Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 18 Haziran 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Düşünme-taşınma" zamanı...


ŞU sırada Türkiye'de halkın AB üyeliğini ne kadar arzuladığı veya bunu ne kadar olası gördüğü konusunda bir anket yapılsa, sonucun ne olacağını çok merak ediyorum.
Bundan önceki kamuoyu araştırmalarında, bu yönde -yüzde 70'lere varan- güçlü bir eğilim ortaya çıkmıştı.
Ya şimdi? Durum oldukça farklı... Son günlerde Batı basınında çıkan yazılarda Türklerin artık AB'den soğudukları ve eski heyecanlarını kaybettikleri öne sürülüyor.
* * *
PEKİ, Türk kamuoyunda AB konusunda havanın bu şekilde değişmesinin nedenleri nedir?
  • Birincisi, AB'deki son gelişmelerle ilgili. Özellikle Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlar sırasında ve sonrasında, AB camiasında Türkiye'nin üyeliği konusundaki isteksizlik, hatta karşıtlık iyice yüzeye çıkmıştır. Türkiye'ye destek veren bazı hükümetlerin dahi şimdi bu konuya daha soğuk baktıkları ve hatta üyelik yerine başka formüller önerdikleri görülüyor. Gerçi Brüksel'deki zirvede Türkiye ile 3 Ekim'de müzakerelerin başlaması konusunda bir konsensüs sağlandı; ama Chirac dahil, birçok Avrupalı liderin kafasında bu sürecin nasıl frenlenebileceği sorusunun yer almakta olduğu açık. Türk kamuoyu bunu görüyor ve giderek bu davranışlardan büyük rahatsızlık duyuyor...
  • İkinci neden, AB'nin belli başlı üye ülkelerin sık sık gündeme getirdiği ve üzerinde şartlar koştuğu "hassas sorunlar"la ilgili. Kıbrıs, Ermeni sorunu, Kürt hakları, Ortodoks Patrikhanesi'nin statüsü gibi... Bu da kamuoyunda kuşkular yaratıyor.
  • Nihayet üçüncü faktör de, AB'nin halen geçirdiği kriz ile ilgili. Brüksel'deki zirvede Anayasa rafa kaldırıldı ve AB'nin bir "düşünme-taşınma" dönemine ihtiyacı olduğu belirtildi. Türkiye'de AB'nin siyasal ve mali krize sürüklenmekte olduğunu gören birçok kişi, şimdi "böyle bir Birlik'ten bize hayır gelir mi" sorusunu sormaya başlıyor.

  • * * *
    AB'nin belirsizliklerle dolu bu yeni dönemi karşısında, Türkiye ne yapmalı?
    Fikir düzeyinde üç farklı eğilimin oluşmakta olduğu görülüyor.
  • Birincisi, temelde AB'ye "hayır" diyen ve Türkiye'nin başka alternatiflere yönelmesini isteyen görüş... Öteden beri bu kanıyı taşıyanlar, şimdi son gelişmeleri bir argüman olarak kullanıp dış politikada köklü bir rota değişikliği yapılması gerektiğini öne sürüyorlar. Tabii bu seçeneklerin gerçek değeri ve Türkiye'nin geleneksel Avrupa vizyonundan vazgeçmesinin, içte reformları ve dönüşümü sürdürme; dışta da bir dünya devleti olma çabaları üzerindeki etkisi, çok iyi hesaplanmalı...
  • İkincisi, AB projesine bir "ara" verilmesini, müzakerelere başlama yerine bu sürecin ertelenmesini öneren görüş... Buna göre, Türkiye böylece kendisini rahatsız eden şartları önlemiş olacak, kendi uygun göreceği zaman AB ile görüşmeye oturacak. Bu ilk bakışta makul görünebilir; ancak böyle bir "ara"nın AB'yi Türkiye'den büsbütün uzaklaştırması riskini taşıyor.
  • Üçüncüsü, AB müzakere sürecini başlatıp kararlılıkla devam ettirmekten yana olan görüş... Bunda istenilen sonuca mutlaka varılacağı garantisi yok. Ancak Türkiye bu yolda ilerlerken, duruma göre tavrını belirleyebilir...

  • Şimdi Türkiye'de de bütün bu opsiyonlar ve olasılıklar üzerinde "düşünme-taşınma" zamanıdır. Tıpkı AB'de başladığı gibi...

    skohen@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Fransız takıntıları
    GÖRDÜĞÜNÜZ resmi Cezayir Kurtuluş Müzesi'ni g...
    Çetin ALTAN
    Aşk ve politikada söylenmemiş laf mı var?
    Oğlan kıza döndü:
    Melih AŞIK
    Dökülen siyaset
    Türkiye'yi Ermeni katliamıyla suçlayan tasarı...
    Fikret BİLA
    Aslı ve Deniz Baykal'a İsviçre'den aklama
    CHP'nin son kurultayı öncesinde Deniz Baykal ...
    Hasan CEMAL
    PKK!
    Ne mi yapmalı PKK? Yapacağı tek şey var: Kayı...
    Güneri CIVAOĞLU
    Pera'da minare
    Osman Hamdi'nin "Kaplumbağa Terbiyecisi" adlı...
    Can DÜNDAR
    Ebeveynler için ÖSS
    Sevgili ebeveynler!
    Abbas GÜÇLÜ
    ÖSS ne bir son ne de başlangıç
    Milyonlarca genç ve ailesi için yarın zor bir...
    Semih İDİZ
    Soykırım iddiası üzerimize çığ gibi geliyor
    Başbakan Erdoğan'ın Ermeni soykırımı iddialar...
    Sami KOHEN
    "Düşünme-taşınma" zamanı...
    ŞU sırada Türkiye'de halkın AB üyeliğini ne k...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Amma da acayip dünya!
    Dünyada ve çevresinde olup biten her şeyle ya...
    Derya SAZAK
    Ermeni atağı
    ABD Başkanı Bush'a, Ermeni soykırımının dış p...
    Tamer HEPER
    Çatılar ne durumda?
    Şikâyetler yığınla. Toplumu yönlendirecek mek...
    Güngör URAS
    'O tezgâhtan geçtik'
    Başbakan Erdoğan'ın halk ile ilişkisi için bi...
    M. Ali BİRAND
    AB, Türkiye'yi silip atamaz
    Avrupa Birliği zirvesinde sarfedilen sözler...

    © 2005 Milliyet