Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 25 Haziran 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İlaç sektörünün kafası karışık


Kansere bulunan çare ve ilaç sektörü hakkında yazdığım yazılara çok sayıda ileti geldi. İlaç sektörü hakkındaki iletilerden anlaşılıyor ki, herkes kendi çıkarına göre sistemi yönlendirme eğiliminde. Çünkü, ilaç fiyatları üzerinde büyük çekişme var. Tarafların her biri de, kendi çıkarına uygun biçimde, yetkili kurum olan Sağlık Bakanlığı'nı yönlendirme peşinde. Vatandaş ise, derdine çare bulmak için çırpınıyor.
İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) jenerik ilaçların fiyatlarının iddia ettiğim gibi yüksek olmadığı savunuyor. Ama, Türkiye'de jenerik(orijinalinin eşdeğeri olan ve orijinalinin koruma dönemi geçtiği için piyasaya sürülen ilaçlar) ilaçların fiyatları Sağlık Bakanlığı'nın son düzenlemesiyle orijinal ilaçların en çok % 80'i fiyatında olabiliyor. Yani, jeneriğin üst fiyatı, her birinin üretimi için ortalama 800 milyon dolar harcanan orijinalinden sadece % 20 oranında ucuz. Oysa, Avrupa'da bu oran % 50'ye kadar düşüyor. İEİS, bunun tavan bir fiyat olduğunu, birçok ilaç fiyatında bu tavan fiyatın % 30'u kadar altına düşüldüğünü, Avrupa ile karşılaştırmanın ambalaj ve form bazında bire bir aynı ürünler için yapılması gerektiğini, buna göre 492 ilaç üzerinde yapılan araştırmanın bizde jenerik ilaçların pahalı olmadığını gösterdiğini söylüyor.
Anladım ki:
1- Jenerik ilaçların, tavan olarak bile olsa, orijinal ilaçların % 80'i oranında fiyatlandırılması yanlıştır ve pahalıdır.
2- Sağlık Bakanlığı'nın orijinal ilaçlar için yaptığı fiyat uygulamasının(Avrupa'daki 5 seçilmiş ülkenin alınıp her bir ilaç için en düşük fiyatın üst fiyat olarak belirlenmesi yöntemi) benzerini jenerik ilaçlar için de yapması veya jenerik ilaçlara çeşitlerine göre objektif esaslarla daha düşük üst tavanlar belirlemesi lazımdır.
3- Ülkemizde mümkün olan çok sayıda ilaç bulunabilmesinin sağlanması ve jenerik ilaç üretiminin teşviki gerekir.
Fako İlaç Genel Müdürü Halit Gündüz de bir ileti göndermiş. Kısaca, orijinal ilaç firmalarının Türkiye'de "patent" koruması olduğunu, "veri münhasıriyeti"nin bu süreden sonra başladığını, orijinal ilaç üreten firmaların ayrıca Avrupa Birliği'ndeki gibi ilaçla ilgili bilgilerin korunması anlamına gelen 6 yıllık "veri koruması" istediklerini ve jenerik ilaç için, sahte anlamına gelebilecek olan "taklit ilaç" deyiminin kullanılmaması gerektiğini anlatıyor.
Anladım ki:
- Sadece, orijinal ilaç piyasaya çıktıktan sonra, patent süresine bakılmaksızın sadece 6 yıllık bir koruma süresi vardır. Bu 6 yıllık sürenin bir bölümü, ilacın piyasaya sürülüşü değil üretimi için verilen patent süresinin içinde kalabilir.
- "Veri münhasıriyeti" ve "veri koruması" uygulaması ülkemizde de mutlaka yapılmalıdır.
New Jersey Medical School Mikrobiyoloji ve Moleküler Genetik Eğitmeni Gökçe Törüner, kanserle savaşı kazanmada önemli rolü olacağını açıkladığım "Sutent" adlı ilacın başlangıçta Parmacia adlı bir San Francisco firması tarafından "Sugen" adı ile üretildiğini, firmanın sonradan Pfizer tarafından satın alındığını söylüyor. İlacın yan etkilerinin kemoterapi ilaçlarına göre az olduğu ama yine de yüksek tansiyon, halsizlik ve ishal yapabildiğini vurguluyor. Kemoterapi ve ışın tedavisi yöntemlerinin tarihe karışacağı iddiasının biraz spekülatif olduğunu, IGF-IR enziminin normal dokularda da tamamen yok sayılamayacağını anlatıyor.
Görülen o ki, 5 yıl içinde artık kanser tedavisinde % 50-60 oranında başarı sağlanacak.

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yunanlıdan dost olmaz!
YUNAN ve Türk siyasi kimliklerinin oluşumunda...
Çetin ALTAN
"İnsanları yönetme sektörü"nün yediği haltlar...
Bizim Fenerbahçe Parkı'nın girişinde bir acay...
Melih AŞIK
Plaja saldırı
Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'e sorm...
Fikret BİLA
Hükümet-YÖK çatışması
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da hükümetle YÖK...
Hasan CEMAL
Değişime mahkûm olmak!
Avrupa'nın yaşadığı krizi dünkü yazımda özetl...
Güneri CIVAOĞLU
Kurşun sapması
55. ve 56. hükümetlerde M. E. Bakanı ve Başba...
Can DÜNDAR
Deniz manzaralı darbuka talimi
Cannes'da kaldığım otelde yan odadan dinmek b...
Abbas GÜÇLÜ
Katsayı sorunu nasıl çözülür?
Ülkeyi yeni bir krizin eşiğine getiren ÖSS ka...
Semih İDİZ
Amerika'dan "fikri takip" ziyareti
Kuzey Irak'ta yuvalanmış olan PKK meselesi, A...
Mehmet Y. YILMAZ
Başbakan'ın asıl bakması gereken yer
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, meslek liseler...
Hasan PULUR
"Recep Abi"nin kalbini belki de "Kör Öfke" vurdu...
O bizim kuşağın "Recep Abi"siydi; bizden bir ...
Derya SAZAK
Bush'un sıcak yazı
İngiltere'de yayımlanan The Economist dergisi...
Meral TAMER
Yoksul kadın, yoksulluğu nasıl tarif ediyor?
Bizim İstanbul ya da Ankara'da, gazetedeki ya...
Tamer HEPER
Yasalar hazırlıksız yapıldı
"Yeni yasaya göre polis bir evde arama yapama...
Yaman TÖRÜNER
İlaç sektörünün kafası karışık
Kansere bulunan çare ve ilaç sektörü hakkında...
Güngör URAS
İlgi görmesi için kadın 'illa da soyunmalı mı?'
Kadının müzede yer alabilmesi için illa da so...
M. Ali BİRAND
Türk-Yunan komutanları...
Kara Kuvvetleri komutanı Org.Büyükanıt, Atina...

© 2005 Milliyet