Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 26 Haziran 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ATV | CINE-5 | CNBC-E | CNN-TÜRK | KANAL 7 | KANAL D | LİG TV | NTV | STV
SHOW | STAR | TGRT | TRT 1 | TRT 2 | TRT 3 | TV 8
Hüzünlü müzik kapısı


Dumanlı bir sırada rastladım ona. Kendi kendime konuşurken yakalandım da diyebilirim. Hani biri dürttü, "söylediklerine kulak ver" dedi sanki. Sesini biraz daha açtım televizyonun. Elliott Murphy diye bir adam. Bob Dylan'dan bahsediyordu. Dedim ya biraz garip bir gece benim için. Şu sıralar havalarda uçuyorum da. Uzun sarı saçlı, etkileyici ve de yorgun bir adam. Bu arada, adını programın sonunda öğrendim. Görüntüler belgesel tadında. Mezzo kanalında oluyor olay. Anlatmak istedikleri, hikayenin önünde benim için. Yani mekanlar, isimler, olaylar araya müzikler serpiştirilerek kendi ağzından ekrana geliyor. Ben onları dinlemiyorum ki. Bakışlarındaki "eeeh işte öyleydi" yi o kadar net görüyorum ki. Elliott Murphy için sonradan okuduğum bir kısa yorum bu adamı öyle güzel ifade ediyor ki:
"Elliott Murphy bir şarkıcı ve söz yazarı. Onda 'Bob Dylan' olmak için kabiliyet ve karizma mevcuttu. Fakat müzik eğilimleri böyle olmasını istemedi. Elliott Murphy kendi kulvarındaki isimler -aralarında Bruce Springsteen ve Lou Reed de var- tarafından hayran olunmuş bir isimdi ama hiçbir zaman rock'n roll efsanesi olamadı".
Böyle bir yorum ile o gece izlediğim adam o kadar örtüşüyordu ki. Amerika'dan Avrupa'ya yolculuk belki de bu kaçıştı. Paris'e yerleştikten sonra albümler devam etmiş. Kentin ünlü caz kulübü New Morning'den görüntüler vardı. "Bob Dylan" olmaktan bahsedilen adamın bu barda 200 kişiye çalmasının da öyküsüydü. Sonra arka kapıdan çıktı, tek başına. Bir konserde tanıştığı kadınla evlenmiş. Küçük bir evde, kurduğu grubun gitarcısı ile takılırken görüntüleri de vardı. Elliott Murphy Band huzurlarınızdaydı son kez küçük barda. Sonra jenerik akmaya başladı. Bob Dylan vardı, Bruce Springsteen bir de. İlah olmak bu kadar bıçak sırtı mıydı? Yoksa önüne geldiğinde elinin tersi ile de itilebilir bir şey miydi? Elliott Murphy belki de tılsımın üstünü kazımıştı, bunu anlatmak istedi. Ben ise uçmaya devam etmek üzere televizyonu kapattım, bir de gözlerimi... Oradaydı...

Bir şerit....
Tam bir şerit. Hızlı hızlı geçelim. "Objektif"te Hakan Şükür. Bitmeyen senfoni gibi. Hayatı bir yana, Ersun Yanal bir yana şeklindeydi. Unutulmaz olduğu söylenen bir Beşiktaş maçında hakem Ahmet Çakar olmuş. Bu vesile ile geldi ama bu vesile ile Ersun Yanal muhabbeti yaptı. Hayat böyledir. Bir şeyler söylemeliydi Hakan Şükür. Kadir Çelik yoklayıp durdu onu. Kaç olmuştu bilmiyorum, plak cızırdamaya başlamıştı çoktan, kaldırdım iğneyi...
Komik adam mı kara mizah mı?Metin Şentürk neşeli mi neşeli. Yüz ifadesi öyle. Bir de jet-ski'ye bindirmişler. Al Pacino'nun âmâ şoför sahnesi eşliğinde anlatıyor deniz üstündeki gezintiyi. O bir film bu ise bizatihi Metin Şentürk'ün kendi gerçeği. Ne alaka yani? Metin Şentürk'ü bana emanet etseler aslında bisiklete bindirir, "Hadi evladım ancak gidersin" derdim. Geyik bir tarafa, bunun şakası olmaz. Hangi akıllı bindirmişse o garip aletin üstüne onu?
Kanal D'nin o devasa hatun sunucusunun sunduğu "Canlı Canlı" programında Kuşadası'nda çekirdek çitleyip cakkudu cukkudu oynayanların mevcut olduğu halk konserinden görüntüler vardı. Sonra muhabir sosyal olmak adına tarlada köylü kadınlarla konuşmaya gitmiş. Mardin'den gelmiş biri, başı önde çapa salıyor, yakınları buradaymış. Mardin'de "Maraba" derlermiş, muhabir biliyor olayı yani. Ve soruyor: "Sana burada ne diyorlar?" Kadın çapayı bırakıyor, kaldırıyor başını: "İşçi diyorlar"! Şerit koptu, iyi pazarlar.




s.kologlu@milliyet.com.tr






  Sina
  KOLOĞLU
Hüzünlü müzik kapısı

© 2005 Milliyet