
|
|
|
 |
|
|
"Senaryo yazmak yemek yapmak gibi"
"Bir İstanbul Masalı"nın senaristleri Neşe Şen ve Gaye Boralıoğlu "Sofraya oturduğunuz zaman önünüze konanı hop diye yersiniz. Pişirenin emeğini düşünmezsiniz. Dizi de böyle. Oysa arkasında ağır bir mutfak, ağır bir çalışma var"
TUBA AKYOL
Bir İstanbul Masalı" masallara yaraşır bir sonla bitti. Gökten üç elma düştü. Biri iki yıldır bu masalı izleyenlere... Biri bu masalı canlandıran oyunculara... Biri de bu masalı yaratan Neşe Şen ile Gaye Boralıoğlu'na...
"Bir İstanbul Masalı" bitti. Herhalde rahatladınız...
Gaye Boralıoğlu: Rahatladık ama tabii insanda bir boşluk duygusu da oluyor. Bir şey geride kalıyor çünkü. Ama bence kendi döngüsünü tamamlamış bir işti. Hatta biraz da fazlaca uzadı. Ne bileyim, düzgün bir şekilde, başarılı bir şekilde bitti. Geriye baktığımızda böyle diyebiliriz.
Neşe Şen: Reytinglerin ötesinde garip etkileri oldu.
Evet, mesela bir ara bütün cepler dizinin müziğiyle çalıyordu. Sizin de telefonlarınız öyle mi çalıyor?
Neşe Ş.: Bir dönem öyle çaldı. Sonra etrafta çok fazla duyunca, biz vazgeçtik.
Senaryo yazmak, en azından dışarıdan bakıldığında kolay ama sıkıcı bir iş gibi görünüyor.
Gaye B.: Aksine, zor ama zevkli. Yemek yapmak gibi.
Neşe Ş.: Marangoza "Şöyle bir masa istiyorum" dersiniz. Marangoz sizin istediğiniz masayı yapar ve işi biter. Bankada şef, memura "Şu havaleleri hallet" der. Bu işi yaparsınız ve biter. Dizi işi ise biraz canlı yayına benziyor. Siz işinizi yaparken sürekli bir şeyler değişiyor. Elinizdeki hikayeyle başlıyorsunuz ama çok fazla değişken var: Oyuncular, kanal, yönetmen, seyirci...
Oyuncuya göre rolde değişiklik yapıyor musunuz?
Neşe Ş.: Hikayeyi yazarken karakterleri bütün ayrıntılarıyla oluşturuyorsunuz. Vitrindeki takım elbiseye benziyor o rol. Sonra o takım elbiseyi satın alan kişiye göre elliyoruz, kolunu biraz kısaltıyoruz, küçük ayarlar yapıyoruz.
Yazarken gözünüzün önünde canlandırdığınız ile ekranda izlediğiniz arasında nasıl bir fark oluyor?
Neşe Ş.: Yazdığınız bazen artıyor, bazen de azalıyor.
Bu her oyuncu için geçerli mi?
Neşe Ş.: Bu bizim için de geçerli. Yazdığımız her bölüm aynı kalitede değildir herhalde.
Gaye B.: Performansı hiç düşmeyen oyuncularımız da vardı bence. Çetin Tekindor, Ozan Güven, Vahide Gördüm, Altan Erkekli, Hikmet Körmükçü, İsmail...
Tüm oyuncuları sayacak mısınız?
Gaye B.: Altı kişi saydım. Çok mu?
Neşe Ş.:Tomris İncel var. Nebile rolünü bambaşka bir yere çekti. Nebile'nin ölmesi gerekiyordu ama öldürürken içimiz parçalandı, bu oyuncudan nasıl vazgeçiyoruz diye. Tamam, çok iyi oyuncularımız vardı ama...
Çetin Tekindor'u da öldürdünüz. Size kızdı mı?
Neşe Ş.: Çetin bey hiçbir şeye kızmaz. Onu uzaya da gönderebilirdik. Çetin bey çok müthiş bir oyuncu.
Gaye B.: Yazdığınızdan azami performansı alacağınızın garantisi vardır. Rolünü kendi kişisel sebepleri yüzünden değiştirmeye çalışmaz.
Tam anlamadım. Ne gibi kişisel sebepler bunlar?
Gaye B.: Çetin Tekindor, Arsen Gürzap kuşağının oyunculuk anlayışları çok farklı. Ama starlarda oyunculuk dışı başka kaygılar olabiliyor. Aslında bunu da anlıyorum, sokakta dolaştığınız zaman insanlar size, atıyorum Mehmet Aslantuğ diye değil Selim Arhan olarak bakmaya başlıyor. Oyuncu da geriliyor. Ama bence oralarda da bazı şeyleri göğüslemeleri, uzun vadeli bakabilmeleri gerekir.
Senaryoda değişiklik yapmak zorunda mı kaldınız?
Neşe Ş.: Evet.
Neyi değiştirdiniz?
Gaye B.: Biz... Biz aslında başlangıçta Esma ve Selim'in aşklarının gerçekleşmesini ve büyümesini daha uzun süre, dizinin içinde daha ağırlıklı olarak göstermek istiyorduk...
"İzleyicilerin salak olduğuna, dizide gördükleri şeyleri hayatlarına yansıttıklarına inanmıyorum"
Reytinglerde "Kurtlar Vadisi" tarafından geçilmiş "Bir İstanbul Masalı".
Neşe Ş.: Geçmiştir. Herkesin bahsettiği, çok etkili, teknolojik bir final yapmışlar. Helikopter çekimlerinden bahsetti herkes. Prodüksiyonu çok özenli, anlattığı hikayeyi büyük anlatmaya çalışan bir dizi. Ve bu çaba seyirciye ulaşıyor. Seyirci de bundan çok etkileniyor. Bana mesela kimse finalde ne olduğunu söylemedi ama "Çekimler dehşetti" dediler. Bütün bunlar TV formatını zorlayan, Amerikan aksiyonlarına yaklaşan şeyler. Orada bir çekicilik var tabii.
Dizilerin, özellikle "Kurtlar Vadisi"nin izleyiciyi çok etkilediği, toplumu yönlendirdiği söyleniyor, diziler bazen bu yüzden eleştiriliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Gaye B.: O eleştirilerin çoğu insanları aptal olarak varsaymak üzerine kurulu. İzleyiciler salaktır, gördükleri her şeyden bol bol etkilenirler ve bu hayatlarına yansır. Ben izleyicinin salak olduğunu ve dizilerle böylesine doğrudan bir bağ içinde olduğunu düşünmüyorum. Tabii ki etkileniyordur ama şurada bir polis öğrencileri dövdüğünde de etkileniyoruz. Belki daha fazla etkileniyoruz. Ama tabii ki yazdığınız diziye, yaptığınız diğer işlere olduğu gibi kendi ahlakınızı koymak ve savunmak durumundasınız. O yüzden biz "Bir İstanbul Masalı"nda kan göstermedik.
Orada da Esma'nın iki kardeşle birden aşk yaşaması ahlaki olarak eleştirildi.
Gaye B.: O kadar ağır bir eleştiriyle karşılaşmadık açıkçası. Selimciler ve Demirciler diye bir şey oldu.
Neşe Ş.: Aslında tabii seyircinin irkildiği o nokta hikayenin kalbi. Sıradan hayatların filmini yapmak çok zor, sıradışı bir şey yakaladığınızda onun filmini yaparsınız. Herkesin çocukluk aşkı vardır. Hiçbirimiz çocukluk aşklarımızla evlenmedik. Gidip onların abileriyle de evlenmedik belki ama... Çocukluk aşkları akrabalık gibidir. Biz Esma-Demir arasındaki ilişkiye böyle yaklaştık hep. Zaten onların küçük bir öpücük dışında hiçbir tensel yakınlaşması da olmadı.
"Oyuncularımızdan ilham aldık"
Gaye Boralıoğlu ve Neşe Şen: "Hikayeyi biz kurduk ama 'Bir İstanbul Masalı' oyuncu kalitesi, oyuncu performansı çok yüksek bir iş oldu. Senaryoyu yazarken zaman zaman oyunculardan ilham aldık"
Vahide Gördüm büyük bir keşif. "Keşif" demek yanlış tabii. O zaten vardı, oradaydı ama tiyatrocular büyük kitlelerle buluşamıyor. Vahide hanımı biz de tanımıyorduk açıkçası. Altan Erkekli önerdi.
Esma'yı iki ay aradık. Bir sürü deneme çekimi izledikten sonra Ahu Türkpençe'de karar kıldık.
İsmail Hacıoğlu çok genç olmasına rağmen, Çetin Tekindor, Arsen Gürzap kuşağının sahip olduğu oyunculuk anlayışına sahip.
Emre Karayel'in (Zekeriya) gay'i oynamaktan ötürü bir rahatsızlığı yoktu ama babası "Hep böyle roller mi oynayacaksın?" diye kibarca sormuş. Ona bir boksör ya da kabadayı rolü borcumuz var.
Necati rolü çok ağırlıklı bir rol değildi. Kaan Çakır geldikten sonra, orada o elektrik tutunca, Çiçek-Necati ilişkisi uzun süre bizim lokomotifimiz oldu.
Mehmet Aslantuğ kadınların sevgilisi. Onun adını
duyunca bizim burada söyleyebileceğimiz her şeyi suratlarında söylüyorlar. Ne diyelim? Fotoğrafını koyun.
|
|
|

|
|