Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 17 Haziran 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

AB için, herkes aynı tavsiyede bulunuyor


Önce Fransa, ardından da Hollanda'nın referandumları Avrupa Birliğini fena halde sarstı. Bugün Brüksel'de bir araya gelen 25 ülke devlet ve hükümet Başkanlarının içine düştükleri kargaşa çok nadir görülen krizlerden biridir. Üstesinden gelebilirler tabii ancak epey kan döküleceğe benziyor.
Referandumun verdiği en büyük zarar, Genişleme oldu. Politikacılar işin kolayına kaçtılar ve bundan sonraki Genişlemeyi günah keçisi konumuna soktular.
Genişleme dediğiniz zaman, zaten geriye (müzakerelere yeni başlayacak olan) Hırvatistan ile Türkiye kalıyor. Hırvatistan küçücük bir ülke. Asıl hedef Türkiye. Boyu, nüfusu, konumu, kültürel farklılıkları ile referandumda HAYIR diyenlerin adeta simgesi konumuna girdi.
Referandumun yarattığı deprem öylesine büyük ki etraftaki toz duman dağılmadan adım atmak çok zor. Bu süreç içinde de Türkiye'nin işi güç. Birkaç yıl sonra durum mutlaka değişecektir, ancak o günlere varana kadar son derece dikkatli davranmak gerekecek. Hem kendi içimizde, hem de Avrupaya yönelik yaklaşımlarımız bir kuyumcu inceliğinde, son derece önemli ayarlarla sürdürülmek zorunda.
Referandum sonrasında, Türkiye'nin AB'ye gidiş yolunda bir kazaya uğramasını istemeyen, Türkiye'yi gerçekten üye görmeyi arzulayan yabancı dostlarla konuştum. Bu kişiler hem Avrupa Komisyonunda çalışıyor, hem Avrupa Parlamentosunda, hem de üye ülkelerin karar verme mekanizmalarında bulunuyorlar.
Hepsinin ortak değerlendirmesi şöyle:
"Avrupa Birliğine tam üyelik süreci, diğer üye ülkeler istediğinden dolayı değil, tamamen Türkiye arzuladığı ve büyük bir hırsla asıldığından dolayı başlatıldı. Çok şanslısınız ki, 17 Aralık'ta bir de müzakerelere başlama tarihi (3 Ekim) aldınız. Eğer bu sürecin aksamadan devamını istiyorsanız, görev ağırlıklı olarak yine size düşüyor."
Peki, Türkiye ne yapmalı?

1. AB'DEKİ KAVGAYA KATILMAYAN:
En çok üstünde durulan nokta, Türkiye'nin özellikle şu sıralarda kendini unutturması. Sesini çıkartmaması, Avrupadaki tartışmaların içine girmemesi, yani sipere yatması.
Avrupalılar kendi aralarında tartışırken, Türkiye'yi işin içine çekmek isteyenler olacaktır. İşte bu tuzağa düşmemek gerekiyor. Bırakalım, kendi yarattıkları soruna yine kendileri çözüm bulsunlar.

2. KARARLILIĞINA GÖLGE DÜŞÜRMEYİN:
Türkiye'nin, üzerinde en çok durması gereken diğer bir nokta olarak, son iki yılda sergilediği "kararlılığını sürdürmesi" gösteriliyor.
Türkiye'yi bu günlere gerçektende kararlı tutumu getirdi. Eğer bu kararlılık olmasaydı, bugün bulunduğumuz noktaya imkan yok gelemezdik. Mutlaka bazı ülkeler ortaya çıkar ve engel olurlardı.
Bundan sonra da, yine Türkiye'nin kararlılığı engelleri kıracaktır. Hiçbir üye ülke, böylesine bir kararlılık karşısında sonuna kadar direnemez. HAYIR deme riskini alamaz.

3. REFORMLARI SÜRDÜRÜN:
En son ve en önemli tavsiye, Türkiye'nin şimdiye kadar yaptıklarını uygulaması ve geriye kalan reformlarını da aynı hızla ve kararlılıkla sürdürmesi.
"Türkiye, onu engellemek veya özel statü gibi işi rayından çıkartacak formüller önerenlerin eline hiçbir koz vermemelidir" diyenler ısrarla tekrarlıyorlar: Aman durmayın. Karşı tarafa, sizin aleyhinize kullanacakları gerekçeler sağlamayın.

SONUÇ: İSTİYORSAK YAPABİLİRİZ
Türkiye Avrupa Birliği yoluna koyulduğunda kimse inanmamıştı. Ankara'nın Kopenhag Kriterlerini yerine getiremeyeceği sanılmıştı. Oysa aksi gerçekleşti.
Türkiye nice engelleri aşıp, başardı.
Bundan sonrası da, önemli oranda bize bağlı.
Kararlılığımızla yine başarabiliriz.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
'Kafa' sorunu
ERZURUM Atatürk Üniversitesi Rektörü Sayın Ya...
Çetin ALTAN
Geçmişteki akşamlardan birini, tazelermişçesine...
Yarım yüzyıla yakın bir zaman önce; İstanbul'...
Melih AŞIK
AB büyükelçileri
AB büyükelçileri Başbakan'ın kendilerine verd...
Fikret BİLA
Türkmenler zor durumda
Kuzey Irak'ta Türkmenlerin durumu giderek zor...
Hasan CEMAL
Umutsuz yaşanmaz ama...
Bazen umutsuzluğa kapılıyorum, siyasetin hall...
Güneri CIVAOĞLU
Üçü de...
Üç şeyin söylentisi çıkmayagörsün mutlaka ger...
Abbas GÜÇLÜ
Türban, rektör, YÖK ve kolej ücretleri
Atatürk Üniversitesi'nde yaşanan türban krizi...
Hurşit GÜNEŞ
İmtiyazlı üyelik telaffuz bile edilmemeli
Fransa ve Hollanda'daki referandumda AB Anaya...
Sami KOHEN
İran'da değişim şansı
EĞER kamuoyu araştırmalarına güveniyorsak, bu...
Mehmet Y. YILMAZ
Bu daha önce yapılmıştı!
Deniz Baykal ile Recep Tayyip Erdoğan arasınd...
Faik ÖZTRAK
Her şey daha farklı olabilirdi
Mali piyasalarda oldukça iyimser yorumlara yo...
Derya SAZAK
Asgari gelir desteği
Türkiye'de, Brezilya örneğindeki gibi yoksull...
Ece TEMELKURAN
Artık yaşamak vakti!
Kısacık bir metin imzaladık yüz elli kişi. Ön...
Güngör URAS
Beyrut yeniden inşa ediliyor
Başbakan Erdoğan, dün onur konuğu olarak katı...
M. Ali BİRAND
AB için, herkes aynı tavsiyede bulunuyor
Önce Fransa, ardından da Hollanda'nın referan...

© 2005 Milliyet