|
Katsayı sorunu nasıl çözülür?
Ülkeyi yeni bir krizin eşiğine getiren ÖSS katsayıları, akılla değil de, duygularla hareket edildiği sürece, kesinlikle bir çözüme kavuşmaz.
Hükümet ile YÖK arasındaki bu gerginliğin, taraflara olduğu gibi gençlere de bir yararı yok. 1998'de bir deli bir kuyuya bir taş attı. O gün bugündür tartışılıyor.
Konunun çözüme kavuşamamasının en önemli nedeni, tartışmaya taraf olanlardan neredeyse tamamının, katsayı olayının teknik yönlerini bilmemeleri. Daha vahimi, zahmet edip öğrenmemeleri.
Olayın en makul çözümünün ne olduğuna geçmeden önce, bu noktaya nasıl gelindi, onu bir hatırlayalım:
1998'de ikinci basamak sınavı ÖYS kaldırılarak, üniversiteye giriş tek basamaklı hale dönüştürüldü. Bu arada alan seçimi getirilerek, meslek lisesi mezunlarının kendi alanları ile ilgili birkaç bölüm dışında, diğer fakültelere girmeleri olanaksız hale getirildi.
İmam hatip liselerindeki öğrenci sayısının azalması bazı çevrelerin hoşuna gitti. Ama bu arada diğer tüm meslek liseleri de kan kaybetti. Bu kimsenin umurunda olmadı. İmam hatiplerin boşluğu, halk arasında İslami kolejler olarak anılan, özel okullarla dolduruldu. Meslek liseleri ise imam hatip tartışmalarının kurbanı oldu. Bir ara, teknik kolejler olarak en iyi öğrencileri bünyesine çeker hale gelen bu okullar, önlerine getirilen katı kurallar nedeniyle, başarısız öğrencilerin devam ettiği çırak okulları olmaya zorlandılar...
Bu konuda, YÖK ile hükümet, zıt iki farklı görüşü savunuyor. Hükümet, meslek lisesi mezunlarının önünün hepten açılmasını isterken, YÖK buna kesinlikle karşı çıkıyor. Bir örnek vermek gerekirse, hükümet, imam hatip ya da herhangi bir meslek lisesinden mezun olanların, hukuk, siyasal, tıp dahil herhangi bir fakülteye girerken, düz lise mezunlarıyla eşit koşullarda yarışmaları gerektiğini savunuyor. YÖK ise bırakın diğer fakülteleri, elektrikten mezun olanın elektrik mühendisliğine, ticaret lisesinden mezun olanın iktisada, iletişimden mezun olanın iletişim fakültesine girmesine bile sıcak bakmıyor. Adaylara, adres olarak 2 yıllık meslek yüksekokullarını gösteriyor ki bu da hiç kimsenin ilgisini çekmiyor.
Bu noktada, her iki tarafın görüşü de sağlıklı değil. Çünkü çözüm değil, art niyet taşıyor.
Önce hükümet görüşü neden sakat, ona bakalım:
Meslek liseleri, normal eğitime göre 6 kat pahalı bir eğitim modeli. Öğrenciye bu kadar yatırım yaptıktan sonra, aklını başka noktalara çekmenin, ne öğrenciye ne de ülkeye bir yararı olur. Hiç kimse, hiç kimseyi meslek lisesine zorla göndermiyor. Hukuk ya da siyasala gidecek öğrenci, seçimini meslek lisesinden yana değil de düz liseden yana kullanırsa, üniversiteye girişte bir sorunla karşılaşmaz.
Kaldı ki bu yasak sadece meslek lisesi öğrencilerine değil, anadolu liseleri, fen liseleri ve diğer düz lise öğrencilerine de uygulanıyor. Onlar da alanları dışında bir fakülte seçtiklerinde, ortaöğretim başarı puanları, tıpkı meslek lisesi mezunları gibi 08'le değil, 03'le çarpılıyor. Yani, hükümetin iddia ettiği gibi bir kasıt söz konusu değil! Alan seçimi, doğru uygulandığında, doğru bir seçenek.
YÖK'ün tutarsızlığı ise yasaklamanın dozuyla ilgili. Meslek lisesi mezunlarını, köşeye sıkıştırma yerine biraz nefes almalarına olanak sağlasa, hem bu okulların öğrenci kalitesi yükselecek hem de bu tartışmalar tümüyle bitecek. Dolayısıyla siyasi malzeme olmaktan çıkacak.
Makul çözüm, meslek lisesi mezunlarının kendi alanlarıyla ilgili fakültelere girişte, örneğin bilgisayardan mezun olanın, bilgisayar mühendisliğine girişte, diğer liselerin sayısal bölümlerinden mezun olanlar gibi 08'li katsayı ile diğer alanlara yöneldiğinde ise yine diğer lise mezunları gibi 03'lük katsayı ile yarışmasıdır.
Özetin özeti: Teziç ve Çelik zirvesinden bu makul çözüm değil de yine inatlaşma çıkarsa, amaçlarının üzüm yemek olmadığı artık iyice anlaşılacaktır!..
aguclu@milliyet.com.tr
|
|