Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 25 Haziran 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"İnsanları yönetme sektörü"nün yediği haltlar...


Bizim Fenerbahçe Parkı'nın girişinde bir acayip budanma gaddarlığına uğramış asırlık çınarların; neredeyse yapraksız, güdükleşmiş kalın dalları, beyaz kesikleriyle sağa sola açıklı yumruklarını göstere dursun; parkta bebekleriyle gezintiye çıkmış genç çiftlerin de umurunda değil politik tatavalar, yaşlı karı kocaların da...
***
"İnsanları yönetme sektörü"nün tatavaları, gitgide genişleyen bir ilgisizliğin çöllerine süpürülmede...
Besbelli ki sektörün saltanatıyla getirisi azaldıkça, ağırlığı da daha çok hafifleyecek...
Böyle bir sürecin çalkantıları içinde, kahraman olduğunu sanarak ölüp gidenlere de yazık olacak, ziyan olup gidenlere de...
***
Parkın başlangıç kıyısında oturmuş anne babalarının önünde, ikiz iki bebek; yaşları 2 ya var, ya yok...
Bir tanesi önüne bakar gibi... Ötekiyle göz göze geldik; gülücüklerle hafifçe bağırdı:
- Dede...
Sonra da minicik avucuyla bir öpücük gönderdi...
Onu şöyle kucağınıza alıp, bir güzel öpüp sıkıştırmak istemez misiniz?
Ve o sırada düşünür müsünüz, "imam hatip okulları"nın bir meslek okulu sayılıp sayılmayacağını...
***
Ama madem ki, Türkiye'de "insanları yönetme sektörü"nün gündeminde; biz yine 3-5 adımlık düşünelim, onu da...
"Meslek" belirli bir öğrenim ve donanım sonucu, insanın enerjisinin belirli bir dalda; elle tutulur, gözle görülür bir somuta dönüşmesidir; marangozluk gibi, terzilik gibi, doktorluk gibi, avukatlık gibi, kaptanlık gibi, inşaat mühendisliği gibi vs; dünyanın her yerinde o meslek hünerini değerlendirecek bir alana sahip olmasıyla birlikte...
***
Dinini daha derinliğine öğrenip "cennetmekân" olma çabasını; paraya dönüştürmek için piyasalamak, günah sayılacağı için; din öğrenimi, evrensel bir meslek öğrenimi sayılamaz.
Ne var ki, "lise" öğrenimi de mesleki bir öğrenim sayılamaz.
***
Öyleyse...
Öyleyse mesleki bir donanım vermeyen okullardan geçenlere tanınan haklar; meslek okullarından geçmiş olanlara da tanınmalı, din eğitiminden geçmiş olanlara da...
Evrensel ekonominin nakışladığı küresel piyasalar, hepsini oturtur yerli yerine...
***
Fenerbahçe Parkı'nın ikizleri, bu tür deli pöstekilerinin dışındaydı; az daha ileride rıhtımdaki çay bahçesinde koşuşturup duran ve masalarla ahbaplık kurmaya çalışan yumuk 3 yaşlarındaki bir başka kız çocuğu da...
***
"İnsanları yönetme sektörü"...
Ah ah bir de o sektörün binlerce yıldan bu yana yediği haltlar üstüne bir müze kurulabilse...
Sokrates'in neden ve nasıl idam edildiğini de gösteren; Lavoisier'nin neden ve nasıl idam edildiğini de gösteren...
Sonra da bir ayrım yapılabilse; sektörün propagandasını pompalayan nutukçularla resmi tarihçiler ve sektör tatavasının dışındaki sanatçılarla bilimciler arasında...
Böyle bir müze, tüm dünya üniversitelerinin tepesine tüy dikerdi...
***
Yeryüzü, beyni buzlanmışlarla, buzlanmamışlar olarak da, ayrılabilir ikiye...
Küreselleşme süresi ise, çeşit çeşit buzlanmışlığı aynı hararet altında ılındırma dönemi...
Ve bir yanda buzlanmışlıktan saltanat ve getiri sağlayanlar; bir yanda buzlanmışlığın ötesinde, evrenselliğin güneşlerine uzananlar...
Fenerbahçe'nin, her türlü buzlanmışlık dışı bebekleri, 21. yüzyılın güneşlerine uzananlardan olacaklar...
***
16 Kasım 1850 günü Taksim'deki "Hotel Justiniano"ya inen "Madame Bovary"nin dev yazarı Gustave Flaubert, 5 hafta kalmıştı İstanbul'da...
İstanbul'a ait notlarında şöyle diyordu Flaubert:
"Doğu'ya da kadın özgürlüğü ister istemez gelecek. Yüz yıl içinde harem, yok olup gidecek buralardan da. Avrupalı kadın örneği bulaşıcıdır. Yakında İstanbul'da da kadınlar başlayacaklardır roman okumaya... Haydi artık elveda Türk sakinliğiyle durgunluğuna. Buralarda da eski, çatırdayıp çökmede"...
***
Gustave Flaubert 1850'de İstanbul'a geldiğinde, yüz yıl sonrasından söz ediyordu...
Ne yazık ki hâlâ daha "gelişmekte olan" ülke kategorisinden çıkıp, "gelişmiş ülke" platformuna oturamadık.
Politik tatavalar, gitgide genişleyen bir ilgisizlik çöplüğüne süpürülmesin de ne olsun?
***
Fenerbahçe Parkı'ndaki göz göze geldiğimiz minik ikizlerden biri, gülücükler göndererek hafifçe bağırmıştı:
- Dede...
3 yaşındaki tombulca bir tanesi de, koşturup duruyordu rıhtımdaki çay bahçesinde...
6-7 yaşlarında bir oğlan çocuğu ise, döküntü giysiler içinde boynu bükük, bir şeyler satmaya çalışıyordu masalar arasında...
Asırlık çınarlardan bazıları, neden o kadar gaddarca budanmıştı ki?..

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Yunanlıdan dost olmaz!
YUNAN ve Türk siyasi kimliklerinin oluşumunda...
Çetin ALTAN
"İnsanları yönetme sektörü"nün yediği haltlar...
Bizim Fenerbahçe Parkı'nın girişinde bir acay...
Melih AŞIK
Plaja saldırı
Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'e sorm...
Fikret BİLA
Hükümet-YÖK çatışması
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da hükümetle YÖK...
Hasan CEMAL
Değişime mahkûm olmak!
Avrupa'nın yaşadığı krizi dünkü yazımda özetl...
Güneri CIVAOĞLU
Kurşun sapması
55. ve 56. hükümetlerde M. E. Bakanı ve Başba...
Can DÜNDAR
Deniz manzaralı darbuka talimi
Cannes'da kaldığım otelde yan odadan dinmek b...
Abbas GÜÇLÜ
Katsayı sorunu nasıl çözülür?
Ülkeyi yeni bir krizin eşiğine getiren ÖSS ka...
Semih İDİZ
Amerika'dan "fikri takip" ziyareti
Kuzey Irak'ta yuvalanmış olan PKK meselesi, A...
Mehmet Y. YILMAZ
Başbakan'ın asıl bakması gereken yer
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, meslek liseler...
Hasan PULUR
"Recep Abi"nin kalbini belki de "Kör Öfke" vurdu...
O bizim kuşağın "Recep Abi"siydi; bizden bir ...
Derya SAZAK
Bush'un sıcak yazı
İngiltere'de yayımlanan The Economist dergisi...
Meral TAMER
Yoksul kadın, yoksulluğu nasıl tarif ediyor?
Bizim İstanbul ya da Ankara'da, gazetedeki ya...
Tamer HEPER
Yasalar hazırlıksız yapıldı
"Yeni yasaya göre polis bir evde arama yapama...
Yaman TÖRÜNER
İlaç sektörünün kafası karışık
Kansere bulunan çare ve ilaç sektörü hakkında...
Güngör URAS
İlgi görmesi için kadın 'illa da soyunmalı mı?'
Kadının müzede yer alabilmesi için illa da so...
M. Ali BİRAND
Türk-Yunan komutanları...
Kara Kuvvetleri komutanı Org.Büyükanıt, Atina...

© 2005 Milliyet