Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 22 Haziran 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ortak payda lüks ve bikini; biri aynı, biri ikili

Geçtiğimiz günlerde iki yeni otel açıldı. Aslında biri, Caprıce Palace, tam olarak yeni değil, 'tesettür otel' olarak bilinen Caprıce Otel'in yenilenmişiydi. Diğeri ise 'en lüks' olmak iddiasındaki Rıxos Premıum Belek! Birinin ufkunu 'dinsel gelenek ve görenekler' çiziyordu. Diğerininkini 'küreselleşme.' Caprıce Palace'ı tercih eden topluluğun kadınları etrafı perdeli havuzlarına geçip 'ötekiler gibi' bikinileri çektiler. Küresel olanda ise perdeler yoktu. Konukları 'Ulusların(ın) zenginliğinin' sergilendiği bir mekânda toplanmıştı


Limuzin, teknoloji ve süper lüks...

Rixos'a gittin neler gördün?.. Cevap çok açık: Zengin gördüm! Son zamanların en trendy sorusuna verilecek başka da bir cevap yok. Rixos, parayla doğanın biraraya geldiği zaman hayatın ne denli güzelleşebileceğinin canlı bir anıtı gibi Belek'te yükseliyor. Reklamlarını izlediyseniz, masmavi bir denizin kıyısındaki iki çiftin görüntüsünden başka bir şey yok.
Lükse dair her şey daha havaalanından başlıyor. Bavullarını alanlar, Rixos standındaki, siyah elbiseleri lame biyelerle süslenmiş hostesler tarafından karşılanıyor. Konuklar kendilerini bekleyen lüks otomobillere yönlendiriliyorlar. Limuzinle de alınabilirsiniz daha mütevazi ama yine de son derece lüks arabalarla da... Otele vardığınızda sizi yine hostesler karşılıyor. Bu kez kıyafetler tümüyle lame. Ellerinde mentollü havlular ve lokumlarla kapıda bekliyorlar.
Mermer tabanlı lobiyi adımlarken lüksle tanışmış oluyorsunuz. Yerlerdeki mermerlerin ne cins olduğunu anlayacak kadar uzman olamazsınız ama en iyisinin üzerinde yürüdüğünüzü fark edecek kadar izan sahibi olmanız yeterli. Rixos'ta Araplar'ın ünlü 'yedi yıldızlı' otellerinde olduğu gibi altın musluklar filan yok. Ama, teknolojinin, mimarinin, gastronominin, güzel sanatların, modanın, tasarımın... İşte 21. yüzyıl insanının yeniden tanımlanan zenginliğine dair her şey var. Otel, rafine bir zevkin ürünü.

Yeni zenginlere hayat dersanesi
Rixos'un dünya jet sosyetesinin listesine girmesi için her şey yapılmış. Bunu göreceğiz ama kesin olan şu ki Rixos, jet sosyete olma yolunda ilerleyenlerin soluklanmak istediği bir mekân olacak. Gelen konukların hepsi baştan aşağıya marka. Saatler, mücevherler, kıyafetler... Yani bir insanın parayla satın alabileceği her şey marka... Üstünlük İtalyan markalarında. Bu markaları taşıyanların çoğu da Rus. Arada Amerikalı, Fransız ve Türkler de var.
Rafine olmak için para yetmiyor. Nasıl rafine yaşanacağını da zaman içinde öğrenmek gerekiyor. Ki bu yıllar gerektiriyor. Ama Rixos hızlandırılmış kurs gibi. Nasıl yaşanır, nasıl yenilir, nasıl giyiniliri bir derste öğrenmek için birebir. 2 trilyonluk hamamda 'nasıl yıkanılacağını' öğrenip, saunada ter attıktan sonra hemen yanı başında 'kar odasında' serinleyebiliyorlar. Yani doğunun hamamı, batının saunası ve kuzeyin karı birarada.
Masaj salonlarına gelince, Afrika'nın bilmem ne kabilesinin masajından, Bali'ye, oradan buraya masajın onlarca türlüsü, gerilimi sıfırlıyor. Spor salonunda form tutmak isteyenler için bu konuda teknoloji en son ne üretmişse hepsi orada.
'Açık büfesi iyi miydi?' diye sakın sormayın... Ne açık büfesi? Tamı tamına 14 adet a la carte restoran var. Fransız'ı ayrı, İtalyan'ı ayrı. Çin lokantası da var, Uzakdoğu lokantası da. Balık lokantası, şu lokantası, bu lokantası derken, işin ucu kaçıyor zaten. Bir açık büfe elbette var. Açık büfe dışında, sabah saat 10'la akşamüstü 18.00'e kadar hizmet veren fast - food corner'ları iş başında. Döner, köfte, pide, hamburger, patates kızartması, salata çeşitleri...
Önemli olan bu değil. Pek çoğu başka otellerde de bulunabilir. Rixos'un asıl üstünlüğü a la carte restoranlarında. Örneğin Fransız lokantası... Lokantanın tasarımı ve dekorasyonu İstanbul'daki benzerlerinden bile iyi. Aynı şekilde İtalyan'ın da Çin'in de. Yani otelin içinde 'bir de bunlardan olsun' diye gelişigüzel açılmamış. Bir de barlar var ki akla ziyan. 10'dan fazla bar, otelin her yanına serpiştirilmiş. Irish Pup'daki klasik İngiliz döşemesinin bir benzerine İstanbul'da bile rastlamanız mümkün değil.

Fransız Sokağı'nda 32 marka
Söz markalardan açılmışken, kıyafetten mücevhere dek tam 32 dünya markası yan yana Fransız Sokağı'nda. Fransız Sokağı'nda istenildiğinde yağmur yağdırıldığı da efsane değil, gerçek. Bu da işin fantezisi elbet. Rafineleşmekten söz etmiştik ya, antikacıları da unutmamak gerek. İki tane antika dükkanında ağırlıklı olarak Fransız ve Osmanlı antikaları satışa sunulmuş. Mağazalardaki fiyatları sormayın. Etiket yok. İşte, bu da zenginliğin bir göstergesi. Beğeniyorsan, sorma, al.
Otelin en çarpıcı köşelerinden biri de sinemaları. İki sinema salonu var. Tekrar olacak ama sinemalarının dekorasyonu, İstanbul'un en iyilerinde bile yok. Zaten bu otelin her köşesi sanki bir benzeri bir başka yerde benzeri olmasın diye tasarlanmış. Ama bir benzeri başka yerde olan bir şey var; su gösterisi... Bilgisayarla kontrol edilen fiskiyelerden çıkan sular müzikle ahenkli biçimde dans ediyor. Bu dansa renkler de eşlik ediyor. Görmek gerek. Bir benzeri Las Vegas'taymış. Fıskiyelerin dansı bittikten sonra bir su perdesi oluşturuluyor. Ve bu su perdesinin üzerinde su altının eşsiz görüntüleri geliyor. Yani sudan bir perde de film izliyorsunuz. Anlayın artık!
Truva konseptli su parkının da eşi bir yerlerdeymiş. Birkaç eksiği giderildikten sonra, konukların hizmetine açılmayı bekliyor. Sahil derseniz Allah vergisi. Birden fazla havuz birbiriyle bağlanmış sahil boyunca uzanıyor.

En zengine villa
Gelelim insanların bu zenginliklerden nasıl faydalandıklarına... Herkes gibi!.. Marka da olsa mayolar giyildikten sonra herkes birbirine benziyor. Şişman, zayıf, çirkin ya da güzel. Su insanları aynı ıslatıyor, güneş aynı yakıyor. Farklılık daha çok yeme içmede ve giyinmede ve 'uyumada' başlıyor. Mayoyla herkes eşit gibi görünüyor. Ve hatta mayolu insanlara hizmet eden, özel tasarım kıyafetler giymiş garsonlar daha 'zengin' duruyor.
Bu otelde yeme içme, giyinme konusunda hemen hemen herkes denk. Bu denkliği sadece 'villalar' bozuyor. Nasıl ki çok katlı apartmanlarla, bahçeli köşkler arasında aşılmaz bir çizgi varsa burada da otel müşterileriyle villa müşterileri arasında bir fark var. Güney Fransa'nın müdavimi olan jet sosyetenin bile bu villalara kayıtsız kalmaları mümkün değil. Her birinin önünde özel havuzu var. Özel aşçıları özel mobilyaları var. Yani zenginliğin de bir sınıf ayrımı var.
Mesele önce Rixos'un oteline gitmekte. Azıcık motivasyonla, gelecek sene villaya terfi etmeye kim engel? Rixos bundan 50 yıl önce bir Amerikan rüyası olarak hizmete açılan Hilton'a benziyor. O zamanlar rüyalar Amerika üstüneydi. Şimdi ise küreselleşmeyle rüyalar dünya üstüne. Rixos da bunun düşü zaten.


'Uçakta yanına oturan biri büyük para vermiş diyen bile var'



Fettah Tamince, özellikle son dönemde imza attığı iki projeyle adından söz ettirdi. Bu projelerden ilki Rixos President Hotel Astana'ydı. Açılışını Kazakistan Cumhurbaşkanı Nur Sultan Nazarbayev yaptı. İki gün sonra da Antalya Belek'te 'Türkiye'nin en lüks oteli' olma iddiasındaki Rixos Hotel Premium Belek'in açılışı vardı. Başbakan Erdoğan'a yakın işadamları arasında sayılan sahibi Fettah Tamince, bu açılışı Başbakan'ın yapmasını kendisi için bir başarı kriteri ilan etmişti. Bunu gerçekleştirdi. Premium Belek'in açılışına 2 bin 500 kişi katıldı.
Fettah Tamince, 33 yaşında, oldukça genç bir işadamı. Yüzlerce milyon dolar ciro yapıyor. 2005 hedefi 500 milyon dolar. Tamince'nin bu hızlı yükselişi, hakkında söylentilere de yol açıyor. 'Arkasında başka bir finansör mü var?' gibi sorular soruluyor... Tamince ile iş yaşamını konuştuk, başarısının sırrını sorduk...

Otel yatırımlarına ne oranda sermaye ile iştirak ediyorsunuz?
Genellikle işletme ve pazarlama gücümüzle ortak oluyoruz, inşaatını biz yapıyoruz. Bu yıl açılacak otel yatırımlarımızın tutarı 225 milyon dolar. Devam eden yatırım tutarımız 425 milyon dolar. 15 yıllık bir iş programı içinde dünyaya yayılmış bin Rixos hedefliyoruz. Otellerimize öz sermaye olarak katılım oranımız ortalama yüzde 15 diyebiliriz. Diğer bölümler kredi ve ortaklarımızın sermayesi.

Fine Group bünyesinde kaç şirket var?
Rixos Management, Rixos Hotels, Lidyon Mücevher ayrıca yurtiçi ve yurtdışında tüm Rixos Otelleri'nin inşaatını yapan Sembol İnşaat. Lidyon Mücevher'de 11 şubemiz var. Dördü Rusya'da. Cirosu 20 milyon dolar. Turizmin cirosu ise 100 milyon dolar. Asıl ciro kaynağımız inşaat. İnşaat şirketini aslında zorlama kurmuştum. 20 villa yaptırmak istemiştim bir inşaat şirketine. Yapamadılar, param gitti, iş ortada kaldı. Ben de kendim yaparım diye girdim. Otellerimin inşaatını yaptım. Başarılı olunca devam ettik. İnşaattaki ciromuz 350 milyon doları aşıyor. Grubun 2005 ciro hedefi 500 milyon dolardır.

Örneğim İhsan Doğramacı
Başka sektörlere girmeyi düşünüyor musunuz?
Evet, özellikle eğitim ve sağlık. Bu iki sektöre yönelik yatırım çalışmalarımız son aşamasında. Antalya'da ilk projenin temelini önümüzdeki hafta atıyoruz. 30 milyon dolarlık yatırımla hastane yapıyoruz. Yine Antalya'da uluslararası anlamda öğrenci toplayabiliceğimiz bir üniversite konsepti oluşturmak istiyoruz. Görüşmelerimiz sürüyor. Şu anda Türkler dünyanın birçok yerinde okul açıyor. Amerika'da Rusya'da tonlarca Türk okulu var. 'Şunun okulları, bunun okulları' diye birşey yok ki.
35 yaşımdan itibaren kendi adımla bir vakıf kurup Türkiye'deki bazı sosyal meselelere yönelmek istiyorum. Türkiye'de bunun en güzel örneğini İhsan Doğramacı göstermiştir. Ben de ona benzer bir yapı oluşturmaya başlıyorum.

32 yaşında ciddi bir servete sahipsiniz. Bunun kaynağıyla ilgili değişik söylentiler var... Bu hızlı başarı hikâyesinin özeti nedir?
Mesele sadece birinin parasını almak, biriyle işbirliği yapmak değil. Herkes sizde imrenilecek birşey bulmalı. Benim şansım belki de memur değil de ticaret yapan bir babanın çocuğu olmamdı. Ondan sonrası şans değil. Ben bugünün temellerini 10 yaşımdan itibaren babamın manifatura dükkanına gidip gelmeye, 13 yaşımdan itibaren de alıp satmaya bağlıyorum. Sonraki kurgum 'al - sat' üzerine... Kimden ne almalıyım, kime ne satmalıyım... X'in çok başarılı olduğunu bilirsem, mutlaka o kişiyle tanışmanın ve kendimi sevdirmenin yolunu bulmuşumdur. Bu bahsettiğim insanlardan birinin doğum gününe gitmek için yol parasını zor denkleştirerek Amerika'ya gitmiştim. Biraz da Allah yardım etmeden mümkün değil.

Sembol İnşaat'ta Aytekin Gültekin ile ortaksınız. Diğer ülkelerdeki ortaklarınız kimler?
Bodrum'da Eren Holding, Antalya'da Kazakistan Cumhuriyeti'nin yatırımı olan bir ortağım var. Kemer'de Testur var, Kazakistan'da madencilikle büyümüş bir grup var. Ukrayna'da başka bir grup var. Rusya'da ortağım yok. Ben 13 yaşından beri çalışıyorum. İnsanlar 33 yaşında bu serveti nasıl kazandı, diyorlar ama 55 yaşındaki adama sorun o da 20 senedir çalışıyor, ben de çalışıyorum.
Ruslarla çok iş yapıyoruz. Bizim işbirlikçilerimiz, inşaatlarımızın taahhütçüleri, iş geliştirmede farklı yerlerde ortaklarımız. Öyle, 'hakim bir Rus ortak var, bana parayı veriyor ben de onun parasıyla iş yapıyorum' gibi birşey yok.

'Fettah'ı kim değerlendiriyor?'
Bu hızlı yükselişin tartışılması normal değil mi?
Ben birden yükselmedim, birden medyanın önüne çıktım. 15 sene önce vergi mükellefiydim. İnsanlar bunları bilmiyor. İnsanlar efsanelere inanır. Hatta uçakta giderken yanına biri oturmuş, bir para vermiş onunla yürümüş diyenler var. Asıl soru şu sanırım: Bu grup son beş yıl içinde nasıl bu kadar hızlı büyüdü?... Ben yarın bu işlerimi 20'ye de katlayabilirim. Risk alıyorum. Diğeri risk almıyor yavaş büyüyor. İnsanlar hep kendileriyle kıyaslıyorlar. Ben çalışan, müşteri ve sermaye üçlüsün iyi koordine ediyorum. Bunu iyi yaptığım sürece bana dünyada 50 tane fon para verir. Önemli olan borçlanabilme becerisidir. Dünyada en fazla borcu olan ABD, aynı zamanda sermayenin en güvendiği ülke. Bu şirketler ve şahıslar için de geçerli. Ama Fettah'ı Türkiye'de kim değerlendiriyor. Kendine bir sınır çizmiş ve o sınırın dışına çıkmayan insanlar... Antalya'daki adam diyor ki. "Ben bunun çocukluğunu bilirim." Oturduğu yere bakıyorsunuz, hâlâ aynı dükkanın içinde. Evet ben de o dükkanda çalışıyordum ama hâlâ o orada. Fettah'ı böyle değerlendiremezsiniz.

'Başbakan gelmeseydi başarısızlık sayardım'
Rixos Belek'in açılışı, beklediğiniz gibi miydi?
Beklediğimden daha fazla ilgi gördü. Gelenlerin yüzde 90'ı birebir tanıdıklarımdı. Açılışa dünya medyasının da büyük ilgisi vardı. Times vardı, Rusya'nın önde gelen gazete ve televizyonları vardı. Amerikan basınının da ilgisi büyüktü. Dünya jet sosyetesi denen insanlar yazın Güney Fransa'da, kışın Saint Morris'te, ilkbaharda Amerika'da, sonbaharda İtalya'dadır. Bunların uğrak yerleri var, bu insanların gittiği yerde otel, lokasyon, şehrin güzelliği çok önemli değildir, önemli olan bu insanların birbirini bulabilmesi. En güzel elbise, en güzel yat benim, en iyi arabaya ben bindim diye birbirlerine fiyaka çalabilmeleri. Bütün bu ortamı bu insanlara hazırlayabilenler onları alabiliyorlar. Bir de birbiriyle iş konuşuyorlar. Güney Fransa'da iki ay kalan zenginler bir senenin işini hallediyor orada. Türkiye'de tesis edilmemişti... Biz bir otel değil, kendini özel hissetmek isteyenlere küçük bir kasaba oluşturduk. Türklerden de müthiş bir talep var.

Açılışa Başbakan da katıldı. Bunun özel tanışıklığınızla bir ilgisi var mıydı?
Başbakanı bu projeye inandırdım. Bu projenin Türkiye projesi olduğuna, dünyada ses getireceğine, dünya çapında 2 bin 500 işadamı, siyaset adamının açılışa katılacağına... Dolayısıyla bu kadar önemli bir işte Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın olması gerektiğine inandırdım. Ben gittim kendimi anlattım. Zaten bu projeye başbakanı getiremeseydim kendimi başarısız sayardım. Altında birşey aramaya gerek yok. Sadece ikili bir ilişkiden dolayı değil projeye duyduğu güvenden dolayı geldi.




Haşema 'out', bikini 'in', seccade var
DİLEK TAŞ - SİBEL ERAY
Tesettür otellerini diğer otellerden ayıran en büyük fark havuz bölümünde başlıyor. Türbanlarıyla havuza gelen kadınlar, çantaları, 'içeriye fotoğraf makinesi sokma' tehlikesine karşı arandıktan sonra giriyorlar. Girince de 'yeni bir dünya' başlıyor. Tesettür ve türbanlarını çıkaran kadınlar bikinileriyle havuza atlıyorlar...




Son yıllarda güney ve Ege sahillerinde sayıları artmaya başlayan ve 'tesettür otel' olarak anılan tatil mekânlarındaki farklı uygulamalar herkesin dikkatini çekmeye başladı. Beş yıldızlı tatil köyü olarak ortaya çıkan ve muhafazakâr kesimin aileleriyle birlikte tatillerde tercih ettikleri bu otellerdeki en önemli fark, hizmet, eğlenme anlaşıyının diğer tatil merkezlerinden 'farklı' olmasında... Bu farklılığın en belirgin olduğu alan ise plaj ve havuzlardaki 'haremlik - selamlık' uygulaması...
Bu tip otellerden en çok bilineni, bu yıl yenilenen Caprice Palace! Tesettür otellerinde de bir tatil sabahı, normal bir tatil köyündekinden farklı başlamıyor. Genellikle 0 - 6 yaş altındaki çocuklu ailelerin tercih ettiği bu otellerde, kahvaltı açık mekânlarda ailelerle birlikte yapılıyor. Otel içinde, asansörde türbanlı bayanlarla karşılaşıyorsunuz. Çalışanların da çoğunu, özellikle de kadınlara hizmet edenlerini türbanlı kadınlar oluşturuyor. Buraya kadar her şey normal.
Fark, sabah kahvaltısından sonraki programda ortaya çıkıyor. Kahvaltının bitmesiyle birlikte erkekler ve kadınlar ayrılıyor. Çocuklar, özellikle de erkek çocuklar ya babalara teslim ediliyor ya da otelin içinde bulunan özel kreş bölümlerine bırakılıyor. Kadınlar, otelin tam ortasında bulunan ancak etrafı gökyüzüne kadar uzanan tentelerle kapatılan bayan havuzlarına, erkekler ise ya erkek havuzuna ya da otelin kendileri için bir ayrıcalık olarak tahsis ettiği plajlara dağılıyor.
Otel yetkililerine sorduğunuzda, plajın erkeklere ayrılması gibi 'özel bir durumun' söz konusu olmadığını söylüyorlar. Ancak yazılı olmayan bir kuralla plajı yalnızca erkekler dolduruyor. Bu da kadınların plajdan uzak durması için yeterli oluyor.


Havuzda güvenlik kontrolü
Caprice Otel'in kadınlar havuzuna girişindeki uygulaması hiçbir tatil köyünde rastlayamayacağınız cinsten. Etrafı tentelerle tamamen kapatılmış havuza girişte ciddi bir güvenlik kontrolünden geçiyorsunuz. Çantalarınız, içinde bir fotoğraf makinesi ya da kameralı telefon bulunması olasılığına karşı didik didik aranıyor.
Ancak, güvenlik kulübesindeki zor farkedilir küçük uyarı dışında, otelin hiçbir bölümünde, fotoğraf makinası kullanmanızı yasaklayan her hangi bir uyarı yazısı asılı değil. Çantanızı arayan kapalı giyimli kadın güvenlik görevlisi de içeride fotoğraf makinesi sokmamanız konusunda uyarmıyor, sadece çantanızı arıyor.
Anlaşıldığı kadarıyla bu uygulama otel yönetiminden çok müşterilerin talebiyle oluşturulmuş. Sıkı güvenlik önleminden de geçtikten sonra kadınlar için bambaşka bir dünyanın kapısı açılıyor. Tesettürler içeride yerini birbirinden şık ve canlı renklerdeki bikinilere bırakıyor.
Önce pardösüleri, sonra türbanları çıkaran kadınlar bikineleriyle havuzlara atlıyor. Ortalıkta erkek sinek dahi olmaması dışında, kadınlar havuzundaki ortam normal bir tatil köyündekinden farklı değil. Erkeksiz bir dünya burası...
Bikini ya da mayolarla önce yüksek sesli müzik eşliğinde sabah sporları yapılıyor. Ardından ise havuz başında yapılan animasyon ve yarışmalara geçiliyor. Aralarda Türk ve yabancı pop müzik yayını yapılıyor. Bu arada oryantal müzik çalmaya başladığında DJ kabininin önüne gidenlerin sayısı da oldukça fazla.


Destuur, erkek var!
Tamamen kadınlara ait bir mekâna, teknik arızalar halinde erkek teknisyenlerin girmesi gerekebiliyor. Ama böyle bir durumda önce kadınlar için uyarı anonsu yapılıyor. Ve bütün kadınlar, spor salonuna giden bir tünele alınıyor. Burası adeta 'acil' durum çıkışı veya bir sığınak alanı gibi... Örneğin, müzik sisteminde bir teknik arıza oluyor. Erkek teknisyenler (Galiba kadın teknisyen yok!) kadın havuzu bölümüne girmeden önce kadınlar tünele alınıyor. 20 dakikalık bir bekleyişin ardından arıza gideriliyor ve kadınlar tıkışmak zorunda kaldıkları tünelden tekrar havuz bölümüne davet ediliyor.

İddialı bikiniler
Dikkat çeken bir başka konu ise haşema giyen kadın sayısının oldukça az olmasına karşın, havuz kenarında oldukça iddialı bikini giymekten çekinmeyen kadınların çokluğu... Haşemalı sadece bir - iki kadın varken, başları eşarplı yaşlı kadınlar bile mayoluydu.
Kadınlar bikinileriyle oldukça rahat görünmelerine rağmen herhangi bir fotoğraf çekimi tehlikesine karşı da oldukça tedirginler. İçeriye kazayla fotoğraf makinesi girmesi ihtimalinden şüphelendikleri biri olduğunda güvenliğe şikâyet etmekten çekinmiyorlar. Güvenliğin bu konudaki tavrı ise çantanızın tekrar aramak oluyor.
Kadınların tatil boyunca tek aktiviteleri havuz olurken, plajdaki jet-ski ve su sporları gibi aktivitelerden sadece erkekler yararlanıyor. Ancak bu da yazılı olmayan bir kural.
Bu arada otelin içinde vakit geçirmeyi tercih edenler için simit ve çay servisinin yapıldığı Simit House en alternatif mekân! Akşam olduğunda ise kadınlar ve erkekler tekrar buluşarak yemeğe iniyorlar. İsteyenler ise farklı bir aktivite olarak akşamları Ege'nin farklı koylarında yatla tura çıkıyorlar.

Eminem, Kylie Minogue...
Akşam yemeğinin ardından çocuklar yatırılarak kadınlar havuzunun bulunduğu kapalı bölümde zaman zaman pop, zaman zaman Türk halk, gecenin ilerleyen bölümlerinde ise yabancı pop müziğinin yüksek sesle çaldığı bir eğlence başlıyor. Son günlerin bütün gündem parçaları çalınıyor. Eminem, Enrique Iglesias, Dido, Marc Anthony, Kylie Minogue ve U2... hepsi var! Çarşamba akşamları ise otelin 15. yıl kutlamaları nedeniyle sanatçı Zara'nın konserine ayrılmış.


Muslukları kubbeli, içki servisi yok

Daha önce ismi Caprice Otel'ken, şimdi 'Caprice Palace' olarak değiştirilen otelin mimarisi ve iç dekorasyonundaki bazı unsurlar da dikkat çekiyor. Banyolardaki muslukların tasarımı kubbeyi andırıyor. Odalardaki dolaplarda namaz kılanlar için seccade ve namaz saatlerini gösteren bir bilgi notu bulunuyor. Kadınlar havuzunun içinde ve ayrıca otelin içinde iki ayrı mescit var. Tesettür otelin normal kuralları içinde otelde içki servisi olmadığı gibi odalardaki mini barda da alkollü içeceklere yer verilmiyor. Otelin erkek müşterileri genellikle sakallı. Personel hitapları 'günaydın, hoş geldiniz, merhaba' gibi ama müşteriler arasında durum farklı.
Otelde en çok ilgiyi Türk mutfağı görüyor ve orada da sarma, dolma, köfte, pilav gibi geleneksel Türk yemekleri bulunuyor. Sabah kahvaltılarında kahve verilmiyor. Meyve suyu, süt ve çay servisi var. Oteldeki tek yabancı mutfak ise a la carte İtalyan mutfağı.








BUSINESS
 Ortak payda lüks ve bikini; biri aynı, biri ikili
 EDİTÖRDEN
 Mobilyada 'Minas Uygarlığı'
 Bir şişe lavanta için Pera'ya giden şık beyler kalmadı, Rebul değişti...
 Bahçeşehir, hocasını da kendisi yetiştirecek
 Şebinkarahisarlının İnce kabuklu Şebin Cevizi davası
 '9-3 bizim için çok özel'
 PerakendeniN Ritmİ
 Reklam sektörü kaybetmeyi öğrenmeli
 Mali tatili gerekli mi?
 'İş yapma şekli değişecek'
 'Hayır' değil 'yavaşlayın' dediler
 Dostlar
 Sıemens, internetle hasta bakacak...
 Armanı'den Hotel Burj Dubaı Versace'den 28 havuzlu Palazzo
 'Gerilla mağaza' modası





© 2005 Milliyet