güvenli denen seviyeden yüksek. Bu nedenle de GSMH'nin yüzde 6.5'i seviyesindeki bir faiz dışı fazlayı sürdürmemiz gerekiyor.
Bu sütunda ben zaman zaman maliye politikasının daha da sıkılaştırılması gerektiğinin altını çiziyorum. Bunun hepimizin canını acıtacağının da farkındayım. Ama Türk ekonomisi bugün, istikrar programı uygulamasının ilk yıllarında çözdüğü bir sorunla yeniden karşılaştı. Bu sorun, hem uluslararası piyasaların artan risk iştahından, hem de hükümetin bu gelişme karşısında kayıtsız kalmayı tercih etmesinden kaynaklandı.
Son iki yılda hızla artan dış açık, diğer göstergelerdeki iyileşmeye rağmen Türk ekonomisinin yeniden yumuşak karnı oldu.
Hükümetin sermaye hareketleri karşısındaki aşırı "bırakınız yapsınlar"cı tavrının yol açtığı aşırı rekabet baskısı, istihdam yaratmayan bir büyüme sürecini ortaya çıkardı. Bu aynı zamanda dış açığın kontrol altında tutulmasının yükünü de artan ölçüde maliye politikasına yüklüyor.
AB çapası gücünü yitiriyor. IMF ile üzerinde anlaşma sağlanan reformlar hâlâ gecikiyor. Siyasi istikrarı bozacak gelişmeler artıyor. Doların euro karşısında değer kazanması dış açık üzerindeki baskıyı artıracak. Bu durumda dış açığı kontrol altına alamazsak yaşayacağımız sıkıntı, bugün maliye politikasının daha sıkı uygulanmasının yaratacağından çok daha büyük olacaktır.
Aslında kötüler arasından en az kötüyü seçmek zorunda kalınmayabilirdi. Farklı makroekonomik politikalar ve etkinliği ve rekabet gücünü artıracak reformlarla, istihdam yaratmayan büyüme ve işsizlik sorunu bu boyutta yaşanmazdı. Yurtdışına bu kadar kaynak transferi yapılmazdı. Maliye politikası bugünkü kadar baskı altında olmazdı.
Ancak bu, ekonomiye yaklaşımı farklı, uzun vadeyi görebilen, sürdürülebilirliğin koşullarının farkında olan, popülizme kaçmayan ama sosyal duyarlılığı daha yüksek bir siyasi vizyon ve iradeyi gerektiriyor.

FAİZ DIŞI FAZLA (milyon YTL)
Faiz Dışı Denge (Kamu Hesapları Bülteni)OcaŞubMarNisMayTOPLAM
20046772.7454.4591.9514.82514.657
20054.2042.5712.1721.7625.90616.615
Faiz Dışı Denge (Program Tanımlı)OcaŞubMarNisMayTOPLAM
20047362.2943.2871.8024.79712.917
2005 2.7522.4601.9981.5593.23112.001

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
'Kafa' sorunu
ERZURUM Atatürk Üniversitesi Rektörü Sayın Ya...
Çetin ALTAN
Geçmişteki akşamlardan birini, tazelermişçesine...
Yarım yüzyıla yakın bir zaman önce; İstanbul'...
Melih AŞIK
AB büyükelçileri
AB büyükelçileri Başbakan'ın kendilerine verd...
Fikret BİLA
Türkmenler zor durumda
Kuzey Irak'ta Türkmenlerin durumu giderek zor...
Hasan CEMAL
Umutsuz yaşanmaz ama...
Bazen umutsuzluğa kapılıyorum, siyasetin hall...
Güneri CIVAOĞLU
Üçü de...
Üç şeyin söylentisi çıkmayagörsün mutlaka ger...
Abbas GÜÇLÜ
Türban, rektör, YÖK ve kolej ücretleri
Atatürk Üniversitesi'nde yaşanan türban krizi...
Hurşit GÜNEŞ
İmtiyazlı üyelik telaffuz bile edilmemeli
Fransa ve Hollanda'daki referandumda AB Anaya...
Sami KOHEN
İran'da değişim şansı
EĞER kamuoyu araştırmalarına güveniyorsak, bu...
Mehmet Y. YILMAZ
Bu daha önce yapılmıştı!
Deniz Baykal ile Recep Tayyip Erdoğan arasınd...
Faik ÖZTRAK
Her şey daha farklı olabilirdi
Mali piyasalarda oldukça iyimser yorumlara yo...
Derya SAZAK
Asgari gelir desteği
Türkiye'de, Brezilya örneğindeki gibi yoksull...
Ece TEMELKURAN
Artık yaşamak vakti!
Kısacık bir metin imzaladık yüz elli kişi. Ön...
Güngör URAS
Beyrut yeniden inşa ediliyor
Başbakan Erdoğan, dün onur konuğu olarak katı...
M. Ali BİRAND
AB için, herkes aynı tavsiyede bulunuyor
Önce Fransa, ardından da Hollanda'nın referan...

© 2005 Milliyet