|
 |
|
|
Fransız gitti, sıra Fransızlarda
Gidişine şaşırmadım Fransız'ın.
Bu 'Her şeye Fransız' yönetimden beklenen Fransız'ın elden kaçırılmasıydı zaten.
Gelişi şaşırtmıştı beni.
100'üncü yılını kutlayan 100 yıllık Galatasaray'ın 100'üncü yılındaki 100 yılın bu her şeye Fransız yönetimi, bu Fransız'ı bulamazdı.
Bulsa da alamazdı.
Transferin bitimine bir-iki gün kala hem aniden bulmuştu hem de almıştı.
***
Biri gösterdi belki Fransız'ı Galatasaraylılara.
Adı üstünde belki.
"Alın şunu" dedi, 'ikinci yarıda size de faydası olur.
Metz'den alacağımıza sizden alırız.'
Eğer böyleyse, yine hiç olmazsa bi mantığı var bu alışverişin.
Yok değilse?
Galatasaray önce bulup, sonra alıp, sonra da ihmalkârlık yüzünden elinden kaçırmışsa?
O zaman durum vahim.
Ama bi ihtimal daha var ki.
O daha da vahim
Galatasaray'ın 10 milyon mudur nedir, o fiyata Fransız'ı satması.
Yoo satması değil vahim olan, sattığını açıklayamaması.
Üç beş Euro için babasını (teşbih) bile satacak durumdaki Galatasaray başkanının bu kadar Euro için bir Fransız'ı satmayacağını düşünmek biraz fazla saflık olur.
Ama...
Göreceği tepkiden korkan yönetim, eğer bu katakulliyi hazırlamışsa...
Bu da en vahimi tabi.
Ve yapılan açıklama.
Ribery bir daha Florya'dan giremez.
Keşke açıklamayı yapanlar bir daha o Florya'dan içeri giremese de...
Fransız girse...
***
Ve Fransız...
İtalya'da işimde en iyilerden biriydim. Güldüğü, ağladığı, üzüldüğü, sevindiği ifadesiz yüzünden belli olmayan bir çekik gözlüyü bile yüz ifadesinden ilk gördüğümde çözerdim.
Farklı dillerden, farklı dinlerden birbirini ilk defa gören insanlarla yıllar boyu beraber olmanın getirdiği bir özellikti.
***
Bu Fransız'da yanılmam mümkün değil.
İyi biri o, ve iyi bir sporcu. Eğer Galatasaray ona yol vermese böyle gitmezdi.
Tabii bence...
En azından...
Bi Allahaısmarladık derdi...
Ve Marsilya...
İspanya'nın İtalya'nın Yunanistan'ın Türkiye'nin güneyi ne kadar sıcak ve her şeye açıksa, Fransa'nın güneyi de öyle.
Hele Marsilya...
Mesela kafasına silah bile dayayıp,
önce "imzala" demişlerdir, sonra "gül", sonra "şu formayı giy", sonra da "Marsilya'da mutluyum" de filan falan.
Hatta hatta...
"Galatasaray'da mutsuzdum"
Yoksa bi Marsilya lunaparkındaki bi kompozisyon mu Ribery'nin kafası ve üstündeki Marsilya forması.
Her şey olur orada
Orası Marsilya valla...
***
Yine de Fransız'ın bu gidişi Galatasaraylı için en mutlu sona da dönebilir.
Ribery, yönetimi de götürürse...
Öyle ya, sorun Galatasaraylılara, Ribery geri mi dönsün, yoksa bu yönetim mi gitsin.
Kaç kişi Ribery dönsün diyecek.
Aziz Yıldırım'ın en sevdiği başkan
Beşiktaş başkanı ve Ömer'le (Temelli) buluşmak için Dalyan Kulüp'e girdiğimde bahçede Aziz Yıldırım ve Hakan Bilal Kutlualp'i gördüm.
Ömer, Aziz Yıldırım'ın hem dostu hem de dayısının damadı.
Fenerbahçe başkanı sık sık gidiyor Dalyan Kulüp'e.
"Senin yerinde olsam herşeyimi verip, Ribery'yi Marsilyalılardan kiralarım" dedim Fenerbahçe başkanına.
"Vallahi herşeyini alırsın ezeli dostunun."
"Şakası bile hoş değil" dedi Yıldırım
"Herkesin Özhan Canaydın'a yardımcı olması lazım şu sıralar, bu iş para işi. Allah da onun yardımcısı olsun" gibilerinden bişeyler daha söyledi ve hemen kapattı konuyu.
Fenerbahçe başkanı şampiyonluktan sonra rahatlamış. Neşeliydi, huzurluydu, keyifliydi.
Bence Ribery'nin Galatasaray'a dönmesini de çok istiyor Fenerbahçe başkanı.
Bu Fransız'ın gidişi Galatasaray başkanını istifa ettirebilir.
Bi daha böyle yumuşak ve "vur ensesine al ağzındaki lokmayı" tarzında bir Galatasaray başkanını ve yönetimini nereden bulacak Fenerbahçe başkanı.
Nebahat Çehre, Hıncal Uluç ve ben
Hiç canlı yayına çıkmayan, 90 Dakika'sını bile bant yapan Hıncal Abi, bu yıl ikinci kez canlı yayındaydı.
Yine Pivot'ta.
İlki de Pivot'taydı.
Yine kırmadı beni.
Biz Ortaköy'de Ertekin'in kafesinde Efes Pilsen-Beşiktaş maçını izlerken, CNN Türk seyircileri de aynı dakikalarda canlı yayınlanan Pivot'ta bizi izliyorlardı.
Nasıl izlediğimizi.
Bizi, yani Hıncal Uluç, Beşiktaş'ın sevgili belediye başkanı İsmail Ünal, Ünal Özüak, Ertekin ve beni.
En renkli Pivot'lardan biriydi.
***
Bi gün sonra tesadüfen yine Ertekin'e uğradım, biraz sonra da Hıncal Abi geldi.
Şirin, tatlı, sempatik bir de kız vardı, "Mine" dediler "Haziran Gecesi'"nden.
Ne Haziran Gecesi'ni seyrediyorum ne de Mine'yi tanıyorum.
"Nebahat Çehre'nin oynadığı dizi" dedi Mine.
"Ona yıllardır bayılırım" dedim ben de. "Eğer senin için bir problem olmazsa söyler misin ona."
"Benim için problem olur" dedi Hıncal Abi aniden, "yıllardır aşığım Nebahat'e, o Yılmaz Güney'i tercih etti" ve sonra devam etti, "Doğrusu ben de olsam Yılmaz Güney'i tercih ederdim."
"Ama bu defa da seni tercih ederse vallahi problem olur aramızda."
Yıldırım Demirören'le şundan bundan
Bizim Ömer (Temelli), bi yemek yiyelim dedi, bizim kulüpte (Dalyan Kulüp-Fenerbahçe).
Sen (ben), ben (Ömer), Necil (Ülgen), Lütfü (Arıboğan) veYıldırım (Demirören)
Perşembe akşamı için sözleştik.
Necil, son anda Ankara'ya gitti.
Biz buluştuk.
***
Beşiktaş başkanının en büyük özelliği tam bir taraftar olması belki de.
Zaten kendi de saklamıyor.
Önce taraftar gibi başlıyor söze, sonra da başkan gibi devam ediyor Demirören...
"Beşiktaş ve Cola Turka'nın basketboldaki beraberliği, Beşiktaş'a belki de yıllar sonra bir şampiyonluk getirecek.
Yeni çıkan sponsorluk kanunundan sonra ilk ciddi uygulama bizimki."
Fiyatını söylemiyor ama, beklediğinin üzerinde belli ki.
"Cola Turka'nın Beşiktaş'ın basketboluna harcayacağı para Fenerbahçe futbol takımının forması kadar neredeyse" diyor Yıldırım Demirören.
Turkcell'den de övgüyle söz ediyor.
"Anlaşmayı bozmak için gittik, Cola Turka ile anlaşacağımızı, onların teklifinin daha iyi olduğunu söyledik. Hiç problem çıkarmadan kabul ettiler."
"Spora başka firmaların da girmesinden mutluluk duyarız demiş Turkcellciler.
Hayırlı olsun Beşiktaş'a."
Evet, Beşiktaş-Cola Turka, hayırlı olsun.
Ve Demirören'in 2 milyara 100 bin üyeye ulaşma projesi...
Gazetelerde yazıldı.
Demirören, 12 ay taksitle ödenecek 2 milyarlardan 200 trilyonu hedefliyor.
"50 binini yurt dışından bile bulabiliriz" diyor
Ve Arıboğan'a "havuzu bozmayın lütfen" demesi .
"Yıllardır Anadolu'yu üç büyük kulüp besliyor
Kimleri kaç paraya aldık.
Sonuçta kazanan onlar, borçlu olan da biz.
Altı üstü yeni sistemde bir buçuk-iki milyon dolar oynayacak.
Havuzla oynamayın lütfen."
"Niye Murat Didin" diye son bi sual sordum Demirören'e.
"Burak başarılı değil miydi."
"Murat'la Avrupa'yı hedefliyoruz" dedi.
"Burak da onun yardımcısı olacak, pişecek."
Perşembe gecesi işi bu kadar konuştuk.
O da işte mecburen mecburiyetten.
Sonra yedik içtik, sonra lafladık, sonra bol bol güldük, geyik yaptık.
Sonra da dağıldık.
Bilgin'den
O'nu fena halde özledim
Galatasaray
Futbol takımı çoktaaan üniversite olmuş...
Hâlâ lise yönetiyor...
Tabii yönetemiyor.
Fenerbahçe
Bir Fenerbahçe yönetimi yönetseydi Galatasaray'ı...
Bu kadarını yapmazdı.
Bu kadarı da ezeli rakibine ayıp olur diye...
SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|