Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 22 Haziran 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yaz geldi: Toplu kesim mevsimi


Sezon açıldı. Çocukları kesip gençleri evlendirecekler. Televizyonlar birkaç sefer belediyelerin yaptırdığı toplu sünnet ve toplu nikâh haberlerine yer verecekler. Çocuklar erkeklik kurumunun, genç insanlar kutsal müessesenin meşruiyet kapılarının önünde kurbanlıklar gibi sıra bekleyecekler...
* * *
Çocuk koşmaya başlıyor can havliyle. Göbekli kalabalık peşine düşüyor güneşin altında. Oğlanın sırmalı şapkası parlıyor ışıkta. Nihayet kendine, göbekli adamların çıkamayacağı bir ağaç buluyor ve hızla tırmanıyor tepesine. Aşağıdan bağırıyorlar:
"Erkaaan! Erkaaan! İn aş'aa!"
"İnmem!" diye cevaplıyor çocuk, içine kaçmış sesiyle.
Derken gülüşmeler, gülüşmeler, gülüşmeler. Nihayet indiriliyor çocuk apar topar ağaçtan. Kesime götürülüyor gayretkeş bir aceleyle. Kendi gibi onlarca çocukla birlikte kesilmeye. Sonra da istese de istemese de "toplu sünnet eğlencelerinde" eğlenmeye.
Akşam olunca bu haber televizyonlarda yayımlanacak, izleyenler yine çok gülecek.

Kurbanlıklar gibi
Tıpkı kesimden kaçan koyunlar gibi, tıpkı kalabalıkları peşine takıp "çılgın dana" haberlerine çıkan kurbanlıklar gibi Erkan da ülkemize bir göbek kahkahası attıracak.
Korkana bu kadar çok gülmesi için, bir ülkenin kim bilir ne kadar korkuyor olmalısı gerekir...
Çocukların peşinden koşan erkek kalabalıkları bu kadar gayretkeş ve aceleci olduğuna göre kendilerinin canı kim bilir nasıl yanmıştır... Yetişkinler, çocuklardan hiç farkında olmadan türlü intikamlar alır!
* * *
Yeni evli bir arkadaşımızın evinde kahvaltı ederken görmüştüm o acayip şeyi: Dantelden kâğıt peçete paketi. Evlenmeden önceki hayatında muhtemelen böyle bir şeyin varlığını bile tahayyül edemeyecek kadınların evlenince böyle "şeyleri" oluyor. Evindeki şeyler birden başkalarının, başka evli çiftlerin evlerindeki şeylere benziyor. Artık hayatına o peçete dantelini yıkamak, onu temiz tutmak, katlamak, içine peçeteleri yerleştirmek gibi işler ekleniyor.
Evlilikle birlikte gelen "meşru ilişkiler çemberinde" naylon poşetleri uzun şeritler haline getirdikten sonra muska biçiminde katlamak ve onları böylece düzenli yerleştirmek gibi şeyler öğreniliyor.

İntikam alıyorlar
Bu yaz kıyılan toplu nikâh masalarında oturan insanlardan birçoğunun hayatı bu biçimde değişecek. Artık hayatlarına bir sürü lüzumsuz şey girecek. Koltuk başlıklarına yayılacak örtüler gibi, likör takımları gibi, çamaşır makinesi için dikilen kapitone kaplar gibi...
Anneleri babaları bu insanların bu kadar titiz ve ısrarcı olduklarına göre bu evleri kurarken muhtemelen çoğu bu evlerde boğulmuş olmalı. Başka bir hayatın mümkün olduğunu bilmek, görmek, tecrübe etmek onlar için ne kadar yıkıcı olurdu. Herhalde bunu görmemek için çocuklarına tıpkı kendilerininkine benzeyen evler kuruyorlar. Çocuklarından kendilerinin asla farkında olmadığı bir intikam alıyorlar...
* * *
Hamburger zincirlerinden birinde kızlar kasaların önünde, inanılmaz bir hızda çalışıyorlar. O kadar hızlılar ki insan izlerken yoruluyor. Bütün gün ayakta durup müthiş dikkat gerektiren birkaç işi birden yapıyorlar. O kadar hızlı konuşuyorlar ki insan takip edemiyor.
Kaç para alıyorlar acaba? Kaç parayı da geçtim, o parayla ne yapıyorlar? O kızlar o paraları kendi hayatlarını istedikleri gibi kurmak için harcamaya başladığı gün değişecek bu ülke. O kızlar evlenirken çeyiz için harcamak üzere o paraları biriktirmediklerinde...
Kesilen oğlan çocukları ise... Onlar, içlerine bakmayı bu kadınlardan öğrenmeye çalıştıkları, sünnetten kaçan çocuklara gülmedikleri gün değişecek o evler. O evlerin içinde boğulmayı hayat zannedenler...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Çankaya, demokrasi, RTÜK
RTÜK üyelerini eskiden beri Meclis seçiyor. F...
Çetin ALTAN
79...
Yılın gitgide kısalan geceleri ve gitgide uza...
Melih AŞIK
Washington PKK
Michael Rubin, FrontPage dergisinin düzenledi...
Fikret BİLA
Çiçek: Hâkimlik şüphe kaldırmaz
Milliyet'te önceki gün manşetten duyurduğumuz...
Hasan CEMAL
Yoldan sapmak!
Sonunda Avrupa Birliği olsa da, olmasa da, Tü...
Güneri CIVAOĞLU
Irk hijyeni
Ermenilere soykırım iddialarını kabul eden Al...
Abbas GÜÇLÜ
YÖK'ün kırmızı çizgisi
YÖK Genel Kurulu, bugün İstanbul'da toplanıyo...
Hurşit GÜNEŞ
Ballı satış başlıyor
Bu hafta özelleştirmede en yoğun hafta. Türk ...
Nail GÜRELİ
Kemikli türban politikası
Başörtüsü AKP iktidara geldikten sonra kemikl...
Mehmet Y. YILMAZ
Türban için "Anayasa'yı değiştirmek" mümkün mü?
ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu'nun, Başbakan ...
Hasan PULUR
Tatil Günlüğü (1)
AMERİKA'dan vıcık vıcık haberler akıyor. Maşa...
Meral TAMER
İstanbullular, vapurlarına sahip çıkıyor
Babam doktordu: Dr. Osman Nuri Artun. Mazhar ...
Ece TEMELKURAN
Yaz geldi: Toplu kesim mevsimi
Sezon açıldı. Çocukları kesip gençleri evlend...
Güngör URAS
Batan 28 milyar dolar, TMSF'nin zararı 10 milyar dolar
TMSF'nin 2004 yılı zararının 12.4 katrilyon l...
M. Ali BİRAND
Türkiye'yi harcayıp kurtulamazsınız...
Avrupa'nın dik durabilen, vizyonu olan politi...

© 2005 Milliyet