|
Yoksul kadın, yoksulluğu nasıl tarif ediyor?
Bizim İstanbul ya da Ankara'da, gazetedeki ya da üniversitedeki odalarımızda yaptığımız yoksulluk tanımıyla yoksulların kendilerinin yaptığı tanım aynı mı?
Yoksulların kafasında ne tür bir yoksulluk tarifi var?
Yoksullukla mücadele için kafa yoranların, yoksulları ulaştırmak istedikleri noktayla, onların varmak istedikleri nokta birbiriyle çakışıyor mu?
Dün Boğaziçi Üniversitesi'ndeki bir toplantıda, Türkiye'de mikrokredi uygulamalarının, yoksullukla mücadeledeki başarısının değerlendirildiği bir araştımanın sonuçları açıklandı. BÜ'den Prof. Dr. Fikret Adaman ve Cambridge Üniversitesi'nden Tuğçe Bulut tarafından, Açık Toplum Enstitüsü'nün desteğiyle gerçekleşen araştırmalarda önce Türkiye'deki 2 mikrokredi uygulaması masaya yatırıldı:
1) Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı KEDV tarafından 2,5 yıl önce deprem bölgesi olan İzmit'te ve bir süre sonra da İstanbul'un yoksul varoşlarında başlatılan mikrokredi uygulaması.
2) Diyarbakır milletvekili ve Türkiye İsrafı Önleme Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aziz Akgül'ün liderliğinde Grameen Bank'la birlikte Diyarbakır ve Bismil'deki mikrokredi uygulaması.
Marmara, Diyarbakır
Biliyorsunuz bu krediler sadece kadınlara yönelik. Ulaşılabilen en yoksul kadınları iş sahibi yapmayı amaçlıyor. Yörenin özelliklerine göre Diyarbakır'da en yüksek kredi miktarı 500 YTL, Marmara Bölgesi'nde 750 YTL. Her 2 uygulamada da kredi alan kadınlar, tek başına çalışıyorlar. İkinci bir kişiyi istihdam edebilenlerin sayısı parmakla gösterilecek kadar az.
Üstteki tabloda da görebileceğiniz gibi mikrokredi kullanan kadınlara "Türkiye'nin en önemli sorunu nedir?" diye sorulduğunda işsizlik açık ara ilk sırada yer alıyor. Diyarbakırlı kadın için ikinci büyük sorun yoksulluk. İzmitli ve İstanbullu için enflsyon ve eğitim. Diyarbakırlı kadın için eğitim önemli bir sorun değil. Hele gelir dağılımı, türban ve Kürt sorunu gibi bizim buralarda çok önemsediğimiz sorunlar, her 2 bölgedeki yoksul kadının gündeminde bile yok.
Yoksulluk utançtır!
Görüşlerine başvurulan kadınlardan yoksulluğu tarif etmeleri istendiğinde bakın ne tür yanıtlar gelmiş:
Yarın ne olacak bilmiyorum Ben kendi hayatımı yönetemiyorum Gelecek planlarımı yapamamanın sıkıntısını yaşıyorum Sesimi duyuramıyorum, zaten yoksulları kimse dinlemiyor Günlük geçimini sağlayabilmek
Gördüğünüz gibi toplumumuzun en yoksul kesiminden kadınların yoksulluğu tarifinde gelir düzeyine herhangi bir referans yok. Ancak son sırada yer alan günlük geçimini sağlayabilme maddesinde gelirle bir bağ kurmak mümkün.
Pekiyi bu kadınların yoksulluktan algıladıkları rahatsızlıklar neler?
1) Öncelikle bir utanç duygusu. Ve bu yüzden de yoksulluk, hane halkı içine hapsoluyor. Dışarıya yansıtılmamaya çalışılıyor.
2) Saygı görememe
3) Umutsuzluk
4) Güvensizlik
Mutluluk nedir?
Pekiyi bu yoksul kadınlar, kendilerini hangi koşullarda mutlu hissedebilir?
Sağlıkları yerindeyseAile içinde saadet ve huzur varsa
Görüşlerine başvurulan kadınların hiçbiri, "yeterice paramız olursa" demiyor. Ekonomik şartların arka plana itildiği görülüyor, belki savunma mekanizması olarak, belki de günlük geçimini sağlamaktan ötesini düşünemedikleri için...
Diyarbakır'da mikrokredi kullanan kadınların aylık kazancı 15 - 20 YTL, nadiren 60 YTL kazananlar da var. Araştırmayı yapanlara çok cüzi görünen bu 15 YTL'lik aylık kazanç, Milliyet TIR'ıyla yazları o bölgeleri dolaşmış bir gazeteci olarak bana sorarsanız onlar için bir bolluk. Buradan bakmakla, oralardaki yoksulluğu algılamak mümkün değil. Zaten araştırma sonuçları da 15 YTL'lik aylık kazancın, kadını ve dolayısıyla da ailesini umutsuzluktan da, utançtan da kurtardığını gösteriyor.
Aslında utanç duyması gerekenler, geçmişte Türkiye'yi yönetenler ve ekonomik krizlerle bu hale getirenler, vatandaş olmanın en basit haklarını onlardan esirgeyenler...
Siz ne diyorsunuz? Utanması gerekenler kim? Onlar mı, bizler mi?
mtamer@milliyet.com.tr
|
|