Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 18 Haziran 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Süleymaniye için zamana ihtiyacımız var'

İki ülke ordularının ilişkisinin Süleymaniye'de zedelendiğini belirten Edelman'a göre, general düzeyinde hasar giderildi, ancak alt kademede çaba gerekiyor

Edelman'dan veda mülakatı - 2 / SEDAT ERGİN


Bu hafta sonu Türkiye'den ayrılacak olan ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman'ın yeni görevi, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) üç numaralı pozisyonu olan müsteşarlık makamı olacak.
Geçen iki yıl boyunca Ankara'da büyükelçi olarak daha çok hükümet ve sivil çevrelerle temas etmiş olan Edelman, yeni görevinde ağırlıklı olarak Türk askeri makamlarıyla muhatap olacak. Edelman, sorularımızı yanıtlarken de yeni görevindeki önceliklerinden birinin, Türkiye ile ABD arasındaki Yüksek Düzeyli Ortak Savunma Grubu mekanizmasının daha düzenli çalışmasını sağlamak olacağını belirtti.

Türk Silahlı Kuvvetleri hakkındaki izlenimleriniz nelerdir?
EDELMAN: TSK, son derece profesyonel, liyakatli bir askeri kurum. NATO'da ABD'den sonraki ikinci büyük ordu. Daha NATO üyeliğinden de önce, Kore'den bu yana ABD'nin iyi bir müttefiki ve ortağı oldular. İki ordu ve savunma kurumları arasındaki ilişki, Türk-ABD ilişkilerinin geleneksel olarak önemli bir unsuru olmuştur.

Süleymaniye çatlağı
Özellikle Süleymaniye'deki olay bu ilişkide bir çatlağa yol açmıştır. Ben, Ankara'daki görevim sırasında bu ilişkinin yeniden daha yapıcı bir rotaya oturması için zaman harcadım, çaba sarf ettim. Kanımca bayağı bir mesafe kat ettik.
Bu süre içinde Amerikan tarafından Ankara'ya çok sayıda üst düzey askeri ziyaret yapıldı. Bunlar arasında Genelkurmay İkinci Başkanı, Deniz Piyadeleri Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, NATO Komutanı, Merkezi Komutanlık Komutanı'nın gezilerini sayabilirim. Sizden de Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Başbuğ'un iade amaçlı ziyaretleri oldu.
Daha kat etmemiz gereken mesafe var. Pentagon'daki görevime atanmam Kongre tarafından onaylanırsa, göreve başladıktan sonra Yüksek Düzeyli Savunma Grubu'nun daha düzenli bir şekilde toplanması için çaba sarf edeceğim.
Bu organ, iki ülke arasındaki savunma ilişkisinin önemli bir mekanizmasıdır. Geçen hafta Orgeneral Başbuğ ile Amerikalı muadili General Pace arasında çok yararlı bir toplantı yapıldı. Kanımca muazzam ilerleme sağladık.

'General'in ilerisi
Şimdi üç ve dört yıldızlı general düzeyinin ilerisine geçerek, bu temasların daha alt kademelerde tesis edileceği ve yeniden canlandırılacağını ümit ederim. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Büyükanıt ve bizim Avrupa'daki Kara Kuvvetleri Komutanımız General Well, bu konuda çalışıyorlar. Bu da önemli bir katkı olacak.

Türkiye düşmanı yok
Sonuçta TSK ile Pentagon arasındaki ilişkinin onarıldığını söyleyebilir miyiz?
EDELMAN: Kanımca, büyük ölçüde evet... Bu konuda Türk basınında sürekli spekülasyonlar oluyor. Sıkça "Pentagon'daki Türkiye düşmanlarından" söz ediliyor. Eğer Pentagon'da Türkiye'nin bir düşmanı varsa, onu henüz bulabilmiş değilim.
Pentagon'da yakın zamana kadar Savunma Bakan Vekilliği yapan Paul Wolfowitz ve Müsteşar Doug Feith de Türk-ABD ilişkileri için çok çaba sarf etmiş insanlar...

Wolfowitz mülakatı
Ama 1 Mart oylamasının sonucundan Türk Ordusu'nu sorumlu tutan da Wolfowitz'in kendisi değil miydi? Bu da TSK'da rahatsızlığa yol açmadı mı?
EDELMAN: Wolfowitz'in verdiği o mülakatın tümünü okursanız şunu görürsünüz... Wolfowitz'in o mülakatta bütün sorumluluğu Türk ordusunun üzerine yıktığını söylemek pek adil olmaz. Kendisi, yalnızca 1 Mart oylamasından önce bu tezkerenin önemi üzerinde kamuoyuna kuvvetli bir beyanın yapılmamış olmasından dolayı biraz hayal kırıklığı ifade ediyor. Ama bütün sorumluluğu Türk ordusuna yüklediğini söylemek doğru olmaz.

En kuvvetli destek
Ama mülakatın böyle bir algılamaya yol açtığını da biliyorum. Wolfowitz, sonradan General Başbuğ da dahil olmak üzere pek çok üst kademe Türk subayı ile görüştü. Ben Türkiye'de görev yaptığım süre boyunca Pentagon'da Türkiye'ye Wolfowitz'den daha kuvvetli destek veren biri olmadı.

Türkiye'de iki yıl görev yaptınız. Bu süre boyunca Türk askerlerinin başına çuval geçirilen Süleymaniye olayının yarattığı tepkileri gözlemişsinizdir. Sizce bu olayın yarattığı hasarın boyutları ne kadar?
EDELMAN: Muazzam ölçülerde bir zarar verdiği kuşku götürmez. Bu, üzücü bir olaydı.
Size üç ve dört yıldız kademelerinde çok iyi ilişkiler kurduğumuzu, şimdi ordularımız arasında daha alt kademelerde daha fazla temas kurmamız gerektiğini söylerken, gerisindeki faktörlerden biri de bu.
Süleymaniye'nin yol açtığı zararın telafi edilebilmesi için biraz daha zamana ve daha fazla temasa ihtiyacımız var.

Yani TSK'nın alt kademelerinde büyük rahatsızlığa yol açtığını kabul ediyorsunuz...
EDELMAN: Bir hayli kırgınlığa ve kızgınlığa yol açtı, bu durumla ilgilenmemiz gerekiyor...

Yaralı dokunun iyileşmesi için
Bu olay yalnızca TSK'da değil, Türk halkında da büyük bir rahatsızlığa yol açtı....
EDELMAN: Gerek halkla ilişkiler, gerek iki ülkenin askeri kurumları arasındaki ilişkiler açısından bir sorun yarattı ve bunu aşabilmek için sürekli bir şekilde elimizden gelen bütün çabayı sarf etmemiz gerekiyor.
O zaman ilişkilerde daha gözle görülebilir bir gelecekte Süleymaniye'nin ilişkilerde bir pürüz, olumsuz anlamda bir psikolojik faktör olarak asılı kalacağını kabul ediyorsunuz...
EDELMAN: Ne kadar süreceğini bilemem. Ama aşacağımızı umuyorum. Nasıl 1 Mart oylaması ABD tarafında bir etki yarattıysa, bu olay da da bir etki yarattı. Kanımca yaralı olan dokunun iyileşmesi için biraz zamana ihtiyaç var.
Benim hayattaki duruşum, geçmişe değil, hep geleceğe bakmaya dönüktür. 1 Mart'ta ya da 4 Temmuz'da neler olduğu konusunda tartışmak yerine geleceğe, daha güçlü, daha iyi bir ilişki inşa etmeye bakalım. Ben bu açıdan ülkenizi çok daha iyimser bir ruh hali içinde terk ediyorum.

EDELMAN'IN MASASINDAKİ TSK KİTABI

Önümüzdeki ay ABD Savunma Bakanlığı Müsteşarlığı görevine başlayacak olan Edelman'ın yeni dönemde Türkiye'deki muhatabı daha çok Genelkurmay Başkanlığı olacak. Edelman'ın masasındaki kitaplardan biri de "Türk Silahlı Kuvvetler" başlığını taşıyor. Kitabı, yeni görevinde sıkça karşılaşacağı Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Başbuğ hediye etmiş.

'Özkök ve Başbuğ'un liderliğine büyük hayranlık duydum'

Edelman'a göre, 'çok açık fikirli ve ileri görüşlü' diye nitelendirdiği Orgeneral Hilmi Özkök ve Orgeneral İlker Başbuğ, TSK'ya mükemmel liderlik yaptı

Ordunun Türkiye'de oynadığı rolü nasıl değerlendiriyorsunuz?
EDELMAN: Türkiye'nin son birkaç yüzyıldır Batılılaşma ve modernleşme sürecindeki itici güç Türk ordusu olmuştur. Şu an AB'ye katılım sürecindeyiz. AB'nin sivil-asker ilişkilerinin ne şekilde organize edilmesi gerektiği konusunda belli ölçüleri var. Türkiye'nin tam üyelik adaylığı ilerledikçe şüphesiz Türkiye de bu normlar doğrultusunda yol alacaktır. Ancak bu sürecin diğer bütün yönlerinde olduğu gibi bu da biraz zaman alacaktır.

Ordunun sivil alana müdahale ettiği yolundaki eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz?
EDELMAN: Ben görev yaptığım sürece General Özkök ve General Başbuğ ile çalışmaktan büyük memnuniyet duydum. Bu süre içinde TSK'ya mükemmel bir liderlik sağladılar. Bu liderliğe büyük hayranlık duydum. Çok açık fikirli, ileri görüşlü komutanlar. Ülkelerinin çıkarlarını kalplerinde hisseden yurtsever insanlar.

Edelman: Derin devlet mi dediniz?

Geçen iki yıl içinde derin devletle hiç karşılaştınız mı?
EDELMAN: Derin devlete ilişkin o kadar çok tartışma gördüm ki... Ama bu soruya nasıl yanıt verebileceğimi bilmiyorum. Ayrıca, Türkiye'de yalnızca iki yıl kaldım. Belki de Türkiye'yi yeterince tanımıyorum. Derin devlet var mı, varsa nasıl çalışır, bu sorulara tam olarak yanıt verebilecek bir tecrübe düzeyine geldiğimi zannetmiyorum. Belki de bütün bu soruların yanıtlarını bulabilmem için bir 10-15 yıl daha kalmam gerekebilir. Ama şunu söyleyebilirim: Kanımca Türkiye'nin güçlü devlet geleneği olan, derin köklere sahip kurumları var. Ve kuşkusuz bu devlet kurumları içinde birbirleriyle konuşan, iletişim içinde olan unsurlar var. Ancak ben genellikle komplo teorilerinden uzak dururum.

YARIN : EDELMAN LAİKLİĞE VE ILIMLI İSLAMA NASIL BAKIYOR?





SİYASET
'Süleymaniye için zamana ihtiyacımız var'
Kabinede 'azalma' telaşı
Baykal'dan Erdoğan'a 'komünist' yanıtı
AKP'lilere ABD telkini
İşte askerin standardı
Resepsiyonda 2 veda






Taha AKYOL
Fransız takıntıları
GÖRDÜĞÜNÜZ resmi Cezayir Kurtuluş Müzesi'ni g...
Fikret BİLA
Aslı ve Deniz Baykal'a İsviçre'den aklama
CHP'nin son kurultayı öncesinde Deniz Baykal ...
Hasan CEMAL
PKK!
Ne mi yapmalı PKK? Yapacağı tek şey var: Kayı...
Güneri CIVAOĞLU
Pera'da minare
Osman Hamdi'nin "Kaplumbağa Terbiyecisi" adlı...
Derya SAZAK
Ermeni atağı
ABD Başkanı Bush'a, Ermeni soykırımının dış p...


 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri

© 2005 Milliyet