
|
|
|
 |
|
|
Kazanan kadınlar, kaybeden kadınlar!
Bir kadın birlikte olduğu erkeği "cüzdan" kimliğiyle ve "başarı heykeli" olmasının dışında da sevmeye devam ediyorsa ne âlâ! Ama böyle olmuyor işte!
Şimdi çalışan ve kariyer sahibi kadınlarla ilgili klişeler üretmek moda. Taylan Kümeli'nin de maşallahı var, "konu mankeni" gibi verimli mübarek. "Milleti zayıflatma kariyeri" yaparken, bu "başarıyı" sindiremeyen kocacığı da soluğu güya dışarıda almış. Sonra da sürüm süplüm geri gelmiş... Onun Ayşe Arman'a söylediklerinin ya da röportajın yapılma amacının özeti budur herhalde.
Röportajda beni asıl daraltan da şu kısım: Kocacığın hayalleri varmış, Philips'te insan kaynakları müdürüyken "Ben film yapacağım" deyip işinden ayrılmış. Bak şimdi!
Evde geçim kaygısı yokken, neden eşlerden biri bunaldığı ritmi bırakıp hayallerinin peşinden koşmasın ki?
Ama bir erkek karısının işinin yolunda olmasından cesaret alıp rol değişimine yeltense, hayalinin peşine düşse, "gerekliliği" ve "meşruiyeti" kadının bahane arayışına neden olabiliyor. Sonra da "İhanete uğradım, gururum baki kalsın diye de kocamı terk ettim" tuzağına kurban gidiyor. Kazanmayan, "başarılı" olmayan bir erkek ne işe yarar? Öyle değil mi ama!
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Bir kadın birlikte olduğu erkeği "cüzdan" kimliğiyle ve "başarı heykeli" olmasının dışında da sevmeye devam ediyorsa ne âlâ! Ama böyle olmuyor işte. Gittikçe o koca o kadına batmaya başlıyor. Önce çevresindekilere kocanın ne kadar işe yaramaz ve beceriksiz olduğu yakınmaları yapılıyor. Sonra da "adaletli" bir terk ediş için fırsat kollanıyor. Hem de hiç farkında olmadan...
Ayşe Arman'ın röportajına medyatava.net'te rastladım. İçim sıkıldığı için sanırım, aklımdan silmişim. Ama arkasından Ali Atıf Bir'in yazdıklarını okuyunca "bam bam" geri geldi sıkıntım. Ali Atıf Bir "Değişecek kafa varsa önce kadınlarınki... Kadınlar kaybetmenin ne demek olduğunu yeniden tanımlamak zorundalar" diyor. Bu da konuya bir tür özet.
Cinsler çoktan kayboldu! Sınırlar birbirine karıştı, çoğunluk laçkalaştı!
Taylan Kümeli'yi düşünün bir... Verdiği röportaja bakınca şunu sormak şart oluyor: "Gerçekten aldatıldığı için mi eşinden ayrıldı?" "Evet" demek kolay olurdu... "Eşi onun başarısını mı hazmedemedi?" Buna da "evet" demek kolay olurdu. Ama zaten dile getirdiği şeylerden anlaşılan o ki, kocasına duyduğu ilgi çoktan bitmiş ve yerini "yük" hissine bırakmış olmalı. Aslında bu duruma "sadakatsiz"den çok "nankör" sıfatı uygun.
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Bir daha düşünmek şart; kadın ya da erkek aynı zamanda "yükselmezse" ilişki de yürümüyor. İyi oyunlar herkese...
Erkek Köşesi
Bir erkek neden terk edilir?
İşinde yükselen bir kadın her ne kadar kariyerini sindiremediği bahanesiyle bir erkeği terk etse de, aslında bunu sindiremeyen genellikle kendisidir. Birlikte olduğu erkeğin çalışıp kazanmaması ya da kendisine nazaran "başarısız" olması, içten içe istediği "Erkek dediğin kadınını kollamalıdır!" tavrının saklandığı kıytırık ideolojik kılıfı delivermesiyle son bulur. Ne de olsa meselenin aslı ekonomik. Kadın da sadece oyuna gelir, sömürüye kışkırtılan egosunun kurbanı olur.
Haftanın "online köşesi"!
Duygu Yılmaz Okutan'ın internet sitesini yeni gördüm ben. Bir kız arkadaşım öve öve bitiremedi, ben de hemen daldım siteye: www.bubenimhayatim.com Aman kaçırmayın! Son derece rahat bir iletişim kanalı. Yani rahat tavır, komplekssiz ifade. Online sitcom. Ya da alternatif online köşe. Nasıl isterseniz öyle bakın bu siteye. Tanımadığınız biri birden sizin yakın arkadaşınız gibi oluyor dolaşırken. Bugün ne giydi, nereye gitti, neler yaptı? İnternette Duygu diye bir arkadaşınızla buluşuyorsunuz. Onun sitesini gördükten sonra "haftanın online köşesi" seçmemek mümkün mü? Üşenmeyen oylasın...
Öptüm sizi
Öpecek kimse yok vallahi! Serdar Ortaç'ı "A, çapkınlık turlarına çıkmış ama kesin eli boş dönecek, zira kadınlar zaafını açıkça belli eden erkeklerden hoşlanmaz" diye mi öpeyim, yoksa Mehmet Ali Erbil'i "eski ve yeni tüm eşleriyle haremiyle gezer gibi gezdiği için" mi? Yok, canım istemiyor. Zorla değil ya, kimseyi öpmiycem işte! Siz benim yerime kimi isterseniz onu öpün artık...
ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!
"Beni sevmediği belli ama ayrılmak da istemiyor!"
Sevgilim beni hiç aramıyor, buluşmalara bahane bulup gelmiyor. Her defasında mazeret olarak çok yorgun olduğunu ve işlerinin yoğun olduğunu söylüyor. Beni sevmediği belli ama ayrılmak da istemiyor. Bugün ona ayrılık mesajı çektim, cevap vermedi. Ne yapacağım? Onu çok seviyorum, daha fazla dayanamıyorum, kafayı yiyeceğim, bu ne yapmaya çalışıyor?
Elif D.
* * *
Belli ki artık "sevgiliniz" değil. Ne yapmaya çalıştığı açık. Aranızdaki ilişki çoktan bitmiş ama her zaman olduğu gibi
o da "bitti" demeye cesaret edemiyor. Demesine de gerek var mı, o ayrı konu... İlla insana "bitti" dedirtmeye niye çalışıyorsunuz sanki? Hem madem ki sizi sevmediği belli, ne diye kafayı yiyip "Ne yapmaya çalışıyor?" diye düşünüyorsunuz? Ayrıca insan doğru dürüst görüşemediği, kendisiyle ilgilenmeyen birini sevmeye devam edebilir mi? Deli misiniz? İlişkilerin tekrar canlanabileceği, istediğiniz ilgiyi uyandırabileceğiniz bir zaman vardır,
ama sizin için o zaman çoktan geçmiş.
Fazla üstüne düşmek böyle yapar işte.
Orda bir sevgili var uzakta ama o sizin sevgiliniz değil.
www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88
|
|
|

|
|