Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 26 Haziran 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Jet ski terörüne kim dur diyecek?


Birkaç günlüğüne de olsa tatile kaçma olanağı bulduk. Her ne kadar telefon ve yazı trafiği hiç temposunu kaybetmese de denizin, kumun, güneşin tadına biraz olsun vardık. Ama o kadar. Keyfini çıkardık desek yalan olur.
Ege'den Akdeniz'e nereye giderseniz gidin müthiş otel ve tatil köyleri var. Turist sayısının her yıl katlanarak artması boşuna değil. Birkaç yıl sonra gittiğiniz bölgeleri adeta tanıyamıyorsunuz. Çünkü hemen her tarafa yeni oteller inşa edilmiş. Hepsi de birbirini kıskandıracak cinsten.
Turist sayısı, bu yıl, rahatlıkla 20 milyonu aşar. Turizm sektöründeki büyüme hızı bu haliyle devam ederse, fazla değil 5 yıl sonra 30 milyonu yakalamamız işten bile değil.
Tatil köyleri ve oteller eskisi gibi değil. Sadece doğal güzellikleri ve mimari konumlarıyla değil, hizmet kalitesiyle de göz dolduruyorlar.
Mönüden hizmet kadrolarına, animasyon etkinliklerinden günübirlik turlara kadar sizi memnun etmeye yönelik ne varsa, eksiksiz yerine getiriyorlar.
Bu kadar güzellik içerisinde çirkinlikler yok mu? Ararsanız bulursunuz. Ama fazla değil. Beni en çok rahatsız edeni ise Jet ski'ler. Üç beş kişi, hız tutkusunu tatmin edecek diye, yüzlerce kişinin tatili zehroluyor.
Plaja inip tam tatilin tadını çıkarmaya ramak kala önce yeri göğü ayağa kaldıran sesi, ardından bıraktığı egzoz kokusu, devamında da yüreğinizi ağzınıza getirecek akrobasi hareketleri başlıyor. Hem de yüzlerce insanın tam ortasında.
Bir plaj düşünün, çoluk çocuk yüzlerce kişi denize giriyor. Hemen yanında, su sporları yapanlar var. Kimi sörf yapıyor, kimi de kanoya biniyor. İşte tüm bunların göbeğinde bir de Jet ski'ler var. Hani şu Bağdat Caddesi'nin çılgın gençleri var ya, onlar gibi. Egzozu öttüre öttüre tur atıyorlar.
Bir anlık dalgınlık, bir anlık heyecan ya da panik, büyük facialara yol açabilir.
Hele bazı çılgınlar var ki, üç beş yaşındaki çocuklarını da kucaklarına alıp öyle fiyaka satıyorlar. Eşleri, yakınları ya da en önemlisi görevliler nasıl müsaade ediyorsa!..
Türkiye garip bir ülke. En olmaz denilenleri yapmada üzerimize yok. Hafta başında tüm gazetelere haber oldu. İki gözü de görmeyen anlı şanlı şarkıcımız Metin Şentürk de jet ski ile sürat denemesi yapanların arasına katılmış. Hem de iki gözü görenler gibi halkın içerisinde bu zevkini tatmin etmiş.
Pek çoğunuz gibi haberi okuyunca, ben de uzunca bir çüşşşşşş çektim. Neyi değiştirecekse!..
Jet ski terörü nedeniyle, her yıl, ciddi sayıda vatandaşımız zarar görüyor. Bu konuda derin acılar yaşayan arkadaşlarımız oldu. Her an yeni acıların yaşanmaması ise tamamen tesadüf eseri.
İşte bu yüzden bu jet ski terörüne birileri son vermeli. Bu işin birinci derecede muhatabı Turizm Bakanlığı. Onlara, su sporları adı altında ruhsat veren onlar. Ama belli ki ne denetliyorlar ne de olup bitenden haberleri var. Bir felaket yaşanmadan da duruma el koyacakları yok. O da kaç gün sürecekse...
Erkan Mumcu'nun turizm bakanlığı döneminde, Bodrum'da gerçekleştirdiğimiz Genç Bakış'ta bu konu da gündeme gelmiş, jet skilerin plajlardan uzak bölgelere taşınması kararlaştırılmıştı. Ama o gitti. Konu da unutuldu. Yeni Turizm Bakanımız Atilla Koç'tan bu konuya el atmasını özellikle rica ediyoruz...
Eğer bir felaket yaşanırsa, bu felaketin sorumlusu, bakanından tesislerin sahip ve yöneticilerine kadar hemen herkestir. Çünkü bu teröre seyirci kalan ve vize verenler onlardır.
Özetin özeti: Güzelliklere çirkinlik katmada üzerimize yok. Tıpkı jet ski'ler gibi. Birileri keyif alırken başkaları eziyet çekmemeli. Dahası, felaketlere davetiye çıkarılmamalı. Gözden ırak, güvenli bölgelerde, hız tutkusunun tadını çıkaranlara, iyi eğlenceler diliyoruz...

aguclu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Davarı saldım çayıra, artık Mevlam kayıra...
Bir kır balosunda, henüz bıyıkları yeni terle...
Melih AŞIK
Neden uykuda
Turizm Bakanı Atilla Koç, katıldığı her topla...
Fikret BİLA
Yeni Irak'ta Türkmenlerin yeri
Yeni Irak'ın yeni anayasası için çalışmalar s...
Hasan CEMAL
Kos'ta düğün!
O bana bakıyor, ben ona. Söyle bakalım, ne ya...
Güneri CIVAOĞLU
Beyaz gece
İncil'de cennet simgesi "beyaz zambak"tır.
Can DÜNDAR
Göbek havası ve reklam dünyası
Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde ilk günden...
Abbas GÜÇLÜ
Jet ski terörüne kim dur diyecek?
Birkaç günlüğüne de olsa tatile kaçma olanağı...
Semih İDİZ
İran'daki gelişmeler zorlu bir dönemin habercisi
Aşırı muhafazakâr Mahmud Ahmedinecad'ın İran'...
Mehmet Y. YILMAZ
Ferrari'sini satan bilge!
Geçenlerde gazetede ziyaretime gelen bir arka...
Hasan PULUR
Sonları iyi olur iyi!..
SORANLAR var:
Derya SAZAK
Irak Mahkemesi
Darphane-i Amire binasında, 'vicdan jürisi' a...
Meral TAMER
Alman Liseliler, 5 tarihi ağacın kesilmesine izin vermeyecek
Alman Lisesi'nde bizlere kültür varlıklarımız...
Tamer HEPER
Kefilin kefaleti son bulur
Okuyucularımdan biri, kiracısı ve kefili aley...
Güngör URAS
Ali'nin hayali Türkiye'de okumak
Ali'ye Beyrut'ta "Muhammed El-Emin Camii'nin ...

© 2005 Milliyet