Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 18 Haziran 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sözcüklere düşkün bir sözcü

Başbakanın, Beyaz Saray'dan esinlenen bir iletişim organizasyonu ve basın sözcülüğü başlatmakla görevlendirdiği Mehmet Akif Beki, siftahı üç yıl haber kovaladığı Washington'da yaptı

YASEMİN ÇONGAR
ycongar@erols.com

Kitaplarından konuşurken, "bilimkurgu tarzında çok katmanlı bir roman" dediği "İndüs Vadisinin İncirleri" için en uygun sözcükleri seçmekte epey zorlanıyor Mehmet Akif Beki.
Washington'daki meslektaşlık günlerimizden biliyorum ki, Beki televizyonda haber sunup program yapmaya başlamasının çok öncesinden gelen bir merak ve kıvraklıkla konuşur. Dilbilime ve dile tutkundur. Uygun sözcükleri bulması, öyle pek uzun sürmez. Ama şimdi, durum başka.
Ne de olsa, "İlk dili arayan Amerikalı bir dilbilimcinin yolu, Hindistan'ın İndüs Vadisinin Puliyan kabilesinden iki kişiyle kesişir" diye anlatırken sadece romanın yazarı olarak değil, Başbakan Erdoğan'ın "sözcüsü" olarak da konuşuyor. Ağzından her çıkanın bir ucuyla Erdoğan'a dokunabileceğini bilmesi, Beki'nin diline farklı bir temkin ekliyor.
Tabii, bir de "Erdoğan'ın Harfleri" kitabında, başbakanı Musa Peygamber'e benzettiğinin yazılmasından rahatsız. Kitabı okuyanlar bunun böyle olmadığını biliyorlar ya, Beki de biliyor ki, kendisini yazar, gazeteci ve televizyoncu olarak tanımamış, kitaplarını okumamış kişiler, Erdoğan'ın "başdanışmanı ve sözcüsü" olalı beri, onu kestirmeden tanıma ve tanıtmaya pek yatkın.
Aynı kestirmeciliği burada yapmamak için, Beki'nin diğer kitabının da, 27 Mayıs sonrasında, Milli Birlik Komitesi'nin talimatıyla izlenen gazeteciler ve ailelerine ilişkin fişleme dosyalarını bir tür belgesel roman anlatımıyla sunan "Kara Liste" olduğunu hatırlatmakla yetineceğim. Kanal 7'nin haberlerinden ya da "İskele Sancak" ve "Ters Köşe" programlarından simasını, sesini, fikrini tanısanız da tanımasanız da, 35 yaşındaki, 15 yıllık "gazeteci-yazar" Beki'nin dünyasına bu üç kitabının sayfalarından girebilirsiniz nasıl olsa.
"Başdanışman ve sözcü" Beki'nin dünyası ise daha yeni kuruluyor.
Erdoğan, Beyaz Saray'dan esinlenen bir iletişim organizasyonunu Başbakanlık'ta kurmakla görevlendirdi Beki'yi ve daha haftası dolmadan, Beyaz Saray zirvesi için geldiği Washington'a getirdi.
Beki, 1997-2000 arasında Washington'da haber kovalayıp Beyaz Saray'ın nasıl işlediğini bildiğinden, ABD başkentinde yaptığı sözcülük siftahının olsa olsa bir ısınma egzersizi olduğunun farkında. Zira kafasında, otel lobisinde bekleşen gazetecileri çat pat bilgilendirmenin çok ötesinde bir iletişim düzeni var.
Bu düzen, Beki'nin deyişiyle "ihtiyaca binaen" yapılacak, dinamik ama kendi içinde sistemli bilgilendirme toplantılarını öngörüyor.
Beki bundan böyle gerektikçe "Başbakan adına" konuşacak, yazılı ve sözlü açıklamalar yapacak, duruma göre kayda geçecek (on the record) ya da geçmeyecek (off the record) brifingler verecek.
Erdoğan'ın dış gezilerine de katılacak olan Beki'ye göre, artık başbakanın her kaldığı otelde bir basın merkezi kurulacak; böylece geziyi izleyen medya mensupları, düzenli bir bilgilenme kaynağına ve yerine sahip olacak.
Beki, birçok Batı ülkesinde uygulanan bu sistemin mantığını "Medyamızın çalışmasını kolaylaştırmak için" gibi standart bir sözle açıklamaya yeltenmiyor bile. Onun yerine, "Başbakan, medyanın kendisi hakkında yanlış bilgilenmesinden mustarip" diyor ve Erdoğan'ın görevini tanımlarken "şeffaflığı" hedef gösterdiğini anlatıyor.
Tabii, dünyanın her yerindeki her basın sözcüsü gibi Beki'ninki de "denetimli bir şeffaflık" olacak.
Bu konuda kafası net. Gazetecilerin sorularını yanıtlarken yazılı bir "guidance" çerçevesinde konuşacağını söylüyor ve Washington muhabirliğinden diline yerleşmiş bu sözcüğün Türkçe karşılığını zihninde bulup "Bir kılavuzum olacak" diye düzeltiyor hemen.
Bir de doğrudanlık konusu var. "Başbakanın basına kapalı toplantılarının çoğuna gireceğim. Devlet ve protokol sınırlaması ya da fiziksel imkansızlık nedeniyle bizzat bulunamadığım toplantılar konusunda da, doğrudan başbakandan bilgi alıp gazetecilere aktaracağım" diyor Beki.
İnsanın, başbakanı sorgulayabileceği bir meslekten başbakanın sözünden çıkamayacağı bir konuma transferi zor kuşkusuz.
Beki, bu kararı verirken, eğer işini iyi yaparsa Türkiye için yeni ve gerekli bir mekanizmayı da kurumsallaştırabileceğini düşünmüş. Ama "Bir gün gazeteciliğe geri dönmek üzere" demeyi ihmal etmeyecek kadar da sözcükleri kullanma özgürlüğüne düşkün. Bense ona, "Bitmiş bu iş, senin sonun siyaset" diye takılıyorum.






PAZAR
"Sahte olmadığını ispatlamak bizim sorumluluğumuz değil"
Bienalin yıldızlarından biri Hüseyin Çağlayan
"Strese ve acıya karşı koymayın!"
Kapadokya bisikletçileri bekliyor
Telefonda "chat" için bir ayda 90 bin kişi başvurdu
Notalar bilgisayarla buluşuyor
Sözcüklere düşkün bir sözcü
Bağırsak sorunu yaşamamak için ilaç gereksiz, çözüm elinizde
'Beyoğlu muhabirliği Hilton muhabirliği olmuştu'
"12 yaşında seçim gezilerindeydim"
Önümüzdeki pazar için rezervasyon zamanı
Galata'da şenliğin son günü
Kadın sağlığı ve tüp bebek uygulamaları hakkındaki sorularınızı doktorlar yanıtlıyor
Sette romans başkadır
Ölüm onları ayırana kadar birlikte olan da var, aşkı yüzünden Hollywood'dan aforoz edileni de...
Amerika'da parlayan cazcı bir Türk piyanist
Ece Bar terasa çıktı
500 milyona Kavaklıdere!
Sansürkondu gazetecilik
Zengin turist için yemek kadar şarap çeşidi de önemli
Kudüs'e dönüş
Karaoğlan kızlar vadisinde
Bener acının, umutsuzluğun şairiydi
Babaannemin takoz cep telefonu





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural

© 2005 Milliyet