Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 18 Haziran 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Ötekine' tepki artıyor, güvenlik için kişisel önlem alınıyor

DAP Pazar Araştırma'nın, Türk toplumundaki dönüşümü - değişimi saptamak amacıyla yaptığı trend araştırmalarının 2005 sonuçlarına göre, son yıllardaki en ilginç toplumsal değişim, 'ikiyüzlülüğe karşı çıkma' eğiliminde yaşandı. 2002 yılında yüzde 62 olan bu eğilim, 2005'te yüzde 49'a inmiş durumda. Popüler kültürde yeni değerler ile eskilerin çatışması sürüyor

FATOŞ KARAHASAN
karahasanf@e-kolay.net

Dünya, binlerce yıl boyunca oldukça yavaş değişti. Birikimler ani patlamalarla dönüşümlere yol açtı. Oysa, son on yılda sürekli ve hızlı bir dönüşüm var. Teknolojide, bilimde kaydedilen ilerlemeler hayatın her alanında olumlu veya olumsuz, ama daima büyük bir süratle kendisini gösteriyor. İnsanlar, dönüşüme ayak uydururken, yeni yapılar içinde yaşama bakışlarını sürekli bir biçimde yeniden düzenliyorlar.
Türk toplumundaki dönüşümü anlamak isteyenler için, 1987'den beri her yıl DAP Pazar Araştırmaları AŞ tarafından düzenli olarak yapılan Yaşam Biçimleri ve Sosyo - Kültürel Eğilimler Araştırması önemli bir kaynak sunuyor. DAP'ın yaptığı 2004 - 2005 Yaşam Biçimleri ve Sosyo Kültürel Eğilimler Araştırması'na göre, Türk toplumundaki bazı eğilimlerde ciddi değişimler gözleniyor. Trendlere 'kuvvetle katılma' oranlarına bakıldığında, son yıllardaki en ilginç toplumsal tavır değişikliği 'ikiyüzlülüğe karşı çıkma' konusunda var. 2002 yılında yüzde 62 olan bu eğilim, 2005'te yüzde 49'a inmiş durumda.
Popüler kültürde yeni değerler, eskilere ters düşüyor. Artan İslamcı baskı, sistemi değişme noktasına itiyor. DAP verilerine göre önümüzdeki dönem gençlerin dönemi olacak. Tüketici sesini daha yüksek çıkaracak. Ancak, olumsuzluklar kadere atfedilmeye devam edilirken, tepeden bakma eğilimi sürecek. Hırsızlıklar, terör, haksızlıklar karşısında herkes kendi önlemini almaya çalışacak. Sosyal sınıfların, inançların, etnik kökenlerin birleştirdiği gruplar, diğerlerini eleştirmeyi sürdürecek. Bu eğilim yalnızca demokratikleşme önünde bir engel olarak kalmayıp, toplumsal huzuru tehdit edecek boyutlara gelebilir. Bunu dengeleyebilecek tek gelişme ' başkalarına saygı' trendinin yükselişi olabilir.
2003/04 ve 2005 yılı araştırmalarının sonuçları karşılaştırıldığında, ortaya şu tablo çıkıyor:

1 - ' Kimlik yaratma' arzusunda düşüş
1990'lı yıllardaki savurganlık ve tüketim dünyasının değerleri değişiyor. Konumlarını yükseltebilmek, kimliklerini daha çekici kılabilmek için sahip oldukları parayı ve statüyü başkalarının gözüne sokma tavrı giderek daha az kabul görüyor.

2 - Batılı değerler yavaş sindiriliyor
Yeniliklere ayak uydururken kendine göre değişiklik yapan orta sınıf, Batılı değerleri yavaş sindiriyor. Başkalarına saygı gösterelim, onlara karışmayalım söyleminde 'bana kimse karışmasın' başkaldırısı gizli.

3 - Güvenlik kaygısı
Artan soygun ve kapkaç olayları toplumu ciddi biçimde kaygılandırıyor ve kendilerini güvende hissetmedikleri net bir biçimde ortaya çıkıyor. Geçen yıla göre yüzde 26 'dan 32'ye yükselen kişisel güvenlik' trendinin önümüzdeki dönemde daha da belirginleşeceğini öngörmek mümkün. İnsanlar kendi çözümlerini geliştirmeye çalışıyorlar. Korumalı siteler, evler, arabalar ve iş yerlerindeki alarmlar, güvenlik sistemlerine olan talep giderek yükseliyor.

4 - Kadercilik artıyor
Kentleşmenin yarattığı yalnızlık; kırgınlık ve bezginlik duyguları yaratıyor. Değişim ve yenilikler karşısında kaygılanan, anlayamadığı bir düzen içinde kendilerini güvende hissetmeyenlerin yardımına kadercilik koşuyor. Sistem eleştirel düşünce üzerine kurulmadığı için, inanç dünyasının mutlak doğruları ardına sığınılıyor. Böylece kişisel beceriksizliklerden utanılmadan, yapılan hatalar hep kadere atfediliyor.

5 - 'Tepeden bakma' eğilimi yükseliyor
Tartışmaya ve sorgulamaya alışık olmayan kuşaklar yetişiyor. Öğretim ve eğitimden geçenler, ötekilere ne yapmaları gerektiğini gösteriyor. Fırsat bulduğunda dayatıyor, güç kazanıyorlar. Yukardan bakma, fırsat eşitliği olmayan okulluluk, bir sosyal kümeye ait olma, dinsel bağlar, derneklere üyelik, kulüp taraftarlığı, çıkar ortaklığı, erkek veya kadın düşmanlığı, azınlıklara karşı tavır, yabancı korkusu ve içe dönüklük gibi değişkenlerle besleniyor. Hor görmeyle dolu olan tepeden bakma kültüründeki yükselme, toplumsal huzurun önünde önemli bir engel durumunda.

6 - Yükselme savaşı acımasızlaşıyor
Dikkatler gençlere yöneliyor. Gençler, geniş bir toplumsal kesim oluşturduğundan, yükselme savaşı acımasız olabiliyor. Bireysel başarı için kestirmeler aranması; büyüklere saygıda kusurdan dinozorlarla savaşa uzanan bir yelpaze içinde kuşaklar arası çekişmelere dönüyor. Hedefte yer alan kutuları dolduranlar, bir an önce çekilmeye ve eli ayağı tutan emekli ordusuna katılmaya can atıyorlar. Devamlılık, görev devir alan gençlerin, önceki tecrübelere boşvermeleri ve dostça davranmamaları sonucu kuşaklar arası boşluklarla kesiliyor. Gençlerin teknolojiyi kullanma çabukluğu kuşaklar arası boşluğu genişletiyor. İhtiyarların acelesi yok. Gençler ise sabırsız.

7 - Tüketici savunmayı öğreniyor
Gözlemlenen kayda değer bir başka trend de 'tüketicinin gücü'ndeki artış. 1997 yılında yüzde 56 değeri ile belirlenmişti. 2004 'te yüzde 38'e geriledi. 2005'te yeniden yüzde 42'ye çıkmış. AB üyeliği süreci içinde yasal sistemde yapılacak değişikliklerin kuruluşları tüketici memnuniyeti hedefinde daha fazla yatırım yapmak zorunda bırakacak. Ancak, görünen o ki, tüketici zaten kendisini savunmaya alışacak ve hakkını daha fazla arayacak.

8 - 'Yeni Türk' marka seviyor
Marka, gençler ve özellikle yeni Türkler için önemli. 'Satın aldığım ürünlerin markaları, kişiliğim hakkında çok şey söyler' inancı üzerine kurulu sistemde, insanlar sevdikleri markalar için daha fazla para harcamaktan çekinmiyorlar.


Tutucu, 'ötekine' baskıcı, yeni kentli, sorgulamıyor

DAP, incelediği 32 sosyo - kültürel trende katılma derecelerine göre, kentlerde yaşayan Türkler'i beş kümeye ayırıyor. Akın Alyanak'ın yorumlarıyla bu kümeler şöyle tanımlanmakta:

Genç ve potansiyel yeni Türkler:
Bu grubu, kentte yaşamanın iyi yanlarından en az faydalanan kesimin gençleri oluşturuyor. Bu gençlerin eğitim, kültür ve iş becerisi ile parasal birikimi yakalayanların yükselme şansları var. Akrabalıklar ve hemşerilikler yükselme şansını artırabiliyor. Popüler ve tutucu Türkler arasına karışabilmek için daha düşük ücret ve daha basit düzeyde işlere rıza gösteriyorlar.

Alttaki yetişkin Türkler:
Tabanda yer alıyorlar. Dinsel motivasyonları güçlü. Olan biteni sorgulamaktan çok, öğretilerini kullanmayı seviyorlar. Beklentileri, kadercilikle törpülenebilir. Bütün olumsuzluklarına karşın, kent yaşamının yoksul tarım işçiliğinin koşullarından daha iyi olduğunu bilirler. Çocukların, özellikle erkek çocuklarının eğitim görmesi için özveriden kaçınmazlar. Sözlü bir kültürleri var. Eğitimleri elvermeye başladıkça modern gözle bakan alttaki gençlerle geleneklerin değişimi yavaşlattığı yetişkinlerin arası açılır. Alttakiler, özellikle genç kadınlar çağdaşlaşma sancısı çekiyorlar. Politik güç savaşı içinde geleneksel tutuculuk şişmeye devam ediyor.

Yeni popüler Türkler:
Popüler kültürün bütün boyutlarıyla egemen olduğu küme. İletişimcilerin 'halk bunu istiyor'a sığınıp, araştırmacıların 'rating'lere bakarak ürettiği değerlerin köpükleri içindeler. Bireycilik en üst düzeyde. Çabuk yükselip, hemen düşen ünlüler ve cinsellikle sıcak yaşam yansımaları, hızlı ve yüzeysel ölçütler getiriyor. Sanal olarak paylaşılan ortama, parasal birikim arttıkça katılma şansı artıyor. Yoksa, magazin sayfaları okuyarak ve yarışmalara misafir olarak, televizyon önünde bu dünyadan gibiymiş gibi yapıyorlar.

Yeni tutucu Türkler:
Geleneksel değerlere bağlılar. Katı normlar 'biz ve ötekiler' tutumunu besliyor. Ötekiler de kendileri gibi olsun diye dayatmaya yatkınlar. Bu eğilim, modern değerlerle ve laiklikle çelişebiliyor. Uygarlığın bütün nimetlerinden yararlanıyorlar. Kültürel çıktıları, müzik, mimarlık, kitaplar, giyim, tapınma ve özellikle kadın erkek ilişkilerinde dinsel etkiler güçlü. Kadercilik dünyevi nimetlere verilen önem karşısında gücünü yitiriyor.

Yeni kentli Türkler:
Bu grubu iyi eğitilmiş, öğrenim görmüş kesim oluşturuyor. Batılı değerleri benimsiyorlar. İyimserler. Zamanla popüler kültürün zayıf yanlarının ortadan kalkacağını, tutucuların geleneksel değerleri bırakarak modern yaşama uyum göstereceklerini düşünüyorlar. Pembe bir genel denge fikri ile yaşamayı öğrenmiş durumdalar ve sorgulamaya alışkın değiller.





BUSINESS
 Quo Vadis* Türkiye?
 EDİTÖRDEN
 Bir resim ve bir toplumun 'geriye' doğru yürüyüşü
 Ekonomi basınının '100' akı
 Özel statü ve AB çapası
 'Kültürel zenginliği olan yoksullarız'
 Günah keçisi euro





© 2005 Milliyet